Deneme/Makale/Yazı

Engin Bulut'tan aforizmalar... "HAVALANDIRMAYA ÇIKIP ÖNCE JİLETLİ TELLER ÜSTÜNDE ETRAFI İZLERKEN GÜVERCİNE BAKTIM. "

… TUTUKLU KALMIŞ YARINLARIMA, “… YARA BERE İÇİNDEYİM, BİR UÇURUM DİBİNDEYİM, ELİM UZAR ELİN ÇEKER…” ŞARKISININ NOTALARI EŞLİĞİNDE ÜZÜLÜRÜM; DİLİMDE BİR YANMA OLUŞUR, “… YARAM KANAR KANAR…”

 

NEFES OL BANA,

              NEFESSİZ KALMIŞÇASINA TÜKETEYİM SENİ!..

 

… BUGÜN HAVA YİNE SOĞUK

İÇİMDEKİ KARANLIK BÜYÜMEKTE

KİN, ÖFKE, İNTİKAM

ADI HER NE OLURSA OLSUN KUSULAN;

GÜNDEN GÜNE BENİ BİLEMEKTE,

YALNIZLIK İSE

ADINI KOYAMADIĞIM

31 Yıl Tutsaklığın Ardından: Kanat Çırpışında Yankılanan Yalnızlık

31 Yıl Tutsaklığın Ardından:

Kanat Çırpışında Yankılanan Yalnızlık

Hasan Şahingöz yazdı 

              Son 21 yılı tek kişilik hücrede olmak üzere, hapisliğimin 31. yılındayım. Biz mahpusların delirmemesi, oyalanacak bir şeylerinin olması için olsa gerek, yeni tip hapishanelerde kafes kuşu beslemek serbest. Bu yüzden cezaevlerinin kantinlerinde, kuş kafesi, kuşyemi, gaga taşı, tünek, yuvalık vs. de satılır. 

Tutsak şair Hasan Şahingöz yazdı: "SAHİ, SİZE YABANCI GELMEYEN NEDİR?"

“Ben bir çevreciyim; çevreyi, havayı, toprağı, suyu, ormanları ve bütün yeşil alanları ilgilendiren hiçbir şey bana yabancı değildir.”

SAHİ, SİZE YABANCI GELMEYEN NEDİR

              Antik çağda Romalı Terentius, “Ben insanım, insanı ilgilendiren hiçbir şey bana yabancı değildir” demiş. 

Tutsak yazar Zeliha Bulut Alex Michaelides’in “Sessiz Hasta” adlı romanını değerlendirmiş

 

Sessizliğin Yankısı ve Alicia Beronson

İnsanı yaptığı şeyler değil, yapamadıkları ve cesaret edip de dışa vuramadıkları yorar. Toplum olarak sustuğu için ilgi uyandıranı "öteki"leştirip dar alanlara hapsetmeyi hak görüyoruz. İşte bu "öteki"lerden biri, eşini öldürdüğü günden beri tek kelime etmeyen ressam Alicia Beronson’dur.

"Zamanı sevmek nasıl bir anlam, nasıl bir bilinç ve nasıl bir hakikat oluşturuyor?"

ZAMANI SEVMEK

Daracık hücremde, her sabah olduğu gibi yine diğer hücrelerde kalan hevallerden birinin, çok canlı ve zinde “Roj baş hevalno, roj baş” sesiyle erkenden uyanıyorum. Beş adımlık hücremde bir yandan yatağımı düzeltirken, bir yandan da hevalimin “Roj baş hevalno” deyişindeki, seslenişindeki o büyük, sıcacık duygusunu hemen fark ediyorum.