Öykü

Hasta Tutsak Erol Zavar'dan bir öykü: GENERAL VE PANTOLON

Ön not: Görülmüştür Ekibi olarak, bize tutsaklardan gelen edebi ütünleri web sitemizde yayınladığımız gibi, dergilere de yolluyoruz. Duyarlı olan yazı işleri tutsak ürünlerine de yer veriyor. Güney Dergisi yıllardır tutsak ürünlerine yer verdiği gibi dergiden hapishanelere de yolluyor. Yayın hayatına yeni katılan Sancı, Mevsimlik dergi, Arasöz yanısıra Bursa'da yayınlanan Çini Kitap da bu katkıyı sunmaya başladı.

Erol Zavar'ın bize gelen bir öyküsü Çini Kitap'ın son sayısında yayınlanmış.

Erol Zavar'ın öyküsünü paylaşıyoruz.

KÜÇÜK GÜZEL BULUTTAN GÜZEL ÖYKÜ’YE SEVGİLER

           KÜÇÜK GÜZEL BULUTTAN GÜZEL ÖYKÜ’YE SEVGİLER

   Saat sekiz onbeş civarları. Çirkin demir kapının önünde sabırsızlıkla bekliyorum ki, gardiyanlar gelip dışarıdan üzerimize kapattıkları çirkin kapının asmalısından sürmelisine ve daha bilmem nesine değin üç-dört ayrı kilidini söküp kapıyı açsınlar da hemen havalandırmaya atayım kendimi!

20 Yıldır tutsak olan Seyit Oktay'dan yeni bir öykü: KATRE

KATRE

Eski zaman ahitlerinde “kadınlar bütün varlıklarıyla ağlar” diye yazıldığı için gözyaşlarına dair en güzel masalları onlar bilirdi.

Nazdar kavruk teninde açılmış asırlık hatların ellerinde yansımasını bulan kuraklığını gözlerinin bereket saçan rahşanıyla unutturuyordu. Torununu okşarken Kürdi bir ninni fısıldıyordu.

“Nene” dedi Alyel, “Bir daha anlatsana gözyaşı kardeşlerin masalını” Nazdar’ın çentikli dudakları Alyel’in alnında peygamber mührüne döndü. Sevgiydi peygamber mührü.

"F Tipi Hapishanelerden Öyküler: Korkma Kimse Yok"

l“Korkma Kimse Yok”, siyasi sebeplerle F tipi hapishanelerin, tek kişilik hücrelerinde müebbet hapse mahkûm edilmiş, 16 kişinin yazdığı öykülerden oluşan bir kitap. Kitabın editörleri Ayşegül Tözeren ve Sibel Öz arka kapak yazısında, kitabı şu cümlelerle anlatmışlar: “Bazen sadece bir kitap değildir elinizdeki. Tüm insanlık bir kitabın sayfaları arasına sıkışmış, kırk kapının ardından size bakmaktadır. Kırk kapı, kırkı da kilitli... Kilitleri kırıp kapıları açmak demektir bazen 'okumak'. O kapılar ardındaki insanlığa katılmak...

“ARAMİ TABLETLERİ” VE SEYİT OKTAY

Haziran 2013’te Ar Yayınları tarafından okurlarıyla buluşan Seyit Oktay’ın "Arami Tabletleri"ni yeniden okumaya gereksinim duydum.

Seyit “Yiğit’in Destanı”nı yazarken Zümrüd-ü Anka gibi hangi duygu aralığında kanat çırptığını doğrusu bilmiyorum. Ancak dillendirdiği hikayelerde, ördüğü masallarda hakikate yakın eylediği düşte, kelime kelime, satır satır adeta günümüzü görünür kıldığı kanısındayım. Eli kanlı IŞİD çetelerinin tasvirini “Hükümran KAHHAR” tanıtmasıyla inceden inceye ilintilerken, olanı olmadan teşhir etmektedir.

Tutsak Doktor Ayhan Kavak’tan kitap tanıtım yazısı: "ŞEKOK GÖLGESİNE DÜŞEN İZLER"

"ŞEKOK GÖLGESİNE DÜŞEN İZLER"

Derler ki nesir, öykü veya roman yazanlar iyi şiir yazamaz ama şairler iyi nesir, öykü, roman yazarlar. Bu sözün gerçekliğini Şair Mehmet Sait Yalçın yani Andok hewalimin yeni çıkan öykü kitabında teyit etmek mümkün.

Yazarın 2010 yılında "Sürgün Uçurumlar Çığlığı" adlı ilk şiir kitabı yayınlandı. Aslında bir nevi “legalize oldu” demek daha doğru bir tanımlama olacak. Zira tamamlanıp da yastık altında, zindan koşullarının zorunluluğunda “bekleme” de olan nice şiir dosyaları mevcut.

Sayfalar