Kemal Karataş yazdı: "Özgürlüğün Sesi: Hapishanelere doldurulan ateş böcekleri buradan da ışık saçıp karanlığı aydınlatmaya devam ediyor."

Adalet, özgürlük ve orta çağ zihniyetiyle, sömürünün olduğu her yerde bunlara itiraz edenlerde hep ola gelmiş.
Ateş böcekleri misali tek tek yada bir araya gelerek toplu halde karanlığa karşı durmaya çalışan vicdan ve onur timsali bu kişi ve örgütler ise her zaman ağır bedellere maruz bırakılmış.
Hain pusularda öldürülmeyip, hapishanelere doldurulan ateş böcekleri buradan da ışık saçıp karanlığı aydınlatmaya devam ediyor.
Özgürlüğün sesi sergisi işte bu çabanın içeriden dışarıyı, dışardan içeriyi aydınlatma çabasının bir ürünü.

Görülmüştür kollektifi ve Red fotoğraf gurubu iki farklı gurup ve oluşum.
Kurulmaları on yıl gibi kısa bir zaman olmasına rağmen içeriden dışarıya ve dışarıdan içeriye bir yol bir köprü olma amacıyla önemli işlere imza atmışlar.
İçeride yani mapushane de üretilen sanatı dışarıya, dışarıda üretilen sanatı içeriye taşımışlar, içlerinin ve dışarının gözü, kulağı olmuşlar bu süre zarfında.
İçeriye moral vermek amacılı mektuplar ve kartlar yazmayla başlayan süreç bu günlere gelmiş.
Bir sloganları da “sizin hala bir mahpus mektup arkadaşınız yokmu” olan gurup her şeyi gönüllük üzerinden, kimin elinden ne gelirse şeklinde çalışıyor.

Bu sergide özgürlük teması işlenmiş. Kısaca İçerden dışarıya gönderilen özgürlük temalı elli adet şiir ve metin e dışarıdan yine elli fotoğraf cı metne ya da şiire uygun özgün fotolar çekmiş. Projenin özü bu.
Daha detaylı bilgiyi  sergi kitabından aktarayım:

” uzun yıllardır tutuklu ve hükümlülerle dayanışan, onların içeride zor koşullarda ürettikleri eserleri görünür kılmaya çalışan, Görülmüştür kollektifi ve objektiflerini sosyal sorunlara çevirmeleriyle tanınan fotoğrafçılardan oluşan Redfotoğraf Grubu olarak, “Özgürlüğün sesi” adlı yeni bir projemizi hazırladık.
Bu proje kapsamında bin bir güçlüğü aşarak içlerinde yazar ve şairlerinde olduğu elli mahpus ile farklı coğrafyalarda yaşayan elli fotoğrafçının özgürlük imgesinin buluşmasını sağladık.
Daha öncede “İçerden Dışarı – Dışardan içeri fotoğraf köprüsü” ve “Düşler tutsak edilemez” sergileri düzenleyerek tecrit e rağmen üreten tutuklu ve hükümlülerin yaşadıkları hak ihlal lerine dikkat çekmiştik.
Sergilerimiz ülke içinde ve dışındaki bir çok şehire gitti.
Bu kez “özgürlüğün sesi” adını verdiğimiz bu sergi projesini hazırladık. Farklı mapushanelerdeki yüze yakın politik mahkuma ulaşıp onlardan özgürlüğü tarif etmesini istedik.

Adil Okay'ın açılış konuşmasında ünlü şairden yaptığı alıntıda da anlatıldığı gibi bazen dışarısı mı özgür, içerisi mi ikilemi yaşıyor insan.
Sergi bu ikilemin ip uçlarıyla dolu bir çok sanatsal yaratıcılıklar barındırması bakımından da görülmeye değer.
Sergi sonundaki Barış yıldırım ve Murat Mengirkaon un duygu dolu ezgileri sergiye iyi ki gelmişim dedirten ayrı bir güzellik olarak iz bıraktı belleğimde.
Temmuz sonuna kadar İzmir fuarındaki izmir sanat kültür merkezinde sürecek sergi yoluna başka şehir ve mekanlarda devam edecek.

Kaynak: Etelgraf