“Üç ay süre ile deseler de, sanki bundan sonra Olağanüstü Hal’in ‘olağanlaşarak’ yaşanacağı dönemin kapısını ardına kadar açmış oldular.
Öyle görünüyor ki, “cin lambadan çıktı” ve artık akşamdan sabaha nelerle karşılaşacağımızı kestirebilmek zor. Bir süredir içerisi ve dışarısı arasındaki çizgi epey incelmeye başlamıştı. Bu süreçle birlikte neredeyse ortadan kalktı demek yanlış olmaz sanırım. Gerçi bizler açısından değişen pek fazla bir şey de yok. Nerede olursak olalım, içerde ya da dışarda her koşul ve şart altında direnmeye devam edeceğiz.”
***
24.07.2016
Merhaba Adil Hocam,
Nasılsınız? Dilerim sağlığınız sıhhatiniz iyidir? Her daim iyi olmanız temennilerimizi gönderiyorum. Biz de fena sayılmayız. Sonuç alamayan 15 Temmuz darbe girişimi süreciyle birlikte dört gün boyunca askıya alınan tüm haklarımız ve sosyal etkinlikler şimdilik belli oranda da olsa normale dönmeye başlasa da, önümüzdeki günlerde nelerle karşı karşıya kalacağımızı kestirebilmek bir hayli zor!
Değerli Hocam uzun zamandır sizden haber alamıyoruz. Doğrusu merakta ediyoruz. Size yazdıklarım elinize geliyor mu bilemiyorum. Geçen yılın Ekim ayından bu yana birisi taahhütlü altı kart-mektup gönderdiğim anlaşılıyor notlarımdan. Bu süre zarfında sizden herhangi bir gönderi elimize gelmedi. Sağlığınıza yönelik bir sıkıntı yoktur umarım. Gerisi de önemli değil zaten.
15 Temmuz darbe girişimi ile birlikte ülke yeni bir düzleme girmiş oldu. Üç ay süre ile deseler de, sanki bundan sonra Olağanüstü Hal’in ‘olağanlaşarak’ yaşanacağı dönemin kapısını ardına kadar açmış oldular. Kürt Sorunu’nun çözümünü merkezine alan temel hak ve özgürlüklerin önünü açacak bir yönelime girmeleri halinde, içine düştükleri açmazdan bir ihtimalde olsa çıkabilme şansları varken, OHAL’e yönelmekle karşı darbe sürecini esas aldılar. Bu yönelimleriyle krizi aşmak bir yana, daha bir derinleştirerek ‘iç savaş’ dinamiğinin güçlü şekilde harekete geçeceği sürecin düğmesine de basmış oldular.
“Öldürmeyen darbe (yara) güçlendirir!” deyişi, darbeye maruz kalanlar açısından reel bir boyut aldı ve yelkenlerini bir hayli şişirdiler. Şu an için tam gaz yol alıyorlar, fakat bir taraftan da gövdesindeki yarıklardan oluk oluk su alıyor gemi. Bu şekilde nereye ve ne zamana kadar yol alabilecekler, izleyip göreceğiz artık!
Öyle görünüyor ki, “cin lambadan çıktı” ve artık akşamdan sabaha nelerle karşılaşacağımızı kestirebilmek zor. Bir süredir içerisi ve dışarısı arasındaki çizgi epey incelmeye başlamıştı. Bu süreçle birlikte neredeyse ortadan kalktı demek yanlış olmaz sanırım. Gerçi bizler açısından değişen pek fazla bir şey de yok. Nerede olursak olalım, içerde ya da dışarda her koşul ve şart altında direnmeye devam edeceğiz.
Darbe girişimi ve sonrasının dışarı boyutunu sınırlı da olsa TV ekranlarından izleyip anlamaya çalışıyoruz. Hiç mi hiç iyi görünmediği kesin!
Biz devrimci tutsaklar; her ne kadar güne asker-gardiyanlarla başlamamış olsakta, hafta sonları kullandığımız telefon hakkımızın engellenmesi ile başlayan temel haklarımızın askıya alınması (telefon, görüş, avukat, sohbet, spor, hastane sevki vb.gibi) dört güne yayıldı. Dört günün sonunda belli oranda normale dönmeye başlamış olsa da OHAL süreciyle birlikte nelerle karşılaşacağımız hiç belli değil.
Tutuklanan darbecilerin bir kısmını buraya getirmeye başladılar. Bu temelde hapishanede yeni düzenlemeler yapıyorlar. 16 seneden bu yana 1 ve 3 kişilik F Tipi hücre uygulamasını titizlikle hayata geçiriyorlardı. 16 Temmuz gününden itibaren ise, yeminli üç ve tek kişilik tecrit uygulaması yerle bir oldu. Birçok hücre boşaltıldı, üç kişilik hücrelere altışar kişi konuldu. Tecritin bu boyutunun yıkılması temelinde hayırlı olan bu durum, yeni sorunları da beraberinde getirmeye başladı. Daracık mekana üç yer yatağı serilince ve giysi vb. eşyalar da ortalık yerde kalınca hücre içinde hareket edebilmek için küçük bir patika yol kadar boşluklar kaldı. İşin daha vahimi, yaşamı az da olsa kolaylaştıracak zorunlu yaşam malzemelerindeki sınırlamayı ısrarla sürdürüyor olmaları. Mevcut durum sürdürülebilir boyutta değil. Artık iç tadilatla F Tipi sisteminde belli bir revizyona mı gidecekler, yoksa sürgün-sevklerle geçici çareler mi arayacaklar bilemiyoruz. Sürgün sevklerde revaçta tabi! Çünkü boşaltılan hücreleri darbecilerle dolduracaklar diye beklerken, Van’dan 27 hevali iki gün önce sürgün getirdiler. Genelde olduğu gibi hevallerin hapishaneye girişleri de bir hayli sıkıntılı olmuş maalesef.
Özgür günlerde görüşmek umuduyla, Okay ailesine ve Görülmüştür Ekibi ve Redfotoğraf Grubu'ndan dostlara selam ve sevgilerimizi gönderiyor, başarılar diliyoruz. Sağlıcakla kalın.
Resul Kocatürk
F Tipi Cezaevi B-24
Hacılar-KIRIKKALE
- 5 gösterim