04.02.2026
Selam Hocam; nasılsınız, umarım iyisinizdir. Bizleri soracak olursanız çok şükür bir mahkum dört duvar arasında ne kadar iyi olabiliyorsa biz de o kadar iyiyiz. Adresinizi bir arkadaşımdan aldım. Size yazmam gerektiğini söyledi. Ben de bu vesile ile sizinle tanışmak istedim ve yazmış olduğum şiirlerimi sizinle de paylaşmak istedim. Umarım güzel yorumlar alırım sizden:)
Evet, kısaca kendimi tanıtayım size. Ben bazı politik sebeplerden kaynaklı cezaevinde bulunmaktayım. 17 yaşımda cezaevine girdim. Şu an 23 yaşındayım, Yüksekova Hakkariliyim.
Açıkçası ilk mektubum olduğu için ne yazacağımı hiç bilmiyorum. Kendi çapımda yazılar yazıyorum. Kızlar okuyup, muhakkak size yazıp, sizinle de paylaşmamı söyledikleri için ben de yazmak istedim. Şimdilik bu kadar yazabildim. Olur da cevap yazarsanız ben tekrardan yazarım size. Şu anlık size yazmış olduğum 3 şiirimi yolluyorum. Umarım okuma fırsatınız olur ve ayrıca değerli vaktinizi bana ayırıp mektubumu okuduğunuz için şimdiden çok teşekkürler. sağlıcakla kalın.
Zeynep GÜNEŞ
***
AKŞAM VOLTASI
Henüz çıktım…
Ciğerlerimde rutubetin yeşil küfü, vasiyetimdir;
Dindir bu uğultuyu, yarama tütünün isini bas.
Hayata karışırken ellerim titrerse şaşırma,
Acemiliğim, bir ömürlük yalnızlığın bakiyesidir; T
ut elimden, bu hürriyet beni korkutuyor.
***
Öyle kolay olmadı; her sabah bir öncekinin aynasında kırıldı.
Zamanın durduğu o dehlizde, mapusluk bitmez bir geceydi;
Mektup zarflarına tenin buğusu sinmiş, hasret katılaşmıştı.
Ben, camın ardındaki kar taneleri gibi üşürken,
Yılların tortusuyla, yeniden başlamanın o ağır yüküyle geldim sana.
Yüzyıllardır çiğnenen onurumu, Şimdi şefkatinin o ince dokusuyla onar.
***
Ufuklar daralmış, bakışlarımda bir miyobun mahcubiyeti...
Sırtımda taşıdığım o kambur, dört duvarın ağırlığıdır.
Biliyorum, ben artık o eski ben değilim;
Her şey eksik, her şey bir parçası koparılmış gibi eğreti.
Eskiden, rakının beyazında baharları kutlardık;
Şimdi kadehimde sadece geçmişin bulanık tortusu...
***
Saçlarım üç numara, sesimde bir yabancının tınısı...
Duyduğun o gıcırtı, uykusuz gecelerde sıkılan dişlerin kazıntısıdır.
Sıçrayarak uyanırsam sığınaklarına, bağışla beni;
Zihnimdeki prangaların hala anahtarı bulunmadı.
Sana geldim; bileklerimde zincir pası, ruhumda büyük bir yangının külüyle...
***
Güzel dostlarım vardı, ömürlerini o taş avluya gömenler;
Şimdi akşam voltasında, adımı bir iç çekiş gibi anarlar.
Bilirsin, hiçbir yara tam iyileşmez;
Hangi nida unutturabilir ki o ilk bıçağın yankısını?
Gecenin saplantısı sende rehin kalmış olabilir,
Ama benim ruhum, hala o demir kapının ardındaki yankıya tutsak.
...
ZEYNEP GÜNEÇ
Kadın Kapalı Hapishanesi C-4
ERZİNCAN