Fatih Aydın yazdı: "Elbette özlediğim, sevdiklerimle beraber yaşamak istediğim, kendimi görmek ve var olmak istediğim mekânsal tasavvurlarım oluyor. İçinde bulunduğum “griliği” unutmadan, es geçmeden…"

Merhabalar,

              Öncelikle selam ve sevgilerimizi gönderiyorum. Postanızı 13 Mart’ta aldım. Biraz kendimizden biraz da şartlar gereği gecikmeler yaşanıyor, fazla bekletmeden cevap olmak istedim. Çalışmalarınızı, etkinliklerinizi arkadaşlardan duyuyordum. Görülmüştür Kolektifi olarak yaratıcı çalışmalarınızla içerdeki bizlerle dayanışmanız oldukça anlamlı ve içeriden dışarıya, dışardan içeriye ilişkileriniz değerlidir. Postanız için teşekkür ediyorum. Göndermiş olduğunuz taslağa göre kendimce aktarım yapıp paylaşmaya başlayayım…

              Ben, Fatih Aydın, 17 yıldır hapishanede tutsağım. Ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsüyüm. Müddetnamemizde “ölünceye kadar infaz” yazdığı için tahliye tarihi belirsiz bir sınırsızlıkta. Ordu’lu, ’82 doğumluyum. 

             (...) Açıkçası tutsaklığım boyunca şu zaman çıkarım, şunları-bunları yaparım gibi bir tasavvurum olmadı hiç. Tutsaklığı ise mücadelenin bir evresi, durağı olarak gördüm hep. Belki de bunun nedeni hayatı çok sevmenin, yaşanacak şeylerin zamansız ve mekânsız olmasının ve yaşanacak güzellikler uğruna belki de sonunun ne olacağını bilerek cesareti ve vicdanı yitirmeden mücadeleye atılmanın pişmansızlığıyla kurguladığım içindir. Tutsaklıkta da kendimi buna göre konumlandırdım hep. Tutsaklığı ve yalnızlığı birçok insan eşdeğer görür sanırım. Farkındalık ve anlamlar dünyasıyla alakalı bir durum. Kendi kendini dıştalamadığın sürece bu iki kavram birbirine değen etkenler değildir. Değil mi ki kendilerini özgür sandıkları ve çok oldukları dışarda veya ortamlarda yalnız olabiliyorlar. Bu açıdan mutlu olabilmek için olayları değil olayları algılama biçimimize bakmak gerekir. Bu aynı zamanda kurallara hapsolmuş yaşam döngüsünde var olabilmenin koşuludur. Uyumsuz olmak gerekiyor çoğu zaman. 

              Elbette özlediğim, sevdiklerimle beraber yaşamak istediğim, kendimi görmek ve var olmak istediğim mekânsal tasavvurlarım oluyor. İçinde bulunduğum “griliği” unutmadan, es geçmeden… Karadenizliyim, muazzam güzel bir coğrafyaya sahip, bir ucundan diğer ucuna deniziyle, dağları ve yaylalarıyla bence eşsiz güzellikte doğanın kendi dengesini kurduğu, dış müdahalelere (insan eliyle) rağmen kendi diyalektiğiyle denklemini nefes alıp vererek yaratan ve yaşayan bir coğrafya. Denizi gri, dağları ayrı bütün bir denklem. 

              (...)

              Kısa yazmak ve anlatmak zor, farklı bir deneyim ister: Umarım bu kısa betimleme ihtiyacı karşılar. 

              Çalışmalarınızda kolaylıklar diliyor, selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz. 

              Umutla ve Dirençle. 

Fatih AYDIN

1 Nolu F Tipi Hapishane TEKİRDAĞ