Cezaevlerinde hastalara özel yemek yok, vejetaryenler ise makarna ve patatese talim ediyor

Cezaevlerinde hastalara özel yemek yok, vejetaryenler ise makarna ve patatese talim ediyor

TBMM İnsan Hakları Komisyonu’nun “Ceza ve İnfaz Kurumlarında Hükümlü ve Tutuklulara Sunulan Sağlık Hizmetleri” raporuna göre, ceza infaz kurumlarında bulunan hasta hükümlü ve tutukluların karşılaştıkları büyük problemlerden birisi hastalıklarına uygun diyet yemek programlarının yapılmaması.

Cezaevlerinde normal mahpuslara verilen yemeklerden et ve benzeri malzemeler çıkarılarak hasta mahpuslara veriliyor. Vejetaryen mahpuslar da kendilerine çoğunlukla patates ve makarnadan oluşan tek tip yiyecek verilmesinden şikayetçi. Kurum idaresi de belirlenen günlük iaşe bedeli ile ancak bu kadarının yapılabildiğini savunuyor.

Raporda, Türkiye genelinde Cumhuriyet Başsavcılıkları aracılığıyla yapılan bildirimler doğrultusunda 2014 yılı verilerine yer verildi. Bu verilere göre, 336 devlet hastanesinde hükümlü koğuşu var ve bu koğuşların toplam yatak kapasitesi 1.184. Hükümlü koğuşlarından 34’ü bodrum katta, 99’u giriş katta, 203’ü de diğer katlarda bulunuyor. Raporda, ilgili protokollere dikkat çekilerek, “Hükümlü koğuşlarının doğrudan güneş alacak ve diğer hasta odaları ile aynı şartları taşıyacak şekilde konuşlandırılması öngörüldüğünden, hükümlü koğuşlarına özellikle bodrum katlarında yer verilmesi, Protokol’e aykırılık teşkil etmektedir” denildi.

29 Ocak 2015 tarihinde Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ve 5 Ocak 2015 tarihinde Ankara Ceza İnfaz Kurumları Kampüs Devlet Hastanesinde incelemelerde bulunuldu. Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaki incelemeyi Komisyon Başkanı ve Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün, Alt Komisyon Başkanı ve Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu, Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, , Mardin Milletvekili Abdurrahim Akdağ, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ve Van Milletvekili Kemal Aktaş; Ankara Ceza İnfaz Kurumları Kampüs Devlet Hastanesindeki incelemeyi Alt Komisyon Başkanı ve Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu, Ağrı Milletvekili Mehmet Kerim Yıldız ve Van Milletvekili Kemal Aktaş gerçekleştirdi.

Raporun çözüm önerileri sunan değerlendirme ve sonuç bölümü şöyle:

“İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun yapmış olduğu inceleme ve çalışmalar sonucunda, hükümlü ve tutuklulara sunulan sağlık hizmetleri konusunda mevzuat ve uygulamada tespit edilen aksaklıklar ile çözüm önerileri aşağıdaki şekilde sıralanmaktadır:

“AİLE HEKİMLERİ CEZAEVLERİNİ SÜRGÜN YERİ OLARAK GÖRÜYOR”

– Ceza infaz kurumlarında hükümlü ve tutuklulara sağlık hizmetlerinin sunulmasında aile hekimliği uygulamasına geçilmesinin bazı sorunlara yol açtığı izlenimi edinilmiştir. Bilindiği üzere 1.000 ve üzerinde hükümlü ve tutuklu bulunan her kuruma aile hekimliği pozisyonu ihdas edilerek sağlık hizmeti sunulmakta; hükümlü ve tutuklu sayısı 1.000’e kadar olan kurumlar durumu uygun olan en fazla üç aile hekimine bağlanmaktadır. İkinci durumda ilgili aile hekimi sağlık hizmetini, gezici sağlık hizmeti kapsamında vermektedir. Bu durumda kurumda görevli aile hekimi sürekli olarak değiştiğinden; ceza infaz kurumu koşullarına adapte olamamakta, hükümlü ve tutukluları yeteri kadar tanıyamamakta, dolayısıyla hasta hükümlü ve tutukluların takibi zorlaşmaktadır. Aile hekimi birimlerinin kurulduğu ceza infaz kurumlarında görevli aile hekimleri de Sağlık Bakanlığı’na bağlı olarak çalıştıklarından, ceza infaz kurumlarını bir nevi sürgün yeri olarak görmekte, koşullardan şikayet ederek isteksiz tavırlar sergileyebilmektedir.

– Ceza infaz kurumlarında sağlık alanında yaşanan sıkıntılardan birisi de kurumlardaki doktor ve sağlık personelindeki eksiklikten kaynaklanmaktadır. Bu eksiklik, hasta hükümlü ve tutukluların kurumdaki muayene ve tedavileri ile hastaneye sevklerinde gecikmelere neden olmakta, bu da beraberinde huzursuzluklar getirmektedir. Bu nedenlerle de ceza infaz kurumlarında görevli doktor ve sağlık personelinin sayısının artırılması gerekmektedir.

“HASTANELERE SEVK KONUSUNDA SORUN YAŞANIYOR”

-Hastaneye sevk konusunda yaşanan sorunların temelinde, sevk konusunda birden fazla kurumun yetkili olması yatmaktadır. Şöyle ki, bir hastanın hastaneye sevk edilmesine Sağlık Bakanlığı’nın personeli olan doktor karar vermekte, sevk işlemini İçişleri Bakanlığı’na bağlı jandarma gerçekleştirmekte, bu işlem gerçekleştirilirken Adalet Bakanlığı’nın nakil araçları kullanılmaktadır. Bu durum koordinasyon konusunda sorun oluşturarak sevklerde gecikme riski oluşturabilecek

“MAHPUSUN İŞLEDİĞİ SUÇA GÖRE ÖNYARGI”

-Bunların yanı sıra hastaneye sevklerde, sevke ilişkin evraklarda mahpusun hangi suçu işlemiş olduğunun belirtilmesi, mahpusa karşı önyargılı davranışların oluşmasına sebebiyet vermektedir. Bunun önüne geçmek adına, sevke ilişkin evraklarda mahpusun işlemiş olduğu suçun belirtilmemesi uygun olacaktır.

– Ancak uygulamada Adli Tıp Kurumu’ndan alınacak rapor sürecinde yaşanan gecikmeler nedeniyle hasta mahpusların başta cezanın ertelenmesi olmak üzere bu haklardan yararlanmasında sıkıntılar yaşanmaktadır. Bunun sonucunda, hasta mahpuslar, kendileri için uygun olmayan ceza infaz kurumu koşullarında uzun süreler bekletilmekte, tedavi süreçleri aksamakta ve can güvenlikleri tehlikeye girmektedir.

Bu anlatılanlar çerçevesinde; Adli Tıp Kurumu’nun yapısının ve süreç içerisindeki rolünün yeniden gözden geçirilmesi uygun olacaktır. Ayrıca başta Adli Tıp Kurumu süreci olmak üzere cezanın ertelenmesi sürecinde belirli süreler koyan ve sürecin en kısa zamanda sonuçlandırmasına yönelik tedbirler öngören yasal düzenleme çalışması yapılmalıdır.

“TOPLUM GÜVENLİĞİ BAKIMINDAN TEHLİKE KISTASI KALDIRILMALI”

– Ağır bir hastalık ve engellilik nedeniyle cezanın ertelenebilmesi için mutlaka aranan, mahkumun ‘toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturup oluşturmadığı’ kıstasının kaldırılması için bir yasal düzenleme çalışması yapılması uygun olacaktır.

– Öncelikle hastanelerde muhafazalı muayene odalarının tamamlanmamış olması, mahpusların sağlık hizmetlerine erişimini engellemektedir. Uygulamada muhafazalı muayene odaları yaygın olmadığından, sevki gerçekleştiren jandarma güvenlik gerekçesiyle kelepçeyi açmamakta ve oda dışına çıkmamaktadır. Bu durum hasta mahremiyetini ihlal etmekte ve muayene için uygun koşulların oluşmasını engellemektedir. Bu nedenle doktorlar çoğu zaman mevzuat ile meslek etiği arasında kalmakta, bazen hasta mahpusları muayene etmekten kaçınmakta ve bu da disiplin cezası almalarına yol açmaktadır.

“HASTANELERDE HÜKÜMLÜ KOĞUŞU OLMALI”

Yine hastanelerde hükümlü koğuşlarının bulunmaması, hastane koşullarında yatarak tedavisi veya ameliyatı gereken hasta mahpusların bu hizmetlerden yararlanamamasına neden olmaktadır.

Hasta hükümlü ve tutukluların muayene ve tedavi haklarından yararlanabilmeleri için, Protokol’de öngörülen şekilde, mevcut muhafazalı muayene odaları ile hükümlü koğuşlarındaki eksikliklerin bir an önce tamamlanması ve yenilerinin yapılandırılması gerekmektedir. Ayrıca yapılması planlanan şehir hastanelerinin de muhafazalı muayene odaları ve hükümlü koğuşlarını içerecek şekilde planlanması uygun olacaktır.

“VEJETARYENE MAKARNA VE PATATES”

– Ceza infaz kurumlarında bulunan hasta hükümlü ve tutukluların karşılaştıkları büyük problemlerden birisi de hastalıklarına uygun diyet yemek programlarının yapılmamasıdır. Kurumlarda çoğunlukla normal mahpuslara verilen yemeklerden et ve benzeri malzemeler çıkarılarak hasta mahpuslara verildiği görülmektedir. Yine vejetaryen mahpuslar da kendilerine çoğunlukla patates ve makarnadan oluşan tek tip yiyecek verilmesinden şikayet etmektedirler. Kurum idaresi belirlenen günlük iaşe bedeli ile ancak bu uygulamanın yapılabildiği savunmasında bulunmaktadır. Ancak hasta ve vejetaryen mahpuslara ayrı bir günlük iaşe bedeli belirlenmesi, böylece hastalıklarına uygun bir beslenme programından faydalanmaları uygun olacaktır.

– Mahpusların sağlık durumlarının takip edilerek sağlık hizmetine ulaşmalarındaki aksaklık ve gecikmeleri önlemek amacıyla bir takip sistemi oluşturulmalıdır. Öncelikle ceza infaz kurumuna ilk kez getirilen mahpuslar için elektronik ortamda bütün sağlık kurumlarından görülebilecek kişisel bir sağlık dosyası oluşturulmalıdır. Böylece sağlık durumunun kayıt altına alınması ve takip edilmesi kolaylaşacaktır.

HAYATINI TEK BAŞINA İDAME ETTİRENLERE KELEPÇE İLE EVDE İNFAZ ÖNERİSİ

– Günlük hayatını tek başına idame ettiremeyecek derecede özürlü ve cezasını hapishanede çekmesine imkân olmayan hasta mahpuslar için durumlarına göre cezanın infazının ertelenmesi dışında başkaca alternatif yöntemler düşünülmesi uygun olacaktır. Bu bağlamda kelepçe ile evde infaz gibi yöntemler düşünülebilir. (Ankara ZETE)

Kaynak: www.zete.com

İlişkili İçerik