Adil Okay

BU FOTOĞRAFA İYİ BAKIN*

Son yıllarda beni en çok etkileyen fotoğraflardan biri bu. Tabi böyle bir giriş yapınca akla hemen “Sanat için fotoğrafi” gelebilir. Fotoğrafla uğraşan arkadaşlar gayri ihtiyari “Altın oran, perspektif, derinlik…”  v.s. diye kafa yormaya başlayacaklardır.

İkinci olarak bazı okuyucular -  izleyiciler, “yazar bu fotoğrafa dikkat çekerek bize bir ipucu veriyor, sıradan bir fotoğraf karesi olsa hakkında bir sayfa yazmazdı” diye düşünüp, “Kavram sanat”ı zorlayacaktır.

DARBE DİKTA VE HAPİSHANELER

12 Mart'ta babam şair - yazar Süleyman Okay, sosyalist olduğu için tutuklanmıştı.
12 Eylül'de ise ben aranmaya başladım, babam yeniden tutuklandı. Adana cezaevinden firarımdan sonra sürgünde yaşamak zorunda kaldım.

Bu ABD destekli darbelerde kimdi sorumlu:

Başta sermaye ve sermayenin ordusu yani “Kahraman” diye anılan Silahlı Kuvvetler.

Korkuluk Ol !

Bu yazı, ekibimizden Adil Okay tarafından tam 13 yıl önce yazılmış ve bir 12 Eylül günü Birgün gazetesinde yayınlanmıştı. Yeniden paylaşma zamanı. Zira zindanlarda inanılmaz hak ihlalleri başladı. Görülmüştür Ekibi olarak, sürgün, işkence ve yeni akıl almaz "yasak- tecrit" haberlerine yetişemez durumdayız. Destek olanların sayısı az değil. Ama yeterli değil. Korku imparatorluğu çevremizi de etkilemeye başladı.

ASLI ERDOĞAN, İNAN KIZILKAYA VE ZANA KAYA İLK DEĞİLLERDİ…

 

"Büyük çoğunluğun sustuğu hatta Zulüm İmparatorluğu'nu alkışladığı sürece Aslı Erdoğan vakası son olmayacaktır. Fakat şu bilinmelidir ki:  “Acı patlıcanı kırağı çalmaz” diyerek nöbeti devralanlar hep olacaktır. Ve başta Aslı Erdoğan, tahliye olur olmaz içerideki meslektaşları için eskisinden daha da fazla mesai yapacaktır. Onun yıllarca politik tutsaklarla yazıştığı, onlara moral verdiği devrimci kamuoyunca bilinmektedir. 

DARBE PUL ZAM ZULÜM

AKP’nin elini güçlendiren darbe girişiminden önce elimde bir tomar mektupla PTT’ye gitmiştim. Başıma gelenleri yazacaktım ama darbe haberi gündemimize oturdu. Konuyla ilgili “Ne Minare gölgesi ne Postal sesi” diye bir makale yazdım. Makalenin girişinden bir bölüm aktarayım sonra Pul ve zam” konusuna gireyim:

WERNİCKE KORSAKOFFLULAR'LA GEÇİRDİĞİMİZ BİR HAFTANIN İZLENİMLERİ

“Sesimizin duyulmadığı bir tarihte,

bedenimizle konuşmaktan başka çaremiz - yolumuz yoktu” G. Gülmez

Yukarıdaki tümce tek başına, “Ölüm Orucu doğru bir eylem miydi… yoksa yanlış mıydı” sorularını – tartışmalarını boşa düşürüyor.

O irade onlara aitti… O bedenler gibi.

Sayfalar