Adil Okay

"DÜŞLER TUTSAK EDİLEMEZ... " SERGİYE DAVET

"Görülmüştür Ekibi ile redfotoğraf grubu olarak, “İÇERİDEN DIŞARIYA FOTOĞRAF – DÜŞLER TUTSAK EDİLEMEZ” adını verdiğimiz sergiyle yapmaya çalıştığımız, AKP Devletinin adım adım ördüğü faşizm koşullarında, sayıları her geçen gün artan (Adalet Bakanlığı’nın 1 Kasım 2017 tarihli açıklamasına göre cezaevlerinde 230 bin 735 tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır.) politik tutsaklara bir selam iletmek, varlıklarını dışarıda yaşayanlara yeniden duyurmaktır."
***
Açılış : 31.Ocak.2018 saat : 19:00 - Sergi süresi: 31.Ocak / 02.Şubat.2018

Elveda Murat Saat... Çok üzgünüz. Sana yeterince destek olamadık...

Daha güzel daha adil bir dünya düşlüyorsun. Bu nedenle 21 Yaşında hapse giriyorsun. 40 yaşında hapishanede yazdığın öykülerin ödüle layık görülüyor. 42 yaşında bir türlü çıkamadığın hapishanede kalp krizi geçiriyorsun. Ambulans yerine ring aracıyla hastaneye götürülüyorsun. Geç götürülmenin, geç müdahalenin de sonucu belki, hayatını kaybediyorsun.

Seda Öz'ün dediği gibi: "Dayak, İşkence, Kitap yasağı, tecrit... derken dayanamıyor işte zayıf kalbin..."

19 ARALIK KATLİAMINDAN BU GÜNE ZULMÜN TEKERRÜRÜ

Hapishanelerde, özellikle OHAL‘in ilanından sonra her gün yeni bir hak gaspı yaşanıyor. Gelişmelerin hızına yetişip tavır almak, kamuoyuna duyurmak bile zorlaştı. Klasik bir söz ama “kelimeler kifayetsiz kalıyor”.  Hapishanelerden gelen tutsak mektuplarında, satır aralarını okuyarak bu kötülüğe anlam vermeye çalışıyoruz. Zira biliyoruz ki bu uygulamalar münferit değildir; bir gardiyanın veya hapishane müdürünün lokal tavrı değildir. Elbette devlet vur değince üzerine vazife çıkaran işkenceden – eziyetten zevk alan insanlık düşmanları var. Her daim de olmuştur.

BU FOTOĞRAFA İYİ BAKIN*

Son yıllarda beni en çok etkileyen fotoğraflardan biri bu. Tabi böyle bir giriş yapınca akla hemen “Sanat için fotoğrafi” gelebilir. Fotoğrafla uğraşan arkadaşlar gayri ihtiyari “Altın oran, perspektif, derinlik…”  v.s. diye kafa yormaya başlayacaklardır.

İkinci olarak bazı okuyucular -  izleyiciler, “yazar bu fotoğrafa dikkat çekerek bize bir ipucu veriyor, sıradan bir fotoğraf karesi olsa hakkında bir sayfa yazmazdı” diye düşünüp, “Kavram sanat”ı zorlayacaktır.

DARBE DİKTA VE HAPİSHANELER

12 Mart'ta babam şair - yazar Süleyman Okay, sosyalist olduğu için tutuklanmıştı.
12 Eylül'de ise ben aranmaya başladım, babam yeniden tutuklandı. Adana cezaevinden firarımdan sonra sürgünde yaşamak zorunda kaldım.

Bu ABD destekli darbelerde kimdi sorumlu:

Başta sermaye ve sermayenin ordusu yani “Kahraman” diye anılan Silahlı Kuvvetler.

Korkuluk Ol !

Bu yazı, ekibimizden Adil Okay tarafından tam 13 yıl önce yazılmış ve bir 12 Eylül günü Birgün gazetesinde yayınlanmıştı. Yeniden paylaşma zamanı. Zira zindanlarda inanılmaz hak ihlalleri başladı. Görülmüştür Ekibi olarak, sürgün, işkence ve yeni akıl almaz "yasak- tecrit" haberlerine yetişemez durumdayız. Destek olanların sayısı az değil. Ama yeterli değil. Korku imparatorluğu çevremizi de etkilemeye başladı.

ASLI ERDOĞAN, İNAN KIZILKAYA VE ZANA KAYA İLK DEĞİLLERDİ…

 

"Büyük çoğunluğun sustuğu hatta Zulüm İmparatorluğu'nu alkışladığı sürece Aslı Erdoğan vakası son olmayacaktır. Fakat şu bilinmelidir ki:  “Acı patlıcanı kırağı çalmaz” diyerek nöbeti devralanlar hep olacaktır. Ve başta Aslı Erdoğan, tahliye olur olmaz içerideki meslektaşları için eskisinden daha da fazla mesai yapacaktır. Onun yıllarca politik tutsaklarla yazıştığı, onlara moral verdiği devrimci kamuoyunca bilinmektedir. 

Sayfalar