Gül Güzel

Zeynep Avcı'dan mektup var: "Gizemli bir el sallayış bıraktım bugün çünkü siz uzaklarda, bense, sürgün bir mendille yalnız kaldım." "

Mesela sizler bir tren ile veya otobüs, uçak vb. ile şehirler, ülkeler, sokakları bir – iki saatte değiştirebilirsiniz. Dünyanın küçüklüğünün kanıtıdır bu. Fakat burada sabah uyandığım saat olan yedi buçuktan öğlen on ikiye kadar altı adımlık odamda elimde kitap okur turlarken, sizler ülke de değiştirmiş olabiliyorsunuz. Zaman farklı işliyor burada anlayacağınız. Şu anda akşam sekiz civarı. Küçük bir televizyon var odamda. Sınırlı sayıda televizyon kanalı izleyebiliyoruz. Yani resmi kurumların belirlediği sayı ve kanallar bunlar.”

Türkiye cezaevlerinde neler oluyor?

Zaten kötü olan tutukluluk ve hükümlülük durumu, Korona pandemisi bahanesiyle kötüyü de aratır derecede. Gün yok ki Cezaevlerindeki hak ihlallerine karşı açıklamalar yapılmasın. Ancak açıklamaları duyan müesses nizamın Adaleti olmayınca, adaletsizlikler de devam ediyor…

Yenilik olarak tutuklu ve hükümlülerin büyük şehir Cezaevlerine aktarılmaları neticesi son 16 yılda 283 ilçe cezaevi kapatılırken, 2016 yılından bu yana yeni ve büyük cezaevlerinin yapımına hız verildi. 2006-2021 yılları arasında 227 yeni cezaevi açıldı. bu Cezaevlerin 126’sı 2016 yılından sonra inşa edilenler.

DÖRT KİTAP, BİR MEKTUP

   

Mektup yazma isteğim, bir süre sonra mektup yazma tutkusuna evrildi. Mektup yazmaya başlarken, bunun 20 yıl boyunca sürecek olan mektuplar yazışmasna döneceğini tahayyül bile edemezdim. Ne de çok sevmişim bu yazışmaları. Kısa süreçler zarfında mektup yazmadığımda, kendimden bir eksiklik hissetmeye başladım. Onun için yazmaya devam etmekte kararlıyım. Yaşadığımız süreç ve şartlar da zaten bu tür yazışmaları zorunlu kılıyor. 

"Geleceğe daha büyük umutla bakıyoruz, Gerçeklik bizleri hep dirençli tutuyor!"

 06.07.2021

 

21.yüzyılda da modern Süreç, modern Demokrasi, modern Adalet, modern Yargı vb...günümüze, ömrümüze hakim birer kelepçe olarak sürekli yaşamamıza müdahil oluyor. Modernite adı altında geliştirilen katledici silahların yanısıra diktatör sistem uygulayıcılarının ortak menfaatte uzlaştığı süreç ile en doğal insani hakların postallarla ezildiği bir yüzyılı yaşıyor insanlık. 

Korona Pandemi sürecinde Siyasi tutsaklara işkence, yalnızlaştırma, ek cezalandırmalar ile ölüme terk!...

 

’’Düşüncelerimizin özgür olabilmesi için omuzlarınıza ihtiyacımız var. Bu gibi zorlu zamanlarda ancak dayanışma ile aydınlığa kavuşabiliriz. Bekliyoruz. Omuz omuza her şeyin üstesinde gelebiliriz’’

Tecritlere karşı direniş hepimizin insani görevi olmalıdır. Gazeteci Ziya Ataman şahsında bütün gazeteci, siyasi rehine tutsakların en çok şimdi yardımımıza ihtiyaçları var. Ziya Ataman, ağır sağlık sorunları olan bir mahkum. Nefes darlığı, kalp rahatsızlığı, kronik iç hastalıkları olan ve 5 seneden beri cezaevinde tutulan yüzlerce gazetecilerden biri.

Abdullah Zeydan, Nedim Türfent ve Ziya Ataman'dan mektup var

Edirne ve Van Cezaevlerinden mektuplar

 

Her yıl yaptığım gibi bu sene de ‘18 Mart Dünya Siyasi Tutsaklar günü’ vesilesiyle Türkiye Cezaevlerindeki arkadaşlara kartlar gönderdim. Ve şimdi bazı cevaplar gelmeye başladı.

Hani, Yunus Emre bir sözünde,‘’çok söz hammal yüküdür’’der ya,  Edirne Cezaevinde rehin tutulan Abdullah Zeydan’ın yazdığı mektup da öyle. Kısa ama çok anlam yüklenmiş.