ÖLÜME TERK EDİLDİLER

 

 

 

MED TUHAD-FED, cezaevlerinde koronovirüse ilişkin tedbir alınmamasının yanı sıra tutukluların şiddet, baskı ve tehditlere maruz kaldığını açıkladı. 
 
Mezopotamya Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED), cezaevlerinin durumuna ilişkin hazırlanan haftalık hak ihlalleri açıklamasını paylaştı. Açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü’nün uyarılarına dikkat çekilerek, Ramazan ayının koronavirüs ile karşılandığı belirtilerek, “Zulmedenler kim olursa olsun, zulüm politikalarını hangi gerekçe ile adlandırırlarsa adlandırsınlar, zalimlerin zulmüne karşı koymak, tüm Müslümanların öncelikli en temel insanı görevi olması gerektiğine inanıyoruz. Bu temelde Ramazan ayın sağlıklı ve bereketli geçmesini diliyoruz” denildi.
 
ÖLÜME TERK EDİLDİLER
 
Açıklamada, kendini Müslüman olarak tanımlayan AKP hükümetinin TBMM’de MHP ile anlaşarak çıkardığı ceza infaz indirimi ile ilgili pakette büyük bir ayrımcılık yaparak siyasi düşüncesinden dolayı cezaevlerine konulan binlerce insanı büyük bir ölüm tehlikesi ile baş başa bıraktığı ifade edildi.  Açıklamada, “Bu, hiçbir din değerleriyle bağdaşmayan bir yaklaşım ve ayrımcılıktır. Çeteler, gaspçılar, yüz kızartıcılar, tacizci ve tecavüzcüler dışarıya bırakırken, genel toplumun vicdanını, halklarımızın birlikteliğini, ülke barışını ve demokratikleşmesini temsil eden siyasi düşünce tutsakları ise ölümcül virüsün ciddi tehlikesinin var olmasına rağmen cezaevlerinden tahliye etmeyerek resmen ölüme terk etti” ifadeleri kullanıldı.
 
TEDBİRLER YETERSİZ
 
Cezaevleri için de Adalet Bakanlığı’nın alınmış ve alınacak denilen tedbirlerin koronavirüsün yayılmasında önleyici olmadığının uyarısının yapıldığı açıklamada, “Alınan tedbirler doğrultusunda infaz memurlarının dışarıyla temaslarının kesilmesi, şu aşamada bir tedbir değildir. Aksine tutuklu ve hükümlüler için bir tehdittir. Daha önce dışarıyla teması olup, şu an cezaevlerinde kalan ve kalacak olan infaz memurlarının enfekte olma durumları ve hatta taşıyıcı olma durumları yüksek ihtimal taşımaktadır. Sağlık örgütleri ve meslek odaları da durum için risk grubu olarak başta 65 yaş üstü-hasta ve çocuk tutsaklar olmak üzere diğer bütün tutuklular için ciddi tehdit oluşturduğunu defalarca kamuoyu ile paylaşıldı. Yine toplumun tüm kesimlerinden insani duyarlılık ve kaygıları kamuoyu ile paylaşılmıştı” denildi. 
 
CEZAEVLERİNDEKİ DURUM
 
Ailelerin kuruma yaptığı başvuru ve yapılana ziyaretlerden ulaşılan bilgilerin paylaşıldığı açıklamada, yaşanan ihlaller şöyle sıralandı: “Edirne cezaevinde sağlık sorunları olan ve bundan dolayı hastaneye götürülen tutsaklara bile gereken tıbbi müdahale ve tedavi yapılmadan cezaevine tekrar geri getiriliyor. Örneğin Koah ve kalp rahatsızlığı olan Cevher Ay adlı tutsak rahatsızlandığından dolağı hastaneye götürülüyor, ancak tedavi edilmeden bir ağrı kesici ile tekrar cezaevine geri götürülüyor. Bolu cezaevinde odalar sağlıklı bir şekilde dezenfekte edilmiyor, sabun ve deterjan dışında temizlik malzemesi verilmiyor ve verilen deterjan da ya su ya da çay bardağında veriliyor. Yine keyfi uygulamalar devam etmektedir. Ali Gülmez tek kişilik hücrede kalmasına rağmen odasına baskın yapıldığı, kişisel eşyalarının çöpe atıldığı ve ilaçlarının alınıp verilmediği tarafımıza iletilmiştir. Aynı cezaevinde kalan Nurullah Semo adlı tutsak da 7-8 kişiden oluşan bir gardiyan grubu tarafından günlerce hakaretlere, tehditlere maruz kalmış ve kimi zamanda darp ve işkenceye maruz kalmıştır. Kendisi bu uygulamalara itiraz ettiği zaman da yine aynı ekip tarafından aşağılayıcı hakaretlere maruz kalmış ve ‘seni buradan sağ çıkarmıcaz’ denilerek tehdit edilmiştir. Silivri cezaevinde hasta olan tutsaklar hijyenik olmayan havasız koğuşlarda tutuluyor. Zorunlu ilaç kullanan hasta tutsaklar ise 14 günlük zorunlu karantinada kalmamak için revire gitmiyorlar, çünkü karantina koşullarının ilaçsızlıktan daha zor olduğu söylenmektedir. Silivri cezaevinde kalan Zafer Sağlam ve Hamza Polat adlı tutsak da şu an karantinada tutulmaktadırlar. Kahramanmaraş Türkoğlu cezaevinde tutulan Abdulsamet Durak, 18 Nisan tarihinde kalp krizi geçirmiş. Kalp krizi sırasında cezaevi yönetimi tarafından ağır psikolojik baskıya maruz kalmış ve ölümü için ellerinden geleni yapmışlardır. Kendisine ağır psikolojik baskı uygulamış ve hastaneye götürülürken de hiçbir şekilde kelepçeleri açılmamıştır. Aynı şekilde anjiyo sonrasında 3 günlük yoğun bakım süresince de kelepçeleri açılmamıştır. Akhisar cezaevinde de diğer birçok cezaevinde olduğu gibi kantine getirilen eşyalar bu süreçte çok fahiş bir fiyatla tutsaklara satılmaktadır.”   
 
DUYARLILIK ÇAĞRISI
 
MED TUHAD-FED, Ramazan ayının kutsallığına inanan herkesi ve tüm demokratik kamuoyunu, eşit olmayan infaz yasasına karşı ses çıkarmaya ve cezaevlerinde bulunan binlerce tutsağın sesine ortak olmaya çağırdı.

İlişkili İçerik