Firari Yazılar... İçerideki Yazarlarla Söyleşiler hakkında

“İçerideki Yazarlar için böyle bir çalışmanın anlam ve kıymetini ifade edecek söz bulunamaz. Yıllardır zindanların kör kuytularında, bilinmez ücra köşelerinde, duyulmaz çığlıklar atan ve bir türlü görünür olmayı başaramayan ya da görülmek istenmeyenler için tam da ‘görülmüştür’ mührüne benzeyen bir sonuç yarattı bu kitap. Buna hapishanedeki ‘görülmüştür’den, toplumdaki ‘görülmüştür’e dönüşen bir değişim / metamorfoz diyebiliriz.“

Seyit OKTAY. T Tipi Hapishane. TOKAT

 

FİRARİ YAZILAR KİTABINA DAİR DEĞİNMELER

(İçerideki Yazarlarla Söyleşiler)

            Havalandırmada (cezaevi avlusu) geziyordum. “Seni mazgaldan çağırıyorlar” dediler. Gittim baktım, “Firari Yazılar geldi, al” dedi ilgili personel, daha lafı bitmeden, mazgal1 kapanmadan arkadan sesler yükselmeye başladı.

            “Kim firar etmiş?”

            “Geri mi getirmişler?”

            “Niye yakalanmış? Nereliymiş?”

            “Ne zaman gelecek? Sen nereden tanıyorsun?”

            “İnsan firar ettikten sonra bir daha gelir mi?”

            …

            Elimde kitap karşımda birçok arkadaş öyle kalakaldım. Gülsem mi, şaşırsam mı, ben de curcunaya dahil olup katılsam mı? Bilemedim. Neyse ki zihnim yine yol gösterdi, bir çıkış imkanı sundu bu hengameden.

            “Arkadaşlar bir dakika, kimse firar etmemiş, kimse yakalanmamış ve kimse de getirilmemiş. Sadece “Firari Yazılar” adlı kitap gelmiş. Klaros Yayınları’ndan çıkmış. İçerideki yazarlarla söyleşileri içeriyor.” dedim.

            Suskunluk, curcuna durdu, cümbüş duruldu. Soru yağmuru bitti. Bu kez de ilgi kitaba, merak içeriğine, içindekilere yöneldi.

            “Bir bakalım.”

            “Kim var, kimler varmış?”

            “Tanıdıklar var mı?” Ben sözlerime devam ettim:

            “Anlayacağınız firar eden kelimeler ve cümleler kitap olup tekrar içeri gelmiş hepsi bu!” Bu arada sözlerimi dinleyen, dinlemeyen birçok kişi kitaba yöneldi. Kitap artan heyecan ve merakla elden ele dolaşmaya başladı.

            Böylece yaklaşık bir yıldır hazırlıkları süren, Dr. Ayhan Kavak ile Adil Okay’ın projelendirdiği, aylardır büyük bir çabayla onlarca tutsağa ulaşıp soruları yollayıp cevaplarını aldıkları, yine dışarıda güzel insanların yardımıyla derlenip toparlanan, bilgisayara geçip düzenlenen sayısız isimsiz gönüllünün katkı, emek ve uğraşlarıyla vücuda gelen “Firari Yazılar” adlı “İçerideki Yazarlarla Söyleşi” alt başlığını taşıyan, Klaros Yayınları tarafından basılan, içeriği oldukça zengin, güzel bir ürüne dönüşen bu imece usulü, el emeği, o düş nuru, düşünce suru kitap nihayet elime ulaşmış oldu. Sevinç ve mutlulukla aldım, sayfalarını çevirdim ve hızlıca okumaya başladım.

            Başlarken emeği geçen ve katkısı olan her güzel insana içten sevgilerimi ve teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Bu zorlu maratonu üstelik böyle neredeyse tek tük baskı-harf hatasıyla ve alanında bir ilk çalışma olarak somutlaştırıp sonuca götürmek, bunun gibi bence örneğine ender rastlanacak şahane bir referans kitabı topluma kazandırmak büyük bir saygıyı ve takdiri hak ediyor.

           

İçerideki Yazarlar için böyle bir çalışmanın anlam ve kıymetini ifade edecek söz bulunamaz. Yıllardır zindanların kör kuytularında, bilinmez ücra köşelerinde, duyulmaz çığlıklar atan ve bir türlü görünür olmayı başaramayan ya da görülmek istenmeyenler için tam da “görülmüştür” mührüne benzeyen bir sonuç yarattı bu kitap. Buna hapishanedeki “görülmüştür”den, toplumdaki “görülmüştür” e dönüşen bir değişim / metamorfoz diyebiliriz.

            Elbette içeride bu kitapta adları geçmeyen ve yazan başka insanlar da var. Bir gün onların da görünür olabilmelerini umuyorum. Mesele sadece görünür olmak veya görülmekten ibaret değil. Yazılan ve yapılan işlerin topluma ulaşması, insanlarla buluşmasıdır önemli olan.

            Klaros Yayınları’ndan çıkan “Firari Yazılar” adlı kitap, içeride yazıyla uğraşan, yıllardır edebiyata gönül veren, emek veren ve bu konuda çaba harcayan birçok yazarın iç ve dış dünyalarını yansıtması açısından örnek, referans ve bir ilk kitap niteliğinde. Aslında uzun yıllardır yapılması gereken ancak sudan sebeplerle ötelenen altın değerinde bir çalışma. Bu çalışmayı içeride zorlukla nefes alan bir tutsak ile dışarıda hayat gailesi içinde koşturan bir dostun ortak gayretleriyle değil de bir biçimde bizlere değer verdiğini iddia edenler yapmalıydı. Evet, bu bir eleştiri, sitem, şikayet ve tepkidir aynı zamanda!

            “Firari Yazılar” kitabı içeriden bir türlü çıkamayan yazarların dudaklarının arasından veya kalemlerinin ucundan firar eden kelime ve cümleleri içeriyor. Yıllardır içeride olmama rağmen ben bile birçok insanı bu kitap sayesinde tanıdım. O yüzden dışarıdakiler için bizimle sohbet, söyleşi ve bizi tanıma imkanı yaratıyor. Verilen cevapların içeriğine dair bir şey söylemem etik olmaz ama genel anlamda okuyan ve okuyacak insana çok boyutlu, zengin, renkli ve farklı, ilginç ufuklar sunuyor. Nitelikli içeriğiyle bakış açısını çoklu kurmaya yarayacak bir dolu veri var içinde.

            Her bir tutsak yazar ayrı bir renk ayrı bir ses, ayrı bir hayat çizgisiyle çıkacak karşınıza. İnsan ve Hayat Karnavalı olan dünyamızda, hapishane denilen panayırda sahnelenen oyunu izleyeceksiniz bu kitapta. Roller serbest, diyaloglar doğaçlama. Hayata, doğaya, insana, birçok şeye dair söylenmiş ve söylenmemiş çok ilginç cümleler, tanımlar bulacaksınız.

            Gülecek, eğlenecek, hüzünlenecek, düşünecek, belki duygulanacak ve yüreğiniz sızlayacak yazılanları okuduğunuzda ama emin olun ki, size insan olmanın asgari gerekçelerini hatırlatacak, vicdan diye taşıdığımız içimizdeki o adalet divanını uyaracak, empati denilen o insani yanınızı kışkırtacak, birçok şeyi gözden geçirmenize neden olacak… Sevecek, kızacak, üzülecek, özleyecek ve bizi daha iyi anlayacaksınız.

            Bu uçsuz-bucaksız hapishane çölünde vahaların da olduğunu, buralarda hayata ve insana dair çok güzel suların aktığını, sebze ve meyvelerin yetiştiğini göreceksiniz. Bu hapishane turfandasından faydalanmak bence ruh sağlığınıza da iyi gelecek. Çünkü öğrenilmiş çaresizlik, öğretilmiş çözümsüzlük, alıştırılmış çabasızlık ve kanıksatılmış yılgınlık-yenilmişlik duygularından sıyrılmanın yolunu size gösterecek ya da en azından o karanlığa bir meşale olacak okuduklarınız. Hayat, bunca yıl ve bunca şeye rağmen var edici ateşini bu insanların-yazarların yüreğinde diri tutabilmiş ve umut yıldızı hala parlaklığını yitirmemişse, sevmeyi, gülmeyi ve yarınlara dair daha güzel ve iyi bakmayı bu sayede başarmışlarsa biz niye başaramayalım diyeceksiniz belki de… Belki de o ‘anlam’ mucizesi bu vesileyle içine düştüğünüz hız ve tüketim çılgınlığının içinden sizi çekip almak için uyaracak bu yazılanlar sayesinde. Belki de… çok şey bulacaksınız bu kitapta.

            Tasvirler tespitler, zengin içerlikli cevaplar, mizahi olanlar, kendinize göre seçip alacağınız çok derin ve anlamlı cümleler var. Bu firari yazılardan payınıza düşeni almak için hala ne bekliyorsunuz? Hiç pişman olmayacaksınız, zevkle, heyecanla, merakla ve büyük bir ilgiyle okuyacaksınız. Tabi ki beğenmedikleriniz, eleştirileriniz, içinizden kabul etmediğiniz şeyler de bulacaksınız, işte o zaman kitap sizin düşünce ve yorumlarınızla, katılım ve katkılarınızla tamamlanacak.

            Kendi adıma söylersem; kitabı okurken şaşırtıcı, değişik, ilginç, düş ve düşüncelerimi bereketlendirecek, yeni yazım harmanı ve hasadına yol açacak birçok şeyle karşılaştım, sanırım siz daha fazlasını bulacaksınız. “Firari Yazılar”, alanında bir ilk kitap, içerideki yazarlara dair ilk defa bu kadar kapsamlı bir çalışma yapıldı. Geniş bir yelpazede onlarca farklı tutsağın portreleri var, müthiş bir emek, kıymetli bir çalışma, tek kelimeyle çok iyi bir iş çıkarılmış diyebilirim. Beklentilerinizi ziyadesiyle karşılayacağından kuşkunuz olmasın.

            İçeride hayat var, hayal dünyaları bin bir çiçekli bahçeye benzeyen yazarlar-şairler var. İçeride umut var, yürekleri o çiçek rayihalarıyla çıldırdıkça kaleme sarılanlar var. İçeride özlem var, her biri gökyüzünde parlayan yıldızlara eş değer sevgiler büyütenler var. İçeride düşünce var, neredeyse her konuya dair duyulmamış, berrak membalar tadında fikirler var. İçeride aşk var, yazı-edebiyat ile gönüldaş olanlar var. İçeride çok şey var, insan var. Yazan insanlar var…

            İçerideki yazarlarla sohbet etmek, söyleşmek istiyorsanız bu kitabı edinin, mutlaka okuyun, bence mutlu olacaksınız, güzel hissedeceksiniz, eğlenecek, neşeleneceksiniz. Belki de uzun zamandır yüzünüzden firar eden tebessüm yolda rastladığı ‘Firari Yazılarla’ buluşup kaldığı yeri hatırlayıp birlikte gelip dudaklarınızın kenarındaki yerine konacak.

            “Firari Yazılar” sizi bekliyor, sizi çağırıyor, firari güvercinler tadında cümleler hemen yanı başınızda. O zaman bir nostaljiyle bitirelim, film tadında olsun. Yeşilçam filmleri:

            “Yazıyor, yazıyor! İçeriden çıkamayan yazarların dudaklarının arasından firar eden kelime ve cümlelerin nasıl kelebeğe dönüştüğünü yazıyor.”

            Özgür yazı ve söyleşilerde buluşma ümidiyle.

8 Kasım 2021-11-16

Seyit OKTAY

 

 

           

İlişkili İçerik