İHD: Adli Tıp tek merci olmaktan çıkarılmalı

Hasta Hakları Günü’nde hasta mahpuslara dair açıklama yapan İHD: “Hasta mahpuslar bir devlet politikası olarak hapishanelerde ölüme terk ediliyor. Bu durum açıkça yaşam hakkı ihlalidir.”

İstanbul - BİA Haber Merkezi

26 Ekim 2021, Salı 16:19

İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Hapishaneler Komisyonu, bugünkü Hasta Hakları Günü vesilesiyle yaptığı açıklamada, hasta mahpusların yaşam hakkının korunmasını ve ağır hastaların serbest bırakılmasını talep etti.

Türkiye cezaevlerinde 30 Eylül 2021 itibari ile 278 bin 711 erkek, 11 bin 467 kadın ve 1896 çocuk olmak üzere toplam 294 bin 74 tutuklu ve hükümlü bulunuyor.

İHD’nin tespitlerine göre, 604’ü ağır olmak üzere en az 1605 hasta mahpus var. İHD, gerçek sayının çok daha fazla olduğunu ifade etti. Adalet Bakanlığı ise hasta mahpuslara dair verileri kamuoyu ile paylaşmıyor.

“Hasta mahpuslar bir devlet politikası olarak ya hapishanelerde ölüme terk edilmekte ya da hastalıkları nedeniyle ölüm sınırında tahliye edilmektedir. Bu durum açıkça yaşam hakkı ihlalidir.”

İHD, 2020 yılı başından bugüne dek en az 89 hasta mahpusun hayatını kaybettiğini belirtti: 23’ü COVID-19 nedeniyle, 6’sı ölüm sınırına geldiklerinde tahliye edildikleri için.

Talepler

İHD’nin açıklamasında, sorunun çözümüne dair şu talepler sıralandı:

  • Hapishanelerde bulunan ağır hasta mahpusların tümü tam teşekkülü herhangi bir hastane raporuna istinaden derhâl salıverilmeli, tedavileri ailelerinin yanında sürdürülmeli ve sağlık sigortası devlet tarafından karşılanmalıdır,
  • Resmi olmayan açıklamalara göre sadece 2013 yılından 2020 yılı sonuna kadar Adli Tıp Kurumu 1330 kişiye hapishanede kalabilir raporu vermiştir. Tedavi ve bakım süreçlerinin hapishane koşullarında yürütülmesinin imkansız olduğu mahpuslar için dahi ‘hapishanede kalabilir’ raporları veren Adli Tıp Kurumu, sağlık sebebiyle infazın ertelenmesi raporlarında son ve tek merci olmaktan çıkarılmalıdır,
  • Sağlık sebebiyle infazın ertelenmesi kararlarında cumhuriyet savcılarının takdir yetkisi kaldırılmalı, hastanelerin verdiği raporlar esas alınarak cezaların infazları ertelenmelidir;
  • Hasta mahpusların infaz ertelemesi önündeki “toplum güvenliği bakımından tehlike” kriteri kanundan çıkarılmalıdır,
  • Hasta mahpusların infaz ertelemesinin önündeki engel teşkil eden infaz kanununun 25. maddesindeki “infaza ara verilemeyeceğine” dair düzenleme ile 107. maddenin 16 fıkrasındaki düzenleme kaldırılmalıdır,
  • AİHM’nin Kaytan/Türkiye kararı uyarınca mahpusların müddetnamelerinde yaşları ve sağlık durumları dikkate alınarak tahliye olabilecekleri uygun bir tarih yer almalıdır,
  • AİHM’nin Gülay Çetin/Türkiye kararında belirttiği hususlara uyulmalı, hasta mahpusların tahliye edilmemesinin AİHS’nin 3. maddesinin ihlali olduğu hatırda tutulmalıdır,
  • 5275 sayılı Ceza İnfaz Yasası’nın 16. Maddesi uyarınca; ihtiyaç duydukları tedaviye hapishanede erişemeyen ağır hasta mahpusların gerekli tedavilerinin dışarıda gerçekleşmesi için tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurulları ve bağımsız hekimlerin düzenleyeceği raporlar üzerine, ağır hasta mahpusların infazlarının ertelenmesi sağlanmalıdır.

Hasta Hakları Günü

Dünya Tabipler Birliği’nin 1981 yılında yayınladığı Lizbon Bildirisi ile ilk defa hasta haklarına dikkat çekilerek, bildiride yer alan hususlar neticesinde 26 Ekim’in Dünya Hasta Hakları Günü olarak kabul edilmesi kararlaştırıldı. 1995 yılında gerçekleştirilen 47. Kurultay’da bildiri değişikliğe uğradı, 2005 yılında da gözden geçirilip düzeltildi.

“Hasta Hakları Günü” Türkiye’de 1998 yılında kabul edildi.

Lizbon Bildirgesi, her insanın ayrımcılık görmeksizin yeterli tıbbi bakım hakkına sahip olduğunu vurgular.

Bildirge; nitelikli tıbbi bakım hakkı, seçim yapma özgürlüğü, kendi kaderini belirleme hakkı, hastanın isteğine karşın yapılan girişimler, bilgilendirilme hakkı, gizlilik hakkı, onuruna ve özel yaşamına saygı talep etme hakkı gibi konuları kapsar. (AS)

Kaynak: www.bianet.org