Sibel Özbudun

ÖLÜM ORUCUNUN 320. GÜNÜNDE İBRAHİM GÖKÇEK İÇİN

“Sözler değil. Eylem!”

(Cesare Pavese.)

İnsanın içini doldurup düşündüren, umutlandıran, ısıtan anlam dolu kelimeler vardır:

Devrim, aşk veya özgürlük gibi…

Ya da çocukların, çiçeklerin adları…

Sonra yoldaşlık, cesaret ve emek gibi…

Helin, Mustafa benzeri; türküler gibi ölümsüzleşenlerin isimleri…

Ölüm orucunun 320. Günündeki bizim İbrahim Gökçek de onlardandır…

Gücümüzün nelere yetebileceğini hepimize öğretenlerdendir o:

Zeytinliği Zindan Yapan Sistematik Zulme Direnenler

“Eğer kış, ‘Bahar yüreğimdedir’

deseydi, ona kim inanırdı…”[1]

Toplumsal yanını dışlamadan, gerçeğe sarılmış isyanın sözüyle başlayan edebiyat için “Scribere est agere/ Yazmak yapmaktır.”

“Neden” mi? Egemen(ler) yalanların “gerçek” diye dayatılıp, biçimlendirdiği vahşetler(in)e boyun eğmemizi isterken; edebiyatın işi gücü yalanın egemenliğini sorgulamak, kafaları karıştırmak, sorular sokmaktır da ondan…

Bejdar'ın Tutsak Alınamayan Şiirleri

“Şiir hayatın özetidir.”[1]

Bejdar Ro Amed…

Kürt şiirselliğiyle yüklü bu adı ilkin -olasılıkla Amed’de, Kürtleri “te’dip”te kararlı, rejimin sadık bekçisi, dediğim dedikçi, işgüzar bir nüfus memurunun dayatmasıyla kayda geçilmiş Türkçe bir adın yanına parantez içinde çiziktirilmiş olarak gördük, Kürt coğrafyasındaki cezaevlerden birinden gelen zarfın üzerinde…

ZİNDAN(LAR)IN TÜRKÇESİ...

ZİNDAN(LAR)IN TÜRKÇESİ....  ZİNDAN(LAR)IN DİBACESİ... “HAYATA DÖNÜŞ HAREKÂTI... VERİLERLE ZİNDAN(LARIN) GERÇEĞİ...ZİNDANLAR(IN)DAKİ “HÂL VE GİDİŞ”...  YOĞUNLAŞARAK, YAYGINLAŞAN SİSTEMATİK BASKILAR!... ÇIPLAK ARAMADAN TECAVÜZE... KEYFİ ZORBALIĞIN SINIRSIZ ŞİDDETİ... HASTA TUTSAKLAR... ÖZEL BİR ÖRNEK: TEKİRDAĞ... “NİHAYET”

ZİNDAN(LAR)IN TÜRKÇESİ[1]

SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER

Yıkılası Zindanlar(ımız)ın Gerçeği

SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER

“Rastî, ji dereng

ketinê hez nake.”[1]

Michel Foucault’nun, “Hapishane, iktidarların sopası olmuştur tarihte”; Leo Tolstoy’un, “Bir devlet hapishanelerinden anlaşılır,” sözleriyle betimlediği zindanlar, insan doğasına aykırı korkunç yerlerken; Anton Çehov’a göre da toplum tarihi, insanları nasıl hapsettiğimizin tarihidir.