korona günlerinde mahpusluk

KORONA ZAMANINDA MAHPUSLUK KİTAP YASAKLARI VE AÇLIK GREVLERİ…

 

 

Öncelikle pandemi zamanında hapishanelerde yaşananların, dışarıda şikâyet ettiğimiz koşullardan kat be kat daha kötü olduğunu söyleyerek başlayayım. Hani ara sıra metaforlara başvuruyoruz ya: “Türkiye yarı açık cezaevine döndü” ya da “dışarıdakiler de özgür değil ki…” gibi. Ama dönem dönem bunun bir metafor olduğunu unutup, teşbihte hata yapıyoruz.

"11 yıllık hapishane yaşamımda bir ilkle karşılaştım..."

 

“Üç buçuk yıldır isteğim dışında sürgün getirildiğim Bünyan’da bulunmaktayım. Üç buçuk yıldır sevk yazıyorum ve red cevapları bitmiyor. Yani zorla getirildiğim hapishaneden kendi isteğimle gidemiyorum. Dolayısıyla ziyarete gelen de olmuyor, uzaklık vb. nedenlerden dolayı. En son 2 yıl önce filandı, hevallere destek amaçlı girmiş olduğum süresiz açlık grevinde ziyaretçilerim gelmişti. Zaten hayatta olan tek varlığım, ailem kız kardeşim, onu da göremiyorum…”

Engin Bulut. 2 No’lu T Tipi Hapishane. A Tek 3. Bünyan/KAYSERİ

***

KAHVERENGİ TONLU COVİD-19 GÜNLERİNDE (C)EZAEVLERİ[*]... ve "KORONA GÜNLERİNDE MAHPUSLUK"

 

“O çocuklar

O yapraklar

O şarabi eşkıyalar

Onlar da olmasalar

Gayri benim kimim var.”[1]

 

Corona’yı; corona günlerinde (c)ezaevlerini; oradaki kardeşlerimizi konuş(tur)mak yürek ister ve ‘Korona Günlerinde Mahpusluk-Tutsakların Korona Günlükleri’[2] bunun bir yanıtıdır.

KORONA GÜNLERİNDE MAHPUSLUK ADLI KİTABIMIZA DAİR

            Her şey Adil OKAY’ın bu karanlık korona günlerine dair yazdığı o günlükle başladı. Bir kıvılcım çaktı biz içeridekilerde, yazdıklarımızla o kıvılcımı gür bir ateşe dönüştürdük. Elbette OKAY Ailesi, Görülmüştür Kolektifi, yazılarımızı bilgisayara geçen gönüllüler, İnsan Hakları Emekçileri ve daha birçok güzel dostun emeği, katkısı, çabası sayesinde çeşitli hapishanelerden, kadınlı-erkekli onca tutsağın dilinden, sesinden, kaleminden yazılmış korona günlerine dair yaşanmışlıklar bu şekilde kitaplaştı. Kısa bir süre önce Ütopya Yayınevi’nden çıktı.