Tutsak ressam Ferhan Mordeniz yazdı: "Sanat Biraz da Politik Estetiktir"

Ferhan Mordeniz

Sanat Biraz da Politik Estetiktir

Eski bilgelerin siyaseti bir yönetim sanatı olarak nitelemeleri, insanın toplumsal refahına ve özgürlüğüne dair bir bilme tecrübesine erişmişlerdi ki, bu benzetmeyi sanatın estetik zekasını esas alarak geliştirmişler.

Hayat dediğimiz mucize nasıl ki kendini hep bir oluş dinamiğiyle cevherden mücevhere dönüştürüyorsa; insan da bütün bilme ve bilimlerini bu oluş perspektifine borçludur. İnsan ve onun toplumsallığı varsa duygu ve düşünce varoluşsal perspektifiyle görünürdür. Nasıl ki yaşamsal olan her şey bünye için gerekliyse, bütünsel kavrayış içinde bu gerçeklik esastır. Ve öze işleyen varlık bilinci etik ve estetik alanı görünür kılar ve böylelikle anlam oluşur…

Bu iç içeliği sağlayan döngüsel zeka, yaratıcılığı kadar oluşturduğu mükemmel dengeleriyle oluşumun yönetiselliğini sağlar. Bu dengeler varsa sosyal, siyasal ve sanatsal ilişkiler nitelik kazanır. Bu denge yoksa dağılma ve çökme vardır. Dolayısıyla sanatçının bundan, bu olgusal gerçeklikten kaçması oluş perspektifini inkar ettiği anlamına gelmiyor mu?

Oluş perspektifinde yönetisellik vardır; bu doğal oluşun küçüklük ve büyüklükteki enerjisel hareketinin yaratıcı zekasıdır. Yaşam bu zeka sayesinde farklılıklarını birbirinden koparmayarak geliştirip çoğaltır; özgür ve zekidir… Zeki olduğu kadar da cesaretlidir. Bizi var eden bütün yaşamsal ve manevi değerlerimizin canına okunduğu bir dönemde, en çok mücadele ruhunun hayatiyetini vurgulaması gereken sanatçı olması gerekirken; sanatçının tersi bir pratikle yönsüzleşmesi oportünizmden başka bir anlam taşımıyor maalesef. Çok iyi biliyoruz ki, var olmanın en çarpıcı biçimi yaşam istencini, yani iradi duruşu ortaklaştığı çevreyle işlevsel kılmaktır. Bu ilişkisellikten kaçmak yok olmayı ve zaman içinde çürümeyi getirir kendisiyle… Dolayısıyla bu kaçışı örgütleyenler farkında olup olmasalar da duyurdukları teslimiyetten başka bir şey değildir. Ama bilinmelidir ki, tarih boyunca sanatçı sanat iradesini hükümran sistemlerin zindan, sürgün tehditlerine kurban etmemiştir…

Yine sanatsal alan politik alandır aslında. Bütün duygusal ve düşünsel yetilerimizi imgesel sezgilerimize borçluyuz. Yaşamın bize en büyük hediyesi olan bu sezgisellik, zihinsel ve duygusal yetkinliğimize yön verir ve böylelikle bizi doğruya, haklı olana yakınlaştırır. Bireysel gerçekliğimiz toplumsal gerçekliğimizle sıkı sıkıya bağlıdır. Bireyde gerçekleşen yetkinlik toplumda anlam kazanır ve böylelikle politik gerçeklik ortaya çıkar. Sanat bu politik gerçekliği derinleştirip kalıcılaştırır. Onun için sanat ve siyaset diyalektik bir bütünselliktir. Dolayısıyla niye bu bütünsel irademizi çürüten ve baskın hükümranların oluşturduğu baskılara kurban edelim ki? O gerçekleştiren politik sanattır; bu gerçeklik tarihsel bir mirastır insanlığımıza. Bundan vazgeçmek yaşayan ölülere dönmek anlamını taşır. Var olma irademizin zihinlere yüklediği sorumluluk bilim ve sanat sayesinde her şeye karşı sorumluluğumuzu geliştirmiştir. Etik ve estetik değer anlayışlarımızı diri tutan enerji düşünseli içeren duygularımız olmuyor mu? Dolayısıyla sanatı toplumsal dokuyla buluşturan etik ihtiyaç oluyor. Bu ihtiyaç buluşturmayla sınırlı da kalmıyor, oluş halindeki her şeyin eleştirel aklı ve kavrayışı oluyor.

Sonuç itibarıyla, kötülüğün mutlak egemenliğini ilan ettiği bu sayısız çağda, sanat tarihsel derin zekası ve yürekliliğiyle sonuna kadar iyinin, doğrunun ve güzel olanın yanındadır. Sınırları daha keşfedilmemiş evrenimizde bütün her şey (ve tüm farklılıklarıyla) ortak bir ilişkisellikle varlık perspektifini oluştururlar. Şekillerin değişimi, değişimin dönüşümü beslediği sonsuz döngü…

Dolayısıyla var olmak iradi bir beyandır; oluş perspektifinde bu beyan apaçık bir husustur. Varlığı özgürleşerek istiyorsak, oluş mucizesinin yaratıcı zekasına bağlı kalmalıyız. O politik olduğu kadar sanatsal, sanatsal olduğu kadar yaşamsaldır…

Son söz yerine:

Güzel olan geçicidir der eski taş kitabeler İyi olan güzellikte sonsuzdur… O kendinden verdiği için süreklidir Tıpkı bize bu fikirleri öğreten yaşam gibi.

Ferhan Mordeniz

S Tipi Hapishane B-28Döşemealtı - Antalya