12 Eylül’de tek tipe direnen Esentürk: Tek tip bir darbe klasiğidir!

Cumartesi, 30 Aralık, 2017

Guantanamo cezaevi üzerinden refere edilen tek tip düzenlemesine tepki gösteren, 12 Eylül mağdurlarından ve tek tipe karşı direnmiş isimlerden biri olan Hüseyin Esentürk, tek tip elbisenin bir darbe klasiği olduğunu söyledi. 

Hitler döneminden beri dünyanın çeşitli yerlerinde “bir utanç uygulaması” olarak varlığını sürdüren tek tip elbise dayatması yeniden Türkiye’nin gündemine girdi. Geçen yıl 15 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından işareti verilen tek tip elbise uygulaması için ABD’nin hukuksuzluğuyla ünlü ada cezaevi olan Guantanamo örnek gösterildi. Oysa Türkiye de bu uygulamaya yabancı değil. En son 12 Eylül dönemi uygulaması olarak hayata geçirilen tek tip elbise uygulaması bugünkü düzenlemeyle ilginç benzerlikler taşıyor. 
 
12 Eylül tek tip uygulaması tıpkı bugünkü gibi 1983 Aralık ayında yayınlanan bir kararnameyle hayata geçirildi. O dönemki kararname Ocak 2018 tarihinde yürürlüğe konuldu. 2017 Aralık ayında çıkarılan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle (KHK) getirilen tek tip elbise uygulaması için bir aylık geçiş süreci belirlendi. Yani bu uygulama 2018 Ocak ayında hayata geçirilecek. 
 
‘BU UYGULAMAYA DİRENİŞLE KARŞILIK VERDİK’
 
Bütün bu dönemlerin tanıklığını yapan, 12 Eylül döneminde gördüğü işkenceler sonucu halen “vücudunun bir bölümündeki felç ve değişik yerlerindeki izleri” taşıyan Hüseyin Esentürk, bugün yapılan tek tip elbise düzenlemesinin bir “12 Eylül klasiği” olduğunu düşünüyor. Bunun daha önce dünyada başka yerlerde uygulandığını hatırlatan Esentürk, 12 Eylül dönemindeki uygulamayı şöyle anlattı: “Ülkemizde 12 Eylül’de 1983 yılı Aralık kararnamesi ile 1984 yılının başında askeri cezaevlerinde tek tip elbise hayata geçirildi. 1984 yılının başından itibaren de başta Diyarbakır, Metris ve Mamak olmak üzere bütün cezaevlerinde tek tip elbiseye karşı direniş hayata geçirildi. Devrimci tutsaklar açlık grevleri ile buna cevap verdiler. Metris ve Diyarbakır’daki açlık grevleri ölüm oruçlarına çevrildi Metris’te 4 arkadaşım Diyarbakır’da 2 arkadaşımız hayatını kaybetti. Bu mücadele 1986 yılına kadar sürdü. Arkadaşlarımızın sivil kıyafetleri geri verildi ancak 1987 yılında yine bir kararname ile yine aynı uygulama sürdürülmeye çalışıldı.” 
 
‘TEK TİPİ KABUL EDENLERE YÖNELİK İŞKENCE DAHA DA ARTTI’
 
“Tek tip tektipleştirmektir, herhangi bir yargı kararı olmadın insanı suçlu ilan etmektir. Tek tip insanın kişiliğini yok etmektir ve insan haklarına aykırıdır. Devrimciler şimdiye kadar tek tip uygulamasını kabul etmedi bundan sonra da kabul etmeyecek” diyen Esentürk, 12 Eylül döneminde tek tip elbiseye karşı direnişin kırıldığı cezaevlerinde baskı ve şiddetin daha da arttığını hatırlatarak, şunları vurguladı: “Tek tipe karşı çıktığımız ilk dönemlerde direnişi kırmak için yoğun bir direniş süreci başladı. Ardından açlık grevleri ölüm oruçları devam etti. Kabul eden bölgelerde bazı cezaevlerindeki uygulama daha da sertleşti. Tek tipi kabul etmeleri onlar için kurtuluş olmadı. Kendi kafalarındaki uygulamayı tek tipi kabul edenlere yönelik daha sert dayattılar. Tam tersi tek tipi kabul ederseniz arkasında başka işkence uygulamaları geliyor. Tersine tek tipleştirme, kişiliği silikleştirme uygulamaları yoğunlaşıyor.” 
 
‘SADECE CEZAEVLERİ DEĞİL BU ELBİSE BÜTÜN TOPLUMA GİYDİRİLİYOR!’
 
Esentürk, uygulamanın ortak mücadele ile kırılabileceğini ve dışarının bu konuda rolünün önemli olduğunu belirterek, “İçeride ve dışarıda bu uygulamaya birlikte karşı durmak bu dayatmalara karşı tek tipi yırtıp atmak gerekir. Bu uygulama sadece cezaevlerini tek tipleştirmek değil toplumu da tek tipleştirmeye yöneliktir. Cezasızlık uygulaması da bundan bağımsız değildir. Sokağı da teslim alma ve tektipleştirme anlamına geliyor. 2018 ve 2019 seçimleri öncesine gelmesi bizce çok manidardır. Biz seçimle geldik silahla kalacağız anlamına geliyor. Toplumu da bu baskı uygulamalarına hazırlamaya çalışıyorlar” dedi. 
 
Kaynak: Mezopotamya Ajansı