Seyit Oktay

BİR TUHAF EVRİM HİKAYESİ

Yaşamak ve yaşatmak için el ele, yürek yüreğe yürümek için, kendimizi ve bu evrendeki yerimizi doğru belirleyebiliriz. Belki de bütün mesele budur; unuttuğumuzu hatırlayalım, hatırladığımızı hayatımıza uyarlayalım. Basit, belki naif, sıradan belki kırılgan ama hakikatin bütün veçhelerin ortak karakteri böyledir. Tıpkı varlığımız gibi bütün güçlülüğümüz aslında zayıflığımızdır. Biz bu hikayede ancak bir şekilde var olabiliriz: ‘Yaşamak ve Yaşatmakla’.

Seyit OKTAY T Tipi Cezaevi B1-1 TOKAT

***

EVRENİN OLUŞUMU

Firari Yazılar... İçerideki Yazarlarla Söyleşiler hakkında

“İçerideki Yazarlar için böyle bir çalışmanın anlam ve kıymetini ifade edecek söz bulunamaz. Yıllardır zindanların kör kuytularında, bilinmez ücra köşelerinde, duyulmaz çığlıklar atan ve bir türlü görünür olmayı başaramayan ya da görülmek istenmeyenler için tam da ‘görülmüştür’ mührüne benzeyen bir sonuç yarattı bu kitap. Buna hapishanedeki ‘görülmüştür’den, toplumdaki ‘görülmüştür’e dönüşen bir değişim / metamorfoz diyebiliriz.“

Seyit OKTAY. T Tipi Hapishane. TOKAT

KORONA GÜNLERİNDE MAHPUSLUK ADLI KİTABIMIZA DAİR

            Her şey Adil OKAY’ın bu karanlık korona günlerine dair yazdığı o günlükle başladı. Bir kıvılcım çaktı biz içeridekilerde, yazdıklarımızla o kıvılcımı gür bir ateşe dönüştürdük. Elbette OKAY Ailesi, Görülmüştür Kolektifi, yazılarımızı bilgisayara geçen gönüllüler, İnsan Hakları Emekçileri ve daha birçok güzel dostun emeği, katkısı, çabası sayesinde çeşitli hapishanelerden, kadınlı-erkekli onca tutsağın dilinden, sesinden, kaleminden yazılmış korona günlerine dair yaşanmışlıklar bu şekilde kitaplaştı. Kısa bir süre önce Ütopya Yayınevi’nden çıktı.

Politik Tutsaklar; Yolladığımız Pul, Kitap ve Kartları Aldıklarını Bildiriyor.

Pul kampanyası sonucu adresimize gelen pullar sahiplerine ulaşmaya başladı.

Mektubunu paylaştığımız Selvi Kalen pul ve kitapları aldığını bildirip teşekkür etmiş.

Hasta tutsaklar Recep Adnan Öztel ve Recep Çitikbel kartlar ve kitaplar için teşekkür etmiş.

Tutsak Yazardan Mektup: “Bir türbülanstayız adeta. Herşey ve heryer sallantıda."

 

 

Bir türbülanstayız adeta. Herşey ve heryer sallantıda. Tıpkı çocukken meyve bahçelerine dalıp biraz erik ve kaysı çalıp yemek için ağaca tırmanıp sonra da bahçe sahibi tarafından ağaçta yakalanıp, bahçe sahibinin işin keyfini çıkarmak için aşağıdan meyve ağacını sallayıp bizi düşürmeye çalışması gibi. Tutunduğun dala iyi sarılmak lazım...

ÇİÇEĞE AĞIT

“Zamana, duvarlara; bilinçle, yazıyla meydan okuyanlara selam olsun...

Adını kitaba veren “Çiçeğe Ağıt” öyküsü gerçeğin kadim dillerde söylenmiş şarkısıdır... Nevzat Çapkın, ömrünü cezaevinde geçiren yazı emekçilerindendir. Hapishanenin duvarlarına, zulmüne aldırmaksızın durmadan üreten bir yazardır.”

Seyit OKTAY  E Tipi Cezaevi  C-12   SİİRT

“ÇİÇEĞE AĞIT”

25 Yıllık Tutsak Sürgüne Dair Yazdı

“Bir insanı sürgüne gönderdin. Tamam, ya sonra? Bir ağacı köklerinden ayırabilirsiniz fakat gündüzü gökyüzünden koparamazsınız. Yarın güneş doğacak. Bizimki de biraz böyledir. Keyiflerine göre sağa sola yolluyorlar. Dışarıdaki en ufak olumsuz bir hava, direk içeriye yansıyor.”

RESUL BALTACI

T Tipi Kapalı Cezaevi A-23   Düzce-BOLU

***

 

Hapishanelere Esinti Yollayalım!

"Adil Okay’ın yeni kitabı yıllardır çabasını verdiği, emek harcadığı, uğruna soruşturmalara maruz kaldığı hapishaneleri ve içindekileri toplum nezdinde görünür kılma çabasının yeni bir boyutu; öyle bir ülkede yaşıyoruz ki kimin yolunun bir gün düşeceği belirsiz hapishanelerle ilgili en azından bir “el kitabı”nız olsun istiyorsanız okumanız lazım."

SEYİT OKTAY