Seyit Oktay

Kayıp Masal ve sanata hayata dair söyleşi...

İÇERİDEN İÇERİYE RÖPORTAJ

(Dr. Ayhan KAVAK-Seyit OKTAY)

                Başta yeni çalışman olan Kayıp Masal için tebriklerimi sunarak sorularımı geliştirmek istiyorum:

SORU 1: Basımı yapılan yeni kitabının adını “Kayıp Masal/Sırlar Ülkesinin Hikayeleri” koymuşsun. Neden Kayıp Masal? Kayıp Masal bir hakkın teslimi mi?

 

CEVAP 1: Ben de başta sen olmak üzere bu çalışmamın yayınlanmasında emeği geçen tüm canlara, Ceylan Yayınları’na teşekkür ederek başlamak istiyorum.

"Hapiste otuzuncu yıla üç ay kaldı. Hala insanları seviyorum..."

“Akıp gidiyor hayat. Otuzuncu yıla üç ay kaldı. Sonra otuzuncu yıldan gün alacağım. Hala insanları seviyorum, kendimi hep o sevgi topluluğuna ait hissediyorum, hiç içeri girmemiş, hiç hapislik yaşamamış gibi. İnsanların için deyim. Onlar da hep zihnimde, şu hapishane denen fasit daire de avara kasnak gibi dönüp durmuyor, sallanıp düşmüyorsam beki de bendeki bu Arşimet noktasındandır: İnsanlar…”

Seyit OKTAY. T Tipi Hapishane A3-8. TOKAT

 

22 Ağustos 2022

Merhaba Adil Hocam,

"İçerde mevsim hep sonbahar... Sevk yazıyoruz ailemize yakın yerlere gidelim diye onun yerine iç turizm yapılıyor. "

“Şarkıdaki gibi ‘Sana kutsal gelen çınar, fiske vuruşuyla yıkılır bir gün’ zaman güzelliklere, umuda ve sevgiye kapı aralıyor. Hepimizin doyasıya gülüp, halaylar çekeceği, kardeşçe sarılıp, barış içinde yaşayacağımız özgür günler uzak değil. Yeter ki içimizde yanan umut ışığı hiç sönmesin. Hepimiz kendi pandora kutumuzu içimizde taşıyorsak umudumuzu da koruyoruz demektir.”

Seyit Oktay. T Tipi Hapishane. Tokat

 

18 Temmuz 2022

Merhaba Değerli Adil Hocam,

BİR TUHAF EVRİM HİKAYESİ

Yaşamak ve yaşatmak için el ele, yürek yüreğe yürümek için, kendimizi ve bu evrendeki yerimizi doğru belirleyebiliriz. Belki de bütün mesele budur; unuttuğumuzu hatırlayalım, hatırladığımızı hayatımıza uyarlayalım. Basit, belki naif, sıradan belki kırılgan ama hakikatin bütün veçhelerin ortak karakteri böyledir. Tıpkı varlığımız gibi bütün güçlülüğümüz aslında zayıflığımızdır. Biz bu hikayede ancak bir şekilde var olabiliriz: ‘Yaşamak ve Yaşatmakla’.

Seyit OKTAY T Tipi Cezaevi B1-1 TOKAT

***

EVRENİN OLUŞUMU

Firari Yazılar... İçerideki Yazarlarla Söyleşiler hakkında

“İçerideki Yazarlar için böyle bir çalışmanın anlam ve kıymetini ifade edecek söz bulunamaz. Yıllardır zindanların kör kuytularında, bilinmez ücra köşelerinde, duyulmaz çığlıklar atan ve bir türlü görünür olmayı başaramayan ya da görülmek istenmeyenler için tam da ‘görülmüştür’ mührüne benzeyen bir sonuç yarattı bu kitap. Buna hapishanedeki ‘görülmüştür’den, toplumdaki ‘görülmüştür’e dönüşen bir değişim / metamorfoz diyebiliriz.“

Seyit OKTAY. T Tipi Hapishane. TOKAT

KORONA GÜNLERİNDE MAHPUSLUK ADLI KİTABIMIZA DAİR

            Her şey Adil OKAY’ın bu karanlık korona günlerine dair yazdığı o günlükle başladı. Bir kıvılcım çaktı biz içeridekilerde, yazdıklarımızla o kıvılcımı gür bir ateşe dönüştürdük. Elbette OKAY Ailesi, Görülmüştür Kolektifi, yazılarımızı bilgisayara geçen gönüllüler, İnsan Hakları Emekçileri ve daha birçok güzel dostun emeği, katkısı, çabası sayesinde çeşitli hapishanelerden, kadınlı-erkekli onca tutsağın dilinden, sesinden, kaleminden yazılmış korona günlerine dair yaşanmışlıklar bu şekilde kitaplaştı. Kısa bir süre önce Ütopya Yayınevi’nden çıktı.