'Gazeteciler ciddiye alınmayacak iddianamelerle tutuklu!'

Pazartesi, 17 Nisan, 2017

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) ile birlikte Türkiye’de adil yargılama ve ifade özgürlüğü gibi konularda çok tartışmalı yargı kararlara imza atılıyor. Özellikle gazetecilere dönük uygulamalar ve kararlar hem Türkiye’de hem de dünyada ciddi tartışmalara yol açıyor. Yargının siyasallaşması olarak yorumlanan kararlara avukatlar itiraz da ediyor.  

Son olarak Murat Aksoy ve Atilla Taş’ın da aralarında bulunduğu 21 gazetecinin önce ilk duruşmalarında tahliye edilmesi ardından başlayan süreçle sonuçta sadece bir kişinin serbest kaldığı, 20 kişinin yeniden tutuklandığı yargı süreci Türkiye tarihine geçecek nitelikte. Tutuklu gazeteciler açısından verilen yargı kararlarını gazetemize değerlendiren 

Avukat Ergin Cinmen, yaşanan süreci hukuk ile, yargılama ile izah edilmeyeceği görüşünde.

Cinmen yaşanan süreci “Bunlar şu anda muhalefeti sindirme işini görüyor, yargıyı bu şekilde araçsallaştırdılar. Çünkü böyle yargı falan olmaz, çok net” sözleri ile yorumladı.

‘MAHKEMELER MAHKEME OLMAKTAN ÇIKARILDI’

Murat Aksoy ve Atilla Taş’ın da aralarında bulunduğu gazetecilerin tahliye edilip tekrar tutuklanması olayını hatırlatan Cinmen, “Murat Aksoy’ların davasında biliyorsunuz tahliye kararı verildi, 2 saat sonra tahliye edilenlerin bir bölümü tutuklandı, arkasından saat bir buçukta başsavcı oturdu 8 aylık suçlamanın hukuki vasfını değiştirip bu sefer başka bir suçtan gözaltına aldı. Yani bunlar olmaz, bunları yargılama mekaniği ile falan izah etmek mümkün değil. Yani burada hukuki bir şey aramayalım, burada hukuki bir meşruiyet yok. Bu meşruiyet Türkiye’de bitmiştir. Bambaşka alanlardan konuşmak lazım bunu, buradaki mahkemeler artık mahkeme olmaktan çıkarıldı” dedi.

‘AÇIĞA ALMALAR, İSTENMEYEN KARARLAR VERMEYİN MESAJIDIR’

Murat Aksoy’ların davasında tahliye kararı veren  hakimlerin açığa alınmasını da hatırlatan Cinmen, “açığa alınırken de tahliye kararları meslekten ihracı gerektiren fiilerden olduğu için denildi, yani meslekten ihraç edecekler o hakimleri. Dolayısıyla bunları hukukla açıklamanın bir anlamı yok. Bu olay sadece Çağlayan’dakilere değil Türkiye’deki bütün yargıçların kulağına küpe halde. İstenmeyen kararlar verildiğinde demek ki meslekten ihraç edileceksiniz deniliyor” ifadelerini kullandı.

‘AİHM ÖNCELİKLİ İNCELEME KARARI ALDI, BEKLİYORUZ’

Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın açıklamalarını hatırlatan Cinmen,  “AYM Başkanı tutuklu gazetecilerle ilgili açıklama yaptı; ‘80 bin dosya önümüzde, benim yargıçlarım superman değildir’ dedi. Yani bu süreçle ben ilgilenmiyorum anlamına gelen şeyler söyledi. Biliyorsunuz şu anda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin önünde dosyalar var, bu dosyalar daha önce AYM’ye de gitti, AYM’nin tutumu nedeniyle AİHM’sine de başvurduk ve AİHM öncelikli inceleme kararı aldı. Basın özgürlüğü ile ilgili dosyaları ‘ben öncelikle inceleyeceğim” dedi ve orada tuttu. İşin tabi politik yanları da var, AİHM’si AYM’yi beklemeden bunları karara bağlarsa eğer, AYM’nin tüketilmesi gerekli olmayan yargı mercileri haline getirecektir. Bu bir ülkenin hukukunun iflasının AİHM tarafından söylenmesi olacaktır. Bunun siyasi sonuçları da olacaktır, sadece hukuki değil. Ve o aşamada bekliyoruz. Biz müvekkillerimizle ilgili yani hem Cumhuriyet gazetesi gem de Altan’larla ilgili AYM’ye dilekçeler de yazdık, bakın dedik AİHM öncelikli inceleme kararı aldı, siz de öncelikli inceleme kararı alın,  aksi taktirde tüketilmesi zorunlu bir yargı mercii olmaktan çıkacaksınız. Bu bütün Türkiye için son derece kötü bir şeydir dedik ve bekliyoruz. Henüz bir yanıt alamadık” dedi.

‘MUHALEFETİN SESİNİ KISMAK İSTİYORLAR’

“15 Temmuz’da gerçekten bir darbe yaşandı, her taraf bombalandı, bunu yapanlar tabi ki yargı önüne çıkacaktır, buna denilecek bir şey yok. Ama bunu fırsat bilerek toplumdaki bütün dinamiklerin sesinin kısılması için yargının bu şekilde kullanılmasına benim itirazım var” diye konuşan Cinmen,  “Mehmet Altan’lara 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet, yani bu olacak şey mi? Ciddiye de alamıyorsunuz ama bunu yazan bir savcı, bir dava açıldı ve gazeteciler de tutuklu. Gayrı ciddi, Cumhuriyet gazetesinin tutukluları ile ilgili gayrı ciddi. ‘Hukuka uygundur’dan falan bahsetmiyorum ben, ciddiye alınacak iddianame değil bunlar ama gazeteciler işte bu iddianamelerle içerdeler. Vahamet bu. Gazetecilere ve bu arada tabi ki HDP’li milletvekilleri de tutuklu. Yani bütün muhalif yapıyı, siyasetçi olsun, gazeteci olsun, yayıncı olsun hepsinin birden sesini kesmek istiyor ve bu bir otosansür yarattı. Böylece sessiz bir Türkiye’yi bu siyasi iktidar amaçlıyor ve gerçekleştirdi de” diyerek yaşanan süreci özetledi.

Kaynak: Evrensel Gazetesi