Seyit Oktay

"Hapiste otuzuncu yıla üç ay kaldı. Hala insanları seviyorum..."

“Akıp gidiyor hayat. Otuzuncu yıla üç ay kaldı. Sonra otuzuncu yıldan gün alacağım. Hala insanları seviyorum, kendimi hep o sevgi topluluğuna ait hissediyorum, hiç içeri girmemiş, hiç hapislik yaşamamış gibi. İnsanların için deyim. Onlar da hep zihnimde, şu hapishane denen fasit daire de avara kasnak gibi dönüp durmuyor, sallanıp düşmüyorsam beki de bendeki bu Arşimet noktasındandır: İnsanlar…”

Seyit OKTAY. T Tipi Hapishane A3-8. TOKAT

 

22 Ağustos 2022

Merhaba Adil Hocam,

"İçerde mevsim hep sonbahar... Sevk yazıyoruz ailemize yakın yerlere gidelim diye onun yerine iç turizm yapılıyor. "

“Şarkıdaki gibi ‘Sana kutsal gelen çınar, fiske vuruşuyla yıkılır bir gün’ zaman güzelliklere, umuda ve sevgiye kapı aralıyor. Hepimizin doyasıya gülüp, halaylar çekeceği, kardeşçe sarılıp, barış içinde yaşayacağımız özgür günler uzak değil. Yeter ki içimizde yanan umut ışığı hiç sönmesin. Hepimiz kendi pandora kutumuzu içimizde taşıyorsak umudumuzu da koruyoruz demektir.”

Seyit Oktay. T Tipi Hapishane. Tokat

 

18 Temmuz 2022

Merhaba Değerli Adil Hocam,

Tokat hapishanesinde yazılan bir öykü: EKMEK KUTSALDIR

 

                Henüz küçük bir çocukken Annem Cennet’ten öğrendiğim ilk derslerden biri: “Eğer yerde bir parça veya kırıntı olsa dahi ekmek görürsen mutlaka kaldır, öp, başının üstüne koy, sonra da yüksek bir yere bırak”tı. İkinci ders ise: “Asla üstüne basıp ezme ekmeği günahtır, öyle yaparsan ekmek ağlar. ” Böylece benim için ilk kutsallıklardan biri ekmek oldu.

Tutsak yazar Seyit Oktay'dan mektup var: "Üç hücre cezası aldıkları için, yandı infazları Cahit Cadiroğlu ile Aydın Değirmenci..."

 

“Bu kadar kötülüğün, bencilliğin, bireyciliğin, çıkarcılığın velhasıl toptan modernite etkisinin her türlü yansıması ve olumsuzluklarına karşı dostların yüreklerinden oluşan bahçe çölde vaha, denizde ada gibi.  (…)Tabi, aşka da zaman ayırmak gerek tıpkı senin de bir çalışmanda dile getirdiğin gibi…”

Seyit OKTAY.  T-Tipi Cezaevi B1-7. TOKAT

 

***

Merhaba Adil Hocam                                                   

30 Mayıs 2022

Tutsak yazar Seyit Oktay'dan mektup var: "kendini dünyanın patronu sanan bir avuç zorba her yeri ateşe vermekte"

 

“Ancak biliyorum, mutlaka barışın, sevginin ve iyiliğin hakim olacağı, bütün kötülüklerin ve kötü fikir ve duyguların gerileyeceği bir dünya mümkün ve bunu mutlaka başaracak umut dolu yürekler. Yoksa bu nefes aldığımız kainat bir yıldız gibi söner.  Umut her zaman vardır, var olmaya da devam edecek, o güzel günler de gelecek. “

Seyit OKTAY

T Tipi hapishane B1-7

 TOKAT

***

 

Merhaba…

(…)

BİR TUHAF EVRİM HİKAYESİ

Yaşamak ve yaşatmak için el ele, yürek yüreğe yürümek için, kendimizi ve bu evrendeki yerimizi doğru belirleyebiliriz. Belki de bütün mesele budur; unuttuğumuzu hatırlayalım, hatırladığımızı hayatımıza uyarlayalım. Basit, belki naif, sıradan belki kırılgan ama hakikatin bütün veçhelerin ortak karakteri böyledir. Tıpkı varlığımız gibi bütün güçlülüğümüz aslında zayıflığımızdır. Biz bu hikayede ancak bir şekilde var olabiliriz: ‘Yaşamak ve Yaşatmakla’.

Seyit OKTAY T Tipi Cezaevi B1-1 TOKAT

***

EVRENİN OLUŞUMU

Firari Yazılar... İçerideki Yazarlarla Söyleşiler hakkında

“İçerideki Yazarlar için böyle bir çalışmanın anlam ve kıymetini ifade edecek söz bulunamaz. Yıllardır zindanların kör kuytularında, bilinmez ücra köşelerinde, duyulmaz çığlıklar atan ve bir türlü görünür olmayı başaramayan ya da görülmek istenmeyenler için tam da ‘görülmüştür’ mührüne benzeyen bir sonuç yarattı bu kitap. Buna hapishanedeki ‘görülmüştür’den, toplumdaki ‘görülmüştür’e dönüşen bir değişim / metamorfoz diyebiliriz.“

Seyit OKTAY. T Tipi Hapishane. TOKAT