Gebze Cezaevinden gelen çift mühürlü mektuplar

Gül Güzel

Yazılan mektuplar artık tutsak/hükümlülerin maddi imkanlarının ne kadar yetersiz olduğunu da hissetmemize sebep oluyor. Son zamanda zarfların içinde 1 değil, 3 veya 4 mektup yollanıp, gönderilen diğer sahiplerine iletmemiz rica ediliyor. Bu ayıp bizim hepimizin, yani bütün insanlığındır!

18 yıldan beri mektup yazışmalarımda ilk olarak, bu şekilde iki farklı mühürle, mühürlenmiş olan mektuplar görüyorum. Bir mühür malum her zaman ki gibi, Mektup okuma komisyonundan ama ikinci mühür çok yeni bir uygulama tarzı. Şöyle ki, tutuklu veya hükümlüler daha mektup yazmadan önce, yazacakları mektup kağıdı,’’GÖRÜLDÜ - YAZI YOKTUR’’ mührüyle damgalanmış. Hiç bir yasa ve gerekçe belirtilmeden uygulanan bu tutum, insana bu kadar da olmazı dedirtiyor...Peki başka neler oluyor derseniz, aşağıdaki mektupları okumanız yeterli olacaktır. Tutukluluk içinde tutukluluğu, hükümlülük içinde hükümlülüğü görmek için...

 

                                                                                                               08.04.21, Gebze

MERHABALAR!

Sizleri sevgiyle içtenlikle selamlıyorum. İyi ve sağlıklı olmanızı diliyorum.

Kartlarınızı aldık. Dostluğunuz ve duyarlılığınız için teşekkür ediyorum. Size Anadilim Kürtçe ile yazmak istiyordum ama okuyabileceğinizden emin olamadım. Bu konuda, yazdığınızda belirtirseniz sevinirim. Ayrıca yazdıklarımızın size ulaşıp ulaşmadığından emin olmuyoruz. Onu da belirtirseniz sevinirim. En azından mektuplarımızın peşine düşer ulaşıp ulaşmadığını takip ederiz.

Bilirsiniz Cezaevlerinde olmak insanın özgürlüğünden mahrum olmasıdır. Bu zaten bir cezadır. Ancak bizim yaşadığımız ülkede(şüphesiz sadece burada değil, birçok demokrasisiz memlekette) özgürlükten olmamız yetmez. Cezaevinde olan insana her an çaresiz, özgürlüksüz olduğunu hissettirmek gerekir ki iradesi kırılsın, boynu eğrilsin, morali bozulsun. Şu sayfanın ortasındaki mühre bakar mısınız! Boş sayfaya ‘’GÖRÜLDÜ YAZI YOKTUR’’ yazılmış. Şimdi ben yazıyorum bu yazının üstüne de ‘’GÖRÜLMÜŞTÜR’ mührü vurulacak. Biz defalarca bu uygulamanın kaldırılması için başvuruda bulunduk. Kaldırılmadı. Biz de bu mührün nedeni için resmi karar istedik ki hukuksal başvuruda bulunalım. Ama resmi belge verilmedi. Verilmedi ki başvuruda bulunmayalım. Bu, zindan yaşamından çok küçük bir örnek sizin de tahmin edeceğiniz gibi; insan doğasına ve toplumsal özgürlüğe aykırı olan her şey direniş ve mücadele gerekçesidir. Bunun için, bizim için de öyledir. Varoluşun kendisi de böyle değil midir? Evrenin derinlerindeki o ilk patlamadan beridir atomlar, moleküller, hücreler, organzeler, organlar, sistemler, canlılar, insanlar, toplumlar hep özgürce var olmanın, evrenin kendini gerçekleştirmesinin sonuçları değil midir!

Halk olarak, kadın olarak bizim yaşamamız haliyle daha zorlu. Çünkü varlığımızda, haklarımız da yok sayılıyor. On binlerce yıldır üzerinde yaşadığımız topraklarda emeğimiz, izimiz yokmuş gibi ele alınıyor. Bu nedenle her şey daha da zor, acılar daha fazla ama tüm bu zorluklar bizim için mücadele gerekçesidir. Moralimizi bozmuyoruz. Hele sizin gibi dostlarımız varken daha da coşku ve onur duyuyoruz. Ama işte görüyorsunuz, dostlarımızla Anadilimde yazışamıyorum bile. Çünkü dostlarımın anadilini bilme imkanı hiç olmayabilir. Hatta burada bir çok Kürt arkadaşımız da kendi Anadilini bilmiyor. Niye, çünkü çünkü anadilini kullanacağı işlevli bir yer yok. Okulda, sokakta, fabrikada, resmi dairelerde kendi anadilini kullanamıyor. Haliyle unutuyor.

Size günlük yaşamımızdan bahsetmemi istemişsiniz. Seve seve! Zindan küçük bir yer ama insan en küçük mekanda da büyük yaşamlar yaratabilir. Bir mektupta her şeye değinmem, ama her mektupta bir şeyler anlatırım. Size fotoğraf göndermek istiyorum ama bu yıl yapılan aramalarda tüm fotoğraflarımı götürdüler ve halen getirilmedi. Bu Corona sürecinde fotoğraf çektirmemize izin verilmedi. Bir kez fotoğraf çektirdik, o fotoğraflar da bize verilmedi. İleride imkan olursa size gönderirim. Ama sizler gönderebilirsiniz. Sizleri görmek bizi mutlu eder.

Biz aşağı yukarı saat 07 – 07.30’da uyanıyoruz. Her gün birimiz kahvaltı hazırlıyoruz. Kahvaltıyı hazırlayan arkadaş bize ‘’Roj baş Heval’’ dediğinde çay demlenmiş, kahvaltı hazırlanmış oluyor. O arada birçok arkadaş spora kalkmış oluyor. Eskiden hepimiz gençtik. Birlikte spor yapıyorduk. Fakat hastalar, yaşlılar çoğalınca, artık herkes bireysel yaptı. Ben de spor yapmayı sever ve önemserim. Yağmur yağmazsa minderde yoga yaparım. Bazen radyoda klasik müzik açar, onun eşliğinde yoga yaparım. Bazı arkadaşlar koşmayı tercih eder, ama havalandırma yani avlu küçük olduğundan bende baş dönmesi yapar. Yogayı tercih ederim... bu kez yaşamımızı anlatmayı uyanma ve sporla sınırlı tutayım. Gelecek mektupta devam ederim. Size Ferhat Tunç’un bir şarkısından kısa sözler yazmak istiyorum. Umarım hoşunuza gider.

‘’Direnmek yaşamaktır

Ölmektir hem yaşamak

Yaşamak zindanlarda

İnadına yaşamak

Sıkı tut korkunun soluğunu avuçlarında

Bak yiğitlik sevdaya bir adımlık yol

Direnmek yaşamaktır yangın yüreklim

Biz ki yaşamaktan hiç korkmamışız

Direnmek yaşamaktır’’

 

Her zaman sevgiyle, güzellikle kalın, Sevgilerimle,                                      

Şadiye MANAP

Gebze Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu

 

 

 

                                                                      12.04.2021

Öncelikle çok çok iyi olmanızı diliyor, sevgiyle selamlarımı iletiyorum. Elemek kokan, gül kokan ve en önemlisi de sevgi kokan güzel kartınızı aldım. Nasıl sevindiğimi bir bilseniz...!

Elbette yazan bir tek sizler değilsiniz, pek çok yerden mektuplar alıyoruz. Ama sizlerin yazmanız daha başka mutlu ediyor.

Sizleri cevapsız bırakmadım, çünkü süreklileşen bir ilişki ve diyaloğa vesile olsun istedim.

Düzenli yazışabiliriz diye düşünüyorum. Tanışalım mesele, deneyimlerimizi, nasıl olduğumuzu ve neler yaptığımızı birbirimizle paylaşabiliriz.

Evet zor zamanlarda bile ağız dolusu gülmelerimiz de eksik olmadı. Öldürmeyen zorluklar kesinlikle güçlendiriyor. Eminim sizlerle deneyimlerimizi yazışırız.

Kendinize çok iyi bakın.

Sevgiyle kalın. Kucaklıyorum –                                                        

Emine YILDIRIM

Gebze Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu

 

 

İlişkili İçerik