Tutsak Yazar Seyit Oktay'ın Yeni Romanı "Kayıp Masal" Hakkında

Seyit Oktay’ın, Ceylan Yayınları tarafından basılan “Kayıp Masal” adlı romanı, ilginç kurgusu, insan ruhuna ışık tutan engin bilgeliği ve şiirsel atmosferiyle okunması gereken bir eser.

Kitabın kapağını açmak, bir hazine sandığının kapağını açmak gibi. Büyük bir ustalıkla oluşturulmuş kurgu, incelikle işlenmiş ışıl ışıl cümleler okuyucuyu, bir hazineyi adım adım keşfetmenin büyüsüne sürüklüyor.

“Kayıp Masal” pak bir mayadan yoğrulmuş Miran adlı genç adamın, babasının hastalığına derman bulmak için yola revan olmasıyla başlıyor. Miran’ın yedi yol arkadaşıyla başlayan bu atlı yolculuğu ihanet nedeniyle kısa kesiliyor. Atla yolculuğu kısa ama masal yolculuğu uzun mu uzun. Yol arkadaşlarının ihaneti Miran’ın yolunu Mirza ile kesiştiriyor. Bir kayanın üstünde kımıldamadan oturan Miran, Yılanlar Şahı Marbanvi’nin anlattığı masalda, kendi aksini yansıtan ayna, masalın kahramanı Mirza ile beraber hem kendini bilme, inşa etme hem de babasının derdine derman bulma yolculuğunu sürdürüyor.

İnsanların kaderleri hem benzerdir hem de birbirinden oldukça farklı görünür. Farklılık ayrıntılardadır. Ve her bir ayrıntı muazzam bir zenginliğin, çeşitliliğin tohumudur. Masallar da tıpkı insan kaderleri gibi benzer ve ayrıntılardaki çeşitlilik nedeniyle dağlar kadar farklıdır. Masallar insanın kaçınılmaz varlık yazgısı olan “arayış” ile başlar. Zira varlık nedenini, manasını bilmek arzusu kurt gibi kemirir insan yüreğini. Hakikate giden yol keşfedilmeli ve (veya) inşa edilmelidir. Hemen hemen tüm masallarda kahramanın adı, sanı, boyu, posu, sınıfı, cinsiyeti, zeka düzeyi vb. ne olursa olsun, masalı başlatacak olan bir yolculuktur. Kahraman evden, yuvadan, yurttan ayrılmak zorunda kalır. Üvey ananın bir oyunu, kahramanı kandıran bir ifrit, padişah kızına talip olma, bir emaneti sahibine ulaştırma, anasının babasının derdine derman bulma… Kahramanların derdi ayrı ayrı olsa da yolculuk masalı başlatır ve kahramanı olgunlaştıran türlü maceralardan sonra amacına ulaşmış olan kahraman yuvaya, yurda döner veya sevdiklerini yeni yurda çağırır.

Miran ve paralelindeki masal kahramanı Mirza, yolculukları boyunca birçok zorlukla karşılaşır. Bu zorlukları aşmalarında onlara el veren, yol gösteren bilge kadınlar olur. Bilge kadınlar sayesinde hakikat yolculukları mana kazanır. Kitap şiirsel bir atmosferde ilerliyor ve bu şiirsellik “Periler Diyarında” doruğa ulaşıyor. Bu diyarda çiçekler, kuşlar bir bir dile gelerek varlık sırlarını ifşa ediyorlar.

Yazar, yaygın olarak bilinen birçok masalı, kendine has üslubuyla adeta yeni bir değerlendirmeye tabi tutuyor. Anlam bağlamlarını yeniden düzenliyor. Masallar, ustalıkla işlenmiş dil sayesinde yeni mana olanaklarına açılıyor. Kitaptaki olağanüstü şiirsel bilgelik her cümlede ışıldıyor. Günümüz pratik ve “hızlı” dünyasında edebiyat dünyasından sürülmüş aliterasyon tekniğini kullanarak kadim masallar atmosferini yeniden canlandıran yazar, kitabın büyülü havasına ayrı bir zenginlik katıyor. Aynı harfle başlayan sözcüklerin tekrarı şeklindeki bu tekniği bazı bölüm başlarında ve sonlarında kullanarak masal atmosferini pekiştiriyor.

Kadim İskandinavya’da zarafet ve güzelliğiyle görenleri hayran bırakan mücevherlerin, usta cinler tarafından işlendiğine inanılır. Cinler sadece zanaatın değil, sanatın ve özellikle sözün, şiirin dehalarıdır. “Kayıp Masal” kitabı da her bölümü her cümlesi bir mücevher inceliğiyle işlenmiş, okunmaya değer bir eser. Kim bilir, belki de onu da bir cin yazmıştır!

Leyla ATABAY

E Tipi Cezaevi

Elbistan/MARAŞ