2018 yılı Ege Bölgesinde bulunan cezaevleri hak ihlalleri raporudur:

Pazartesi, 11 Şubat, 2019
" Mevcut hapishanelerin kapasitesine göre doluluk oranı yüzde 117 artmıştır. Hapishanelerdeki çocuk sayısı ise 16 yıl boyunca yüzde 51’lik artış ile 3 bin 85’e yükselmiştir. Kadın mahpus sayısı ise 15 Mayıs 2018 tarihi itibariyle 10 bin 19’a yükselerek, yüzde 375 oranında artış yaşanmıştır. "
 
***
2018 yılını kapsayan; Buca Kırıklar F Tipi, Şakran T Tipi, Şakran Kadın, Ödemiş T Tipi, Manisa T Tipi, Akhisar T Tipi, Menemen T Tipi, Menemen R Tipi, Denizli T Tipi, Denizli D Tipi, Aydın E Tipi, Manisa Alaşehir M Tipi, Kepsut L Tipi, Burhaniye T Tipi Hapishaneleri için; ilgili kurum ve derneklerle yapılan görüşmeler, mahpusların aileleri ve avukatları tarafından derneğimize yapılan başvurular, hapishanelere yapılan avukat ziyaretleri ve mahpuslar tarafından gönderilen mektuplarla sorunların aktarılması sonucunda Ege Bölgesi Hapishaneleri'nde yaşanan hak ihlalleri, İHD İzmir Şube Hapishane Komisyonu tarafından rapor haline getirilmiştir.

Adalet Bakanlığı tarafından TBMM Dilekçe Komisyonu'na gönderilen bilgi notuna göre; 15 Mayıs 2018 tarihi itibariyle Türkiye hapishanelerinde toplam 246 bin 416 tutuklu ve hükümlü bulunuyor. Bunun 66 bin 902’si tutuklu, 28 bin 488’i hüküm özlü ve 151 bin 26’sı hükümlü. 2002 yılından bu yana hapishanelerde bulunanların sayısı 4 kat artmıştır.

Mevcut hapishanelerin kapasitesine göre doluluk oranı yüzde 117 artmıştır. Hapishanelerdeki çocuk sayısı ise 16 yıl boyunca yüzde 51’lik artış ile 3 bin 85’e yükselmiştir. Kadın mahpus sayısı ise 15 Mayıs 2018 tarihi itibariyle 10 bin 19’a yükselerek, yüzde 375 oranında artış yaşanmıştır. Geçen zaman zarfında yeni tutuklamalarla bu sayılar her geçen gün artmakta ve hapishanelerde büyük sorunlar meydana gelmektedir.

İnsan hakları ve demokratik kazanımların tamamen yok edilmeye doğru gittiği bir süreçten geçiyoruz. Bu yılda, 19 Temmuz 2018, OHAL kaldırıldı. OHAL dönemlerinde demokrasi ve insan haklarının yok sayıldığı, yargının siyasetin etkisinde kalarak adaleti yaraladığı ve tüm bunların sonucu olarak tamamen güvenliği temel alan bir yaklaşım gösterildiğini biliyoruz, OHAL sonrasında ise olumsuzluklarda herhangi bir değişiklik olmamış, deyim yerindeyse OHAL kalıcılaştırılmaya çalışılmıştır. Ve bu kalıcılaşma en çok da hapishanelerde etkisini göstermiş, göstermeye de devam etmektedir.

Yine bu yılda, hapishanelerde baskıcı ve insanlık onuru ile bağdaşmayan yöntemler benimsenmiştir. Avukatlar ile mahpusların yaptığı görüşmelere kısıtlama getirilmiş görevlilerce sürekli denetime tabi tutulmuştur.

Tecritin her alanda kendini gösterdiği bugünlerde, tecrite dikkat çekmek için DTK Eş Başkanı ve HDP Hakkâri milletvekili Leyla Güven, 8 Kasım 2018 tarihinden beri süresiz ve dönüşümsüz açlık grevi eylemine başladığını belirtmiştir.

Hapishanelerdeki tecrit uygulamalarının kaldırılması ile işkence ve kötü muamele yasağına aykırı eylemlerin önlenerek sorumlular hakkında etkili soruşturma yöntemlerine başvurulması gerekmektedir.

Hapishanelerde OHAL döneminden kalma hak ihlalleri kalıcı olmaya meyillidir. Gelen genelgelerin hapishane yönetimlerince uygulanması değişiklik göstermekte böylelikle uygulamada keyfilik ortaya çıkmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi uyarınca, devlet, bir kişinin insan onuruyla bağdaşan koşullarda alıkonmasını, tedbirin infazına yönelik yol ve yöntemin kişiyi, alıkonmanın doğasında kaçınılmaz olarak bulunan sıkıntı düzeyini aşacak yoğunlukta ızdırap ve zorluğa maruz bırakmamasını, infazın pratik gerekliliklerini dikkate alarak, diğer şeylerin yanı sıra kişiye gerekli tıbbi yardımı sağlamak suretiyle, sağlık ve refahının yeterince sağlandığını güvence altına almakla yükümlüdür. Ülkemizde mahpusların tedaviye ulaşma hakları, tedavi görme hakları, sağlıklı bir hapishanede yaşama hakları, sağlıklı beslenme hakları ve yasalarda yer alan, hasta olduğunda, tedavisini dışarıda yapması için cezasını erteleme veya serbest bırakılma hakları engellenmektedir.
Özellikle hasta mahpusların tedavilerinde gerçek anlamda sıkıntılar vardır. Rutin, belli zaman aralıkları ile kontrole götürülmeleri gereken hastalar götürülmemekte, değişik gerekçeler ( araç yok, eleman yok…) ileri sürülmektedir. Ayrıca özel yemek verilmesi gereken hastaların durumlarına uygun diyetlerin verilmesinde sorunlar vardır. Adli Tıp Kurumunun verdiği kararların yanlılığı ve bilimsellikten uzak yorumları ile güvenirliği yok edilmiştir. Bizler Tam teşekküllü diğer hastanelerin verdiği raporların da kabul edilmesini talep ediyoruz.

AVRUPA KONSEYİ Bakanlar Komitesi’nin üye devletlere Avrupa Hapishane Kuralları hakkında 2 Nolu Tavsiye Kararı ‘’Özgürlüğünden yoksun bırakılmış herkese insan haklarına saygı çerçevesinde davranılmalıdır.’’ der.

Aynı zamanda Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 2. Maddesinde “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.” Demektedir. Türkiye’nin taraf ve imzacı olduğu hem insan hakları sözleşmeleri hem de uluslararası (Birleşmiş Milletler ve Avrupa Cezaevi Şartnameleri) sözleşmelerde mahpusların cezaevlerinde infazın amacı olan iyileştirme ve topluma kazandırmanın aksine ikinci bir cezalandırma yöntemi olarak mahpushaneler kullanılmaktadır. Bu açıkça hem Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un (CGTİK) hem de uluslararası sözleşmelerin ihlalidir.

Tüm bu hak ihlalleri göz önüne alındığında mahpusu insan saymayan zihniyet gerek yasal düzenlemelerde, gerek uygulamadaki keyfiyet, etik olmayan yaklaşımlar ve bürokratik engellerle mahpuslar için insani olmayan bir tablonun ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Biz insan hakları savunucuları her ne konumda ve durumda olurlarsa olsunlar insanların insan onuruna yakışır bir şekilde yaşam haklarını savunuruz.

Yetkililerden mahpushanedeki insanların da insan onuruna yakışır bir şekilde yaşama hakları olduğunu hatırlatır; bu kadar hak ihlalinin olduğu bir ortamda insanca yaşamanın mümkün olamayacağından dolayı mahpushanelerin koşullarının hemen düzeltilmesini talep ediyoruz.

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ İZMİR ŞUBESİ
HAPİSHANE KOMİSYONU

Hapishanelerden derneğimize gelen başvurular üzerine yaşanan hak ihlalleri analizi;

Hapishanede zehirleme girişimi iddiası 1
Açlık grevi 24
İletişim engeli 9
Tedavi engeli 42
Tehdit 15
Kitap-dergi engeli 16
Sosyal faaliyet engeli 9
Görüş yasağı 2
Darp 24
Avukat müvekkil mahremiyetine engel 1
Tecrit 4
Kimlik dayatması 1
Soruşturma 8
Çift kelepçe dayatması 19
Koğuş baskını ve eşyaların dağıtılması 21
Koğuş kapasitesinin üstünde kalım 1
Ayakta sayım dayatması 17
İntihar iddiası 2
Eğitim engeli 2
Tek ayak üzerinde durma dayatması 1
Çocuk hapishanesinde darp 1
Sürgün 25
Hasta mahpus ölümü 1
Sevk esnasında darp 20
Kelepçeli tedavi dayatması 12
Adliyede mahpusa darp 1
Çıplak arama dayatması 8
Ölüm 3
Savunma hakkı engeli 1
Hasta mahpus 8
Disiplin cezası 16
İşkence ve keyfi uygulama 17

TOPLAM 332

Kaynak: Tutsaklarla Dayanışma İnsiyatifi