Adil Okay'ın hakkında başlatılan soruşturma ile ilgili basın açıklaması

BASINA VE KAMUOYUNA

Karabük hapishanesine yolladığım bir fotoğraftan ve kartpostaldan yola çıkarak, hakkımda "cezaevinden firar örgütleme" anlamına gelecek bir suçlama ile soruşturma açıldığını, savcılığın ifademe başvurması sonucu öğrenmiş bulunuyorum. Söz konusu fotoğrafta arka planda kızım Öykü, önde ise bir salyangoz görünmektedir.  İşte bu salyangoz fotoğrafının “kroki” olduğu iddia edilmektedir. El konulan diğer kartpostalda ise hapishanelere yolladığımız "işlemeli mendil" mevzusu yer almaktadır. Kızımın yaptığı bu işlemeli mendiller de bazı cezaevlerinde sahiplerine verilirken, bazılarında “sakıncalı” diye yasaklanmıştı. Daha geriye gidersem, yine kızım Öykü’nün hapishaneye yolladığı balonlar da aynı akıbete uğramış, konu basına yansımış ve TBMM’de milletvekili Akın Birdal’ın soru önergesine konu olmuştu. Dönemin Adalet Bakanı Ergin de bize verdiği yanıtta “çocuk Öykü’nün balonları hukuku gevşetir” diye uygulamayı savunmuştu. Kroki olduğu iddia edilen kartpostalı yolladığım tutsak Kasım Karataş, Yazar Hasan Mantıcı’ya yolladığı bir mektupta Karabük hapishanesinde hak ihlallerinin inanılmaz boyutlarda olduğunu şöyle anlatıyor: “Karabük cezaevi idaresi mektupları haftada 2 gün topluyor. Yani 5 gün beklemek zorundayım. 23 yıllık hapishane hayatımda sadece burada bu uygulamayı gördüm. Başka ilk kez karşılaştığımız çok şey var ama bunları yazıp seni üzmek istemiyorum. Ama bir tanesini yazmak gerektiğine inanıyorum: Sanırım devlet Adil Okay ile yazışmamıza ambargo koymuş. Artık talimat başbakandan mı, adalet bakanlığından mı bilmiyorum. Son 6 aydır ne Okay’ların mektupları bize ulaşıyor ne de onların mektupları bize veriliyor. İnfaz hâkimliğine itirazlarımıza bile cevap verilmiyor…”

Öncelikle belirteyim Kasım Karataş mektup arkadaşımdır. Şahsen tanışmadık. 23 yıldır zindanda olan Karataş, ümit ederim en kısa zamanda özgürlüğüne kavuşur ve biz tanışmış oluruz. Ancak şunun altını çizmem gerekir. Ben sadece Kasım Karataş’la değil yüzlerce tutsakla yazışıyorum. Daha dün tahliye olan gazeteci Füsun Erdoğan, devrimci avukatlar grubundan Taylan Tanay, yazar Ragıp Zarakolu, 30 yıl sonra özgürlüğüne kavuşan ve şu an aramızda olan Hasan Gülbahar da mektup arkadaşlarımdı. Onlar tahliye oldular ama henüz zindana olan tutsaklarla yazışmalarım devam etmektedir. Son kitabım Nota Bene yayınlarından çıkan "Ben çıkana kadar büyüme e mi – Görüş günlerinde Büyüyen Çocuklar…" hapishane temalıydı. Yazıştığım 100’e yakın mahpusun mektubunun yer aldığı bu kitap mecliste Hüseyin Aygün tarafından referans gösterilmişti. Ayrıca mahpusların gönderdikleri mektupları bir grup arkadaşımla beraber kurduğumuz www.gorulmustur.org sitesinde yayınlamaktayız.

Türkiye’nin birçok kentinde ve Avrupa’da İHD ve “Görülmüştür ekibi”nin desteğiyle sergilenen “Mahpus mektup ve resimleri sergisi”, bana ve kızıma yollanan mektuplardan oluşmuştu. Şu anda evimde binlerce “görülmüştür” damgalı mektup bulunmaktadır. Bu benim yaşam biçimimdir. Taraflı bir yazarım. Tarafsızlık var olan düzeni beğenmektir. Statükoculuktur. Benim tarafım ezilenlerin, anadilleri yasaklanan halkların, iş cinayetlerinde hayatını kaybeden emekçilerin, şiddete uğrayan kadınların, inançları nedeniyle katledilen insanların, nükleer santrallerin, HES’lerin yıkıma uğrattığı çevrenin, özgürlük ve eşitlik idealleri uğruna zindana düşen tutsakların tarafıdır. Ben 12 Eylül darbesinden sonra Diyarbakır, Mamak, Metris gibi zindanlarda kanlarını mürekkep yapan devrimcilerin kuşağındanım. Hakkımda düzenlenen bu soruşturma nedeniyle baş eğmem.

Ancak şu soruları sormadan da geçemiyorum: Bu güne kadar 15 kitabı yayınlanan, bir dönem İHD Cezaevi komisyon başkanlığı yapan, halen Akdeniz Kent Konseyi yürütme kurulu üyesi, Fransa PEN üyesi, Türkiye Yazarlar Sendikası üyesi olan bir yazara bu komplo kuruluyorsa, memlekette sahipsiz insanlara neler yapılmaz. Devletin memurlarının bu işlere mesai ayırması, boşa masraf yapması ayrı bir eleştiri konusudur. Ekte sunduğum belgelerde göreceğiniz gibi, bu saçma sapan iddianın kaynağı –eğer derin bir komployla karşı karşıya değilsem- Karabük hapishanesi yönetimine aittir. Buradan sizin aracılığınızla çağrı yapıyorum: Hakkımda başlatılan soruşturma durdurulmalı ve Karabük hapishanesi yetkilileri hakkında “kamu imkânlarını boşa kullanmaktan ve adaleti yanıltmaktan” dolayı soruşturma açılmalıdır. 12.05.2014

Adil Okay                                                          [email protected]

Not: fotoğraflar arasında kroki olduğu iddia edilen "salyangoz" görüntüsü de bulunmaktadır. fotoğraflar Ali Osman Abalı'dan alınmıştır.

İlişkili İçerik