Basına ve Kamuoyuna: 15 Temmuz’dan Bu Güne Kadar Hapishanelerde Neler Oldu?

Perşembe, 4 Ağustos, 2016

15 Temmuz darbe girişiminin bastırılmasından hemen sonra AKP Hükümetinin ilan ettiği OHAL’in yasakları ilk önce hapishaneleri vurdu. Politik tutsakları hedefleyen hak ihlalleri, sürgünler ve işkence yaygınlaşmaya başladı. Kısa bir süre önce yaptığımız basın açıklamasında bu konuda kamuoyunu uyarmıştık. O günden beri gerek İHD Şubelerine yapılan başvurular, gerekse ekibimize tutsakların yolladığı mektuplar, avukatların ve tutsak yakınlarının verdiği bilgiler ve çeşitli basın organlarında çıkan haberler durumun vahametini ortaya koymaktadır. Önce bu haberlerden kısa bir özet sunalım.

15 Temmuz’dan Bu Güne Kadar Hapishanelerde Neler  Oldu?

15-20 Temmuz 2016: Tutsak gazeteci Miktat Algül 19 Temmuz’da bize yolladığı mektupta ekmeklerinin bile kısıtlandığını yazdı: “FETÖ ve AKP ittifakı döneminde yasadışı yollarla cezaevine konan tutsak gazeteciyim. (…)Bu son FETÖ darbe girişiminden sonra cezaevinde hak gaspları arttı. 3 kişilik hücrede 6 kişi kalıyoruz. Görüş zamanını 30 dakikaya indirdiler. Askeri usül ve yöntemle sayım ve uygulamaya çalışıyorlar. Dün (19 Temmuz) adam başı 2 olan ekmek hakkımızı bire indirdiler. “  (www.gorulmustur.org)

25 Temmuz 2016: Müvekkilleri ile yaptığı görüşmede bir işkence olayının da ayrıntılarını öğrendiğini belirten Aylin Kırıkçu’nın açıklamasına göre: “22 Temmuz günü yaklaşık 30-40 gardiyan bir anda koğuşa giderek yaklaşık 3-4 aydır duvarda bulunan ve daha önceden sorun teşkil etmeyen İbrahim Kaypakkaya posterlerini ‘yasa dışı’ olduğu gerekçesiyle duvardan indirmelerini müvekkillerimden istiyor. Posterlerin herhangi bir suç teşkil etmediğini belirten tutsaklarla yaşanan tartışma sırasında 3-4 gardiyan, Ali Yetgin’i darp ediyor. Karşı çıkmaya çalışan diğer tutsaklar da işkenceye uğruyor. Tam bu sırada bazı gardiyanlar ‘Hepiniz teröristsiniz, gününüzü göreceksiniz. Hepinizi asacağız’ diye bağırmış.

30 Temmuz 2016 : Sincan F1 ve F2 Tipinde bulunan 150 siyasi tutsak Bolu'ya sevk edilirken, tutsakların aileleriyle görüş ve tüm iletişim kanalları kapatılmış durumda. (…) Sincan 1 No’lu F Tipi Cezaevi’ndeki hükümlülerin tamamının Tekirdağ, Amasra, Bafra Cezaevlerine sevk edildiğini belirten Avukat Gulan Çağın Kaleli, Gardiyanların koğuşlara girip siyasi tutsaklara askeri içtima dayatmasında bulunduğunu ifade etti, “Tutukluların duvar dibine yüzleri dönük bir şekilde geçmeye zorlanıyorlar. Bu uygulamayı kesinlikle kabul etmediklerinden tutuklular, gardiyanların sözlü olarak tacizine uğradıklarını ifade ettiler” şeklinde bilgiler paylaştı. (DİHA Ankara)

29 Temmuz 2016: Hastanede doktorun cinsel saldırısına uğrayan tutsak Aysel Koç'a ilişkin basın toplantısı düzenleyen avukatı Eren Keskin, olay hakkında suç duyurunda bulunacaklarını belirterek, olayın takipçisi olacaklarını söyledi. Gebze Cezaevi'nden sevk edildiği Gebze Devlet Hastanesi'nde doktorun cinsel saldırısına uğrayan tutsak Aysel Koç'un durumuna ilişkin Koç'un ailesi ve avukatı İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi'nde basın toplantısı düzenledi. Gebze Devlet Hastanesi jinekoloji servisinde Cemalettin Yeşilyurt isimli doktor tarafından muayene edildiğini aktaran Koç mektubunda yaşadıklarını anlattı” (DİHA)

28 Temmuz 2016: Tokat T Tipi Cezaevinde kalan tutsaklar İnsan Hakları Derneği’ne (İHD) gönderdiği mektupta yaşatılan hak ihlallerini sıraladı. Mektupta, tutuklu Enes Taşkın’ın tutuklandığı sırada göz lensinin kırıldığı ve hastaneye sevkinin çıkmasına rağmen tedavisinin yapılmadığına yer verilerek, “Enes Taşkın bir gözünü kaybetti. Acil olarak tedaviye başlanmazsa diğer gözünü de kaybetmeyle yüz yüzedir” denildi. Cezaevi kapasitesinin 600 kişi olduğunu belirten tutuklular, mevcut durumda bin 200 kişinin kaldığında dikkat çekilerek şunlara yer verildi: “Doktor ancak haftada bir gelmektedir. 20 kişi bulunduğumuz odalarda ise haftada 3 kişiden başka kimseyi revire çıkartmıyorlar. Yeni tutuklanan veya başka cezaevinden buraya sürgün edilen arkadaşlarımıza cezaevi girişinde çıplak arama dayatılıyor. Hükümlü ve tutukluların haftada 10 saatlik sosyal ve kültürel aktivite hakkı bir saat indirilmiş.” (www.gazeteyolculuk.net)

1 Ağustos 2016: Bakırköy L Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki kadın tutsakların, cezaevi idaresi tarafından aile görüşlerinin kısıtlanması üzerine kaldıkları C9 ve C10 koğuşlarını ateşe vermesi sonrası, cezaevine gelen Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından Barkın Timtik, cezaevi yönetimi ve tutsaklar ile görüşmek üzere içeri girdi. Görüşmenin ardından (…) cezaevi yönetimi tarafından tutsaklara yönelik çok fazla hak ihlali olduğunu ifade etti. Timtik, “Yasaklar kitap ile başladı, ardından mektup ve görüş yasakları getirildi. Bununla da kalmayıp, tutsakların görüşe birlikte çıkması engellendi. Tutsaklarda buna tepki olarak, görüşe çıkmayarak, koğuşlarını ateşe verdiler. Şu an hepsinin sağlık durumu iyi” dedi. (DİHA)

02 Ağustos 2016 : “İzmir Kırıklar 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 3 DHKP-C dava tutsağı mahpus, hak ihlallerini protesto etmek için kaldıkları odayı ateşe verdi. Dün sabah saatlerinde odalarını ateşe veren tutsakların sağlık durumlarının iyi olduğu belirtildi. Mahpuslarla görüşen Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından Aycan Çiçek, cezaevi yönetiminin keyfi olarak mahpusların mektuplarına, kitaplarına el koyduğunu ve görüş hakkının engellediğini belirtti.” (DİHA)

Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Evrim Erdoğdu da Kızıl Bayrak’a gönderdiği mektupta son haftalarda baskıların arttığını belirtti. Pek çok sorun yaşadıklarını ancak bunları yazdıkları mektupların “sakıncalı” bulunarak engellendiğini belirten Erdoğdu, yaptıkları suç duyurularının da Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından işleme konulmadığını ifade etti. (www.kizilbayrak1.net)

3 Ağustos 2016 : “Partizan Şehit ve Tutsak Aileleri (PŞTA) basın toplantısı gerçekleştirdi. (…) basın açıklamasını okuyan Gül Polat, “(…) tecrit işkencesiyle, onursuz arama, görüşlerin yasaklanması, tutsakların iletişim haklarının engellenmesi, cinsel saldırı işkence ve saldırılardan sonra yine tutsaklara cezalar verilerek sindirme politikası devlet tarafından devam etmektedir. (…) Tutsaklar Sincan Hapishanesinden sürgün edilerek Tekirdağ 2 No’lu F Tipi hapishanesine klimasız ring aracıyla götürülmüştür. Hapishaneye getirilen ilk tutsaklara arama dayatılmazken son giren tutsaklara ince arama adı altında onursuz/çıplak arama da dayatılmış buna karşı çıkan TKP/ML dava tutsaklarından Tayyar Eroğlu ve Cengiz Kahraman’ın gördükleri işkencenin boyutu vücutlarında ki darp izlerinden anlaşılarak, tespit edilmiştir. (..) dile getirmişlerdir. Silivri hapishanesinde tutulan Partizan okurlarının olduğu koğuşa ise 31 gardiyan tarafından saldırılmış tutsaklar şiddetle darp edilerek işkence yapılmıştır. Tutsaklardan Ali Yetkin ellerinden ve ayaklarından bağlanarak, sünger odaya götürülmüş iki saat sonra getirilmiştir” dedi." (www.ozgurgelecek.org)

3 Ağustos 2016: “Şırnak T Tipi Cezaevi'ndeki siyasi tutsakların görüşüne gitmek için yola çıkan aileler, şehrin girişinde polis kontrol noktasında keyfi bir şekilde bekletiliyor. Sabah 06.00 saatlerinde yola çıkan ailelerin geçişine izin vermeyen polisler, herhangi bir gerekçe göstermeden engellemeyi sürdürüyor. Polisin keyfi uygulamasından dolayı kentin girişinde yaklaşık 2 kilometrelik araç kuyruğu oluştu.” (DİHA)

Kırıklar 2 No'lu F Tipi Kapalı Cezaevi'nde bulunan tutsaklarla görüşen ÇHD Cezaevi Komisyonu avukatlarından Av. Semih Taşcan cezaevlerindeki hak ihlallerinin devam ettiğini aktardı. Erdal Berk adlı tutsağın mahkemeye götürüldüğü esnada jandarmalar tarafından darp edildiğini paylaşan Av. Taşcan, neredeyse hergün yapılan koğuş aramalarında taciz edilen tutsaklara 3 günde birer saat su verildiğini, tüm sosyal aktivitelerin iptal edildiğini, mektup ve kitaplara el konulduğunu kaydetti.

4 Ağustos 2016: HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, OHAL kararı ile birlikte cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dair Meclis Genel Kurulu'nda konuştu. Beştaş, Diyarbakır D Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan Heja Algan'ın Nusaybin'deki yasağın ardından 75 sivil ile gözaltına alındığını ve cezaevinde işkence sonrası sağ gözünü kaybettiğini belirtti. Beştaş, Algan'ın sol gözünün de kaybetme riski taşıdığını ve Ankara Numune Hastane'sine sevki çıktığı halde sevk edilmediğini kaydetti. Malatya E Tipi Cezaevi'nde avukat görüş odasına kamera ve ses kayıt cihazının yerleştirildiği bilgisini de aktaran Bektaş, şöyle devam etti: "Yine, Bakırköy L Tipi Cezaevi'nde geçen hafta basına yansıyan ve bizim de yakından takip ettiğimiz mesele gerçekten vahametin derecesini gözler önüne seriyor. Avukatların bile darp edildiği ve gece yarısı bir tarlaya bırakıldığı bir Türkiye'de yaşıyoruz. Sincan F Tipi Cezaevi'nde ve daha birçok cezaevinde çok ciddi sürgün ve sevklerde yine aynı muameleler, işkenceler ve baskılar bütün hızıyla devam ediyor. Adana Karataş Kapalı Cezaevi'nde 33 siyasi kadın tutsak baskıyla Tarsus'a nakledildi." (Ankara DİHA)

Ayrıca yayın yasağı da yaygınlaşıyor:

Ç.H. D. üyesi avukatlardan Şükriye Erden’den aldığımız bilgiye göre Silivri 9 No'lu Cezaevi'ne sürgün edilen DHKPC davasından tutuklu ve hükümlü kadın tutsaklara Özgür Gündem, Evrensel, Birgün ve Cumhuriyet gazetelerinin "Bu gazeteler yasak" denilerek verilmediği öğrenildi. Öte yandan Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) avukatlarından Ruken Gülağacı'nın verdiği bilgiye göre ise, Gebze Cezaevi'nde de çoğunluğu Aram Yayınları'na ait olan kitaplara "Toplatma kararı var" denilerek el konuldu. Aynı cezaevinde kalan tutsak yazar Rojbin Perişan'ın Aram Yayınları'ndan çıkan "Gözyaşımın ağıdıydı seni beklemek" isimli kitabına da "Toplatma kararı var denilerek" el konulduğu belirtti. Böylece, Yazar Perişan'ın kitabı kendisine yasaklanmış oldu.

Hak ihlalleri, yeni yeni yasak, sürgün ve işkence haberleri sadece bu aktardıklarımızdan ibaret değil. Bu açıklamayı hazırlarken bile benzer haberler posta kutumuza düşmeye devam ediyordu. Bunlardan birini daha paylaşıp sözümüzü şimdilik tamamlayalım: Öğrendiğimize göre sürülen tutsakların sadece eşyaları: elbiseleri, kitapları, en zaruri ihtiyaç malzemeleri değil, en önemli hazinelerinden biri, adres defterleri dahi iade edilmedi. Aileleriyle yaptıkları görüş ya da telefon görüşmelerinde ilk ilettikleri: “Adres defterimiz yok. Kimseye mektup yazamıyoruz. Bizimle yazışanlar, bize ulaşmayı denesinler; ki defterlerimizin verilmemesi gibi bir durum olursa, onlarla yazışmaya devam edebilelim...”

Bitirirken kamuoyunu, meslek odalarını, sendikaları, demokratik kitle örgütlerini politik tutsaklarla dayanışmaya çağırıyoruz. Bu özet olarak sunmaya çalıştığımız hak ihlalleri, sürgün ve işkence olayları henüz öğrenebildiklerimiz. Haber alamadığımız binlerce politik tutsak var. Bu anlamda duyarlı kamuoyuna sesleniyoruz:  İlk iş olarak onlara mektupla, kartla, faksla moral verelim, yalnız olmadıklarını hissettirelim.

Siyasi tutsaklar yalnız değildir!

Görülmüştür Ekibi

Not: Güncel tutsak adreslerine de web sitemizden (www.gorulmustur.org) erişebilirsiniz.

[email protected]

Görsel: İsmail Cem Özkan