Silivri Hapishanesi’nde OHAL manzarası: “Hepinizi asacağız!”

Çarşamba, 27 Temmuz, 2016

Açılım Hukuk Bürosu avukatlarından Aylin Kırıkçu şahit olduğu ve müvekkilerinden öğrendiği bu icraatları Özgür Gelecek’e anlattı.

İstanbul: Darbe girişimine karşı OHAL’le halkı cezalandıran AKP hükümetinin ilk icraat alanı olan hapishanelerde tutsaklara dönük işkenceli uygulamalar sürüyor. Silivri L Tipi Hapishane’de tutulan Tutsak Partizanlar, gardiyanlar tarafından hem işkence gördü hem de “Hepiniz teröristsiniz, gününüzü göreceksiniz. Hepinizi asacağız” şeklinde tehditlere maruz kaldı. Konu ile ilgili bugün bir suç duyurusunda bulunan Av. Aylin Kırıkçu ile konuştuk.

OHAL’in ilan edilmesiyle birlikte ilk icraat alanının hapishaneler olacağı daha önce yayınlanan kimi haberlerden ortaya çıkmıştı. Sincan, Tekirdağ, Edirne, Bolu derken bu kez işkenceli uygulamaların adreslerinden biri de Silivri Kampüs Hapishaneleri oldu. Silivri Kampüs Hapishaneleri özel bir hapishane olarak dizayn edilen ve “kendine has kuralları” olan bir hapishanedir. Şimdi bu hapishanenin başka bir özelliği daha var. Darbe girişimi nedeniyle tutuklananların getirilmesi ile keyfi uygulamaların da arttığı Silivri hapishaneleri önü asker ve darbe girişimi nedeniyle diğer tutuklananların yakınlarıyla dolu…

Avukat ya da görüşçünün gelmesi çıplak arama sebebi!

Hapishanelerin dışı bu durumda iken içinde de daha önce saldırılarıyla gündeme gelen Silivri hapishane idaresi ve gardiyanlarının yeni icraatları açığa çıkıyor. Burada 2 No’lu L Tipi Hapishane’de tutulan Tutsak Partizanlar Ali Yetgin, Müslüm Cevahir Vurucu ve Bulut Doğan’ın avukatlığını yapan Açılım Hukuk Bürosu avukatlarından Aylin Kırıkçu şahit olduğu ve müvekkilerinden öğrendiği bu icraatları Özgür Gelecek’e anlattı.

Müvekkillerinin 3 Kasım’da görülecek ilk duruşması öncesi dün müvekkilleriyle bir görüş gerçekleştiren Kırıkçu, henüz hapishane girişinde hukuksuz uygulamalarla karşılaşmaya başladığını anlattı.

Herhangi aramada herhangi bir sıkıntı yaşanmadan içeri alındığım halde, tamamen hukuksuz bir şekilde x-ray cihazından sinyal vererek geçtiğim için müvekkillerimin ‘ince arama’ya tabi tutulacağı hususunda uyarıldım” diyen Kırıkçu, müvekkilleriyle yaptığı görüşmede müvekkillerinin bunu doğruladığını ve “avukatın ya da görüşçünün geçişi sırasında kapının ötmesini” gerekçe gösteren gardiyanlar tarafından çıplak arama dayatmasıyla karşılaştıklarını ve bunu kabul etmedikleri için darp edildiklerini söylediklerini belirtti.

Hem işkence hem ceza!

Müvekkilleri ile yaptığı görüşmede tutsak Partizanlara dönük bir işkence olayının da ayrıntılarını öğrendiğini belirten Kırıkçu, müvekkillerinin yaşananları şöyle aktardığını belirtti: “22 Temmuz günü yaklaşık 30-40 gardiyan bir anda koğuşa giderek yaklaşık 3-4 aydır duvarda bulunan, her aramada karşılaştıkları ve daha önceden sorun teşkil etmeyen İbrahim Kaypakkaya posterlerini ‘yasa dışı’ olduğu gerekçesiyle duvardan indirmelerini müvekkillerimden istiyor. Posterlerin herhangi bir suç teşkil etmediğini belirten tutsaklarla yaşanan tartışma sırasında 3-4 gardiyan, Ali Yetgin’i darp ediyor. Karşı çıkmaya çalışan diğer tutsaklar da işkenceye uğruyor. Tam bu sırada bazı gardiyanlar ‘Hepiniz teröristsiniz, gününüzü göreceksiniz. Hepinizi asacağız’ diye bağırmış. Sonra Yetkin’i koğuştan çıkararak ellerine ters kelepçe takıp, ayaklarını da kelepçeleyerek süngerli odaya kapattmışlar ve yaklaşık 2 saat boyunca bu odada tutmuşlar. Koğuşlardan gelen tepkiler üzerine Ali Yetgin’i süngerli odadan çıkarmak zorunda kalan gardiyanlar Ali’yi revirde götürmüş, ancak buradaki görevli doktor, darp izlerini görmesine rağmen hiçbir işlem gerçekleştirmemiş.

İşkencenin bununla da sınırlı olmadığını belirten Kırıkçu, hapishane idaresinin Ali Yetgin’in süngerli odadan çıkarılmasını isteyen yaklaşık 10-15 tutsak hakkında “gereksiz butona basma”, “kapı dövme” gibi gerekçelerle ayrı ayrı 4 soruşturma açtığını da ekledi.

“OHAL’le işkencenin artması kabul edilebilir değil”

Konu ile ilgili bugün bir suç duyurusunda bulunduğunu belirten Kırıkçu, olay günü yaşananlara ilişkin görüntü kayıtlarının silinme, kaybedilme, yok edilme ihtimali olduğu için ivedilikle getirtilmesini istediklerini söyledi. Savcılığın tutsakları bizzat dinlemesi talebinde de bulunduklarını belirten Kırıkçu “OHAL sonrası müvekkillerimize yönelik insan hakkı ihlallerinin artmasının kabul edilebilir bir yanı yok. OHAL ile her ne kadar birtakım kısıtlamalar getirilebilirse de, bu kısıtlamalar da yine yasayla ve çekirdek haklara dokunulmadan gerçekleşebilir. Bu anlamda işkence yasağının çiğnenmesi hiçbir koşulda mümkün değil” dedi ve işkence eylemlerinde bulunan kamu görevlilerinin cezalandırılmaları için suç duyurusunda bulunduklarını belirtti.

“Adli bir tutsağın kendini yaktığı iddia ediliyor”

Müvekkillerinden edindiği bilgiye göre dilekçede hapishanede tutsakların sohbet hakkının gasp edildiğini, diğer koğuşlar birlikte spora çıkarıldığı halde, kendileri ayrı çıkarıldığı için fiilen spor hakkının da kullandırılmadığını belirten Kırıkçu, hapishanede yaşanan diğer OHAL manzaralarını da şu şekilde aktardı:

Geçen hafta Gençlik Koğuşu’nda kalan 4 adli tutuklu, Kürtçe şarkı ve marş söyledikleri için koğuşlarından alınıp tek kişilik hücrelere konulmuşlar. Adli tutsakların kimi vahim iddiaları da var. Adliler siyasi tutsaklara yaşadıkları hakkında çeşitli iddialar da bulunarak kendilerinin her koğuşa giriş çıkışta dövüldüklerini, revire götürülmek istendiklerinde koğuştan çıkarılıp dövülüp revire götürülmeden geri getirildiklerini söylemişler. Daha büyük bir iddia daha var, ancak bu durum basına yansıtılmamış. Adliler geçen hafta gardiyanların fiziksel ve psikolojik işkencesine dayanamayan F-3’ün üst koğuşunda kalan bir adli tutuklunun hücresinde yatağına girerek kendini yaktığını belirtiyor.

Darbe girişiminin ardından tutuklanan üst rütbeli bir yarbay olan İsmail Çakmak’ın da Silivri’de konulduğu hücrede intihar ettiği basına yansımıştı.

Kaynak: www.ozgurgelecek.org