7 Eylül 2026
“Güne Aşktan Başlarsan
Her şeye,
Baştan Başlarsın”
Merhaba Sevgili Adil Hocam!.. Nasılsın?
En son postamı 24 Ağustos’ta göndermişim; “Balıkların Gözyaşları” adlı da bir öykü denemesini zarfa koymuşum. En son postanı da, 25 Ağustos’ta almışım, üç kart, bir öyküden oluşan ürünler güzeldi. “Pamuk Prenses’in Kayıp Çantası” öykün için sağ ol, yüreğine sağlık… Güne aşktan başlayıp her şeye baştan başlama cesareti gösterenlere selamlar, sevgiler…
Bugün R-Tipi Hapishane’ye getirilişimin 299. günü. Bu ikiyüz doksan dokuz günde çok şey yaşadım… Yaşıyorum, gazetelerden tecrit öyküleri okuyorum. Tekrar uykuya yatmadan bu satırlarımı yazıyorum.
Benim buradaki tecritteki somutluluğumun en son hali şöyle biçimlendi. “İki yüz Doksan Dokuz Gün”dür yalnız tutuluyorum. Bu yalnızlığa mahkum edilirken, ek işkenceler yaşıyorum. Ses işkencesi, bunlardan birisi… Alt kat olan A-Blok’a genlde psikiyatri hastalarını koyuyorlar… Bu hücreye getirilişimin ilk günlerinde kokuları ile adım adım ölen birisi kaldı. Ve ben onunla her gün ölümü yaşadım. Öldü ama, başka bir işkence başladı… Günün yirmi dört saati hayalindeki insanlarla kavga eden birisi getirildi… O yetmedi havalandırmaya plastik pet şişe atan onların sesi ile beni-bizi rahatsız eden biri de bundan zevk alıyor… Müdahale edemediğimiz rüzgar bunu daha da çekilmez kılıyor… Sonuçta 299 gündür psikiyatri hastalarının tacizini kesintisiz yaşıyorum. Bunun bir sınırı ve zamanı da yok. Buradaki en önemli kaygım akıl sağlığımı yitirmemdir.
Adil Hocam…
Bizim ilacımız, kimyasal ilaçlar değildir; bizim ilacımız hastalıklarımızın panzehri insandır. Kendimizi insanla her sabah yeniden ve yeniden üretebiliriz. Bana bu olanağı veren Marksist Felsefenin kurucularına bir kez daha selam gönderiyorum. Biliyor musun şu an bile ses işkencesi ile taciz ediliyorum… Sinirlerim dayanma gücünün sonuna yaklaştı, boyun damarlarım kaskatı oldu, sanki beynime giden oksijen sınırlandı… Kalktım pencereden uyardım, ama adam laf anlamıyor, görevliler de laf anlatamıyor… Benimle birlikte kaygılanan, benim sağlığımı düşünen Malazgirt’in köylerinden bir amca da bana güç vermek için seslendi, sağ olsun. On yıllar önce köyü yakılmış, evi ile o da yanmış, şimdi ise tecrit hücrelerinde, kendi anadilinde şiirler üretmekte. Abdulmenaf Aytaç amcaya saygılarımla.
Sana çiçekli, şelaleli hayallerimden söz etmek isterdim. Bir süre bizimle yaşayıp özgürlüğe, tavsiyemiz üzerine uçup giden “Peygamber Devesi”nden söz etmek isterdim. Ancak koşullarım izin vermedi… 17 yıllık Tutsaklığım “Aşk” için benim!..
“Güne Aşktan Başlarsan
Her Şeye Baştan Başlarsın!..”
Diyalektiğine sahip tüm dostlara sevgi ile Direncimle Selamlarımı gönderiyorum… Umutla Kalın!
Umudunuz Umudumdur. “Sevdalı!...”
Enver YANIK
R Tipi Hapishane D2-Blok
04 Nolu Hücre
Menemen/İZMİR