İki Tutsak gazeteciden 2 mektup: Güzel günler göreceğiz dostlar, güneşli günler...

Tarih: 
Salı, 7 Şubat, 2017

Martin Luther King, bundan tam 53 yıl önce, Birmingham Hapishanesi’nden yazdığı mektupta, “Herhangi bir yerdeki adaletsizlik, her yerde adalete yönelik bir tehdittir” der ve şöyle devam eder: “Bir kişiyi doğrudan etkileyen şey, herkesi dolaylı olarak etkiler…” İşte ifade ve basın özgürlüğü gibi adalet de sadece bizim değil bu ülkede yaşayan herkesin ihtiyacı...

MURAT SABUNCU

Silivri 9 No’lu Ceza İnfaz Kurumu

***

İki haneli günleri tükettik. Artık üç hanelilere adım attık. Bugün 100. günümüz. Tam 100 gündür içerideyiz. OHAL koşullarında içeride olmak olağan döneme göre daha fazla yoksunluk, sıkıntı ve mağduriyet yaşamanızı gerektiriyor. Bir hafta 168 saat. Bu 168 saatin bir saatini avukatlarımızla görüşüp konuşarak (yanınızda bir memurun denetim ve kontrolünde), bir saatini de birinci derece akrabalarınızla kalın bir camın ardından telefonla konuşarak geçirme hakkınız var. Kalan 166 saati hücrenizde, diğer iki hücre arkadaşınızla beraber geçiriyorsunuz. Dışarıdan mektup almanız da, dışarıya mektup göndermeniz de yasak. Biz Cumhuriyet gazetesi çalışanları, bu bakımdan biraz daha şanslı sayıyoruz kendimizi.

Çünkü içeriye girdiğimiz ilk saatten beri bizi bir an bile yalnız bırakmayan, büyük bir direnç ve kararlılıkla arkamızda duran bir gazetemiz var. Ailelerimiz ve dostlarımız var. Her fırsat bulduklarında ziyaretimize gelen CHP’li milletvekili arkadaşlarımız, ziyaret için sıraya girmiş yüzlerce avukat dostumuz var. Gazetemiz, “İçeriye Mektuplar” adıyla dostlarımızın yazdığı mektupları bize ulaştırıyor. Ne desek az, ne söylesek yetmez. Başta ailelerimize, gazetemize, dostlarımıza, bizi bu süreçte yalnız bırakmayan herkese teşekkür ediyoruz. Bu ana kadar bilerek, isteyerek, doğrudan ya da dolaylı olarak herhangi bir yanlışın, kötülüğün, ahlaksızlığın ve suçun içerisinde olmadık. Suç örgütleriyle de, suçlularla da ortak bir faaliyetimiz, birlikteliğimiz, milletten af dileyecek bir yanlışımız, kandırılmışız diyeceğimiz bir hatamız olmadı. Savcılıkla avcılığı birbirine karıştıran, kendisi FETÖ üyeliğinden ağır suçlamalarla yargılanan bir savcının adaletine değil ataletine karşı metanetimizi ve sabrımızı korumaya çalışıyoruz.

Bizim ve bizim gibi gazetecilik faaliyeti nedeniyle, görüş ve eleştirilerini dile getirdiği için ‘içeri’de tutulan herkesin, yargı ve hukuk alet edilerek mağdur edilmesi elbette üzücüdür. Tanrı inancı ve sevgisi olmayan bir din görevlisinin dine vereceği zarar neyse hukuk inancı, insan ve adalet sevgisi olmayan bir savcı veya hâkimin hukuka ve topluma vereceği zarar da odur. Memleketimizde hukukun durumu da, seviyesi de budur. Ama biliyoruz ve inanıyoruz ki bu böyle devam etmeyecek. Biz içeridekilerin bu mağduriyeti de bu hukuksuz dönemin üstüne atılan ve bu dönemin gömülmesine katkıda bulunan bir kürek topraktır. Güzel günler göreceğiz dostlar, güneşli günler... Herkese dostça selamlar.

AKIN ATALAY
Silivri 9 No’lu Ceza İnfaz Kurumu

Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi