"Geleceğe daha büyük umutla bakıyoruz, Gerçeklik bizleri hep dirençli tutuyor!"

 06.07.2021

 

21.yüzyılda da modern Süreç, modern Demokrasi, modern Adalet, modern Yargı vb...günümüze, ömrümüze hakim birer kelepçe olarak sürekli yaşamamıza müdahil oluyor. Modernite adı altında geliştirilen katledici silahların yanısıra diktatör sistem uygulayıcılarının ortak menfaatte uzlaştığı süreç ile en doğal insani hakların postallarla ezildiği bir yüzyılı yaşıyor insanlık. 

Modern(!) sistemlerin dışında ki Dil, Cins, Renk, İnançları inkar eden hakim ve savcılar da dünyayı karanlığa, tekçi sistemlere hazırlıyor. Hepsi modernite adı altında yapılıyor; hatta yeni modern yöntemlerle göstericilerin boğazına dizleriyle 4 dakika basıp, boğanlar da modern çağın birer parçası konumunda...Haziran 2016’da tutuklanıp, Kürtçe şarkı söylediği için 19 yıl hapis cezasına çarptırılan Nudem Durak örneğinde olduğu gibi. Ama Kürtçe müzik yapmasına 19 yıl hapis cezası yetmemiş olacak ki, modern çağın gereği tutuklu bulunduğu Cezaevinde Kürtçe müzik söylemesi de yine ceza unsuru oldu. Bu yüzden Haziran 2021 de iletişim cezası ile haftalık görüşmeler, Ailesiyle telefon görüşmeleri yasaklandı. Bu durumu kınayan Uluslararası İnsan Hakları Derneği (İGFM) Türk devletini kınayarak, Kürt dili, kültürü üzerindeki inkara son vermeyi; azınlık haklarına karşı saygılı olmayı talep etti.

Nudem Durak ile sınırlı kalmayan benzeri uygulamalar aktüel süreçte bütün siyasi tutsaklara uygulanan bir durum ve Corona süreciyle daha da vahimleşen bir tutum. Her birkaç günde koğuşlara baskılar düzenlenerek, aramalar ve ellerindeki kalan birkaç eşyaya da el konulması siyasi tutsakları yalnız tecritle değil, büyük bir iletişimsizlikle ve mağduriyetle cezalandırıyor; bu modern sistem aygıtı...

           

            (EDİRNE YÜKSEK GÜVENLİKLİ KAPALI CEZA İNFAZ KURUMU mektup okuma komisyonu GÖRÜLMÜŞTÜR) mühürlü mektup:

 

Bütün bu denli olumsuz bir süreçte Cezaevlerindeki siyasi tutsak rehinlerden alabildiğimiz birkaç satır yazı bizi inanılmaz bir şekilde mutlu kılıyor. Edirne Cezaevinde tutuklu bulunan Abdullah Zeydan yazdığı kısa mektubu ile aslında sürece ayna tutuyor.

’ Size ve tüm arkadaşlara içten duygularımla selam ve sevgilerimi iletiyor, her zaman iyi ve moralli olmanızı diliyorum. Özenle hazırlayıp gönderdiğiniz mektup için teşekkür ederim. Aynı şekilde karşılık vermek isterdim, fakat burada malzeme kullanamıyorsun. Mahpusken insan her şeyi özler. Mektubunuzdaki manzaralarla az da olsa özlem giderdim.

Bizler iyi ve moralliyiz, bu sıralar sıcak ve nem ile boğuşuyoruz. El kadar kendine hayrı olmayan bir vantilatörün sadece çıkardığı sesten psikolojik olarak teselli buluyoruz. Yataklarımızın olduğu üst katta priz olmadığı için o sesten bile mahrum kalıyoruz. Anlayacağın bu sıralar buralar kaynıyor.

Her şeye rağmen dirençli bir şekilde barış, demokrasi, birlikte yaşam yolunda milyonlarla birlikte yürümeye devam ediyoruz. Her attığımız adımla onurlu özgür yaşama biraz daha yakınlaştığımızı görüyor, geleceğe daha büyük umutla bakıyoruz.

Bu gerçeklik bizleri hep dirençli tutuyor. Sonsuz acı yoktur, tıpkı sonsuz mutluluk gibi. Elbet bu günler de geçecek. Colemerg’in, Gewer’in, Şemzina’nın, Çelé’nin muhteşem coğrafyasında sizlerle birlikte buluşacağız.

 Selam ve saygılarımla Abdullah Zeydan, 28.06.2021, F-Tipi C.İ.K., B-38 Edirne-Türkiye’’.

 

İlişkili İçerik