Seyit Oktay

"Belki de şu hayat denilen koca yeiste sizin gibi dostların varlığıdır neşeye, sevince sebep"

“Korona günlerinde mahpusluk” Kapağından, içeriğine düzenlenişinden redaktesine çok iyi olmuş, neredeyse hatasız bir baskı ve gerçekten içeriye dair gerçek bir referans kitap haline gelmiş, elinize, emeğinize, yüreğinize sağlık. Sen benim adıma her cana teşekkür edersin. Tabi bu vesileyle sevgili Zafer Kıraç’a da ayrıca selam ve sevgilerimi iletiyorum. Yazısının başlığını dostum yoldaşım Doktor Ayhan’ın sözüyle başlatıp, son sözü yazdıklarımdan yaptığı alıntıyla bitirmesi doğrusu sevindirdi beni. Yararlı şeyler yazmak mutlu ediyor beni, fark edilmesi de ayrı bir sevinç kaynağı.

ÖZGÜRLÜK ZAMANI: "Ya Star - Tanrıça Uyandı" adlı roman hakkında

7 Aralık 2020

Yazar Alihan DEMİR ’in Sis Yayınları’ndan çıkan romanı, moderniteye dair uzun bir eleştiri diye nitelendirebilir. Karşılaştığım ve okuduğum tek kitabı yine de bir değerlendirme yapacak olursam: YA STAR! Bir çığlık, bir tanrıçanın iç dökümü… Bir kadının çaresizliğinden, çare yaratan yürüyüş anlatısı. Zamane insanının, kadın şahsında kendini; tarihin başlangıcı sayılan Sümer’de Tanrıça İştar kimliğinde bulma arayışı. Özgürlük haykırışı!

24 yıldır tutsak olan Leyla Atabay'dan İki Yeni Kitap: "Kendini Unutan İnsan" ve "Şıkefta Fîlozofîyê" Üzerine Birkaç Söz

Daha önce Sitav Yayınevi'nden çıkan "Konjonktürel Kimlik" adlı kapsamlı kitabıyla Said-i Nursi hakkında, sol-ilahiyat anlamında kaynak ve referans olacak bir çalışmayla kendisini tanıdığımız yazar Leyla ATABAY yakın zamanda Lîs Yayınlarından çıkan iki kitapla yeniden kendi düşün dünyasına ortak etti bizi.

Tutsak Yazar Seyit Gül: Kurutulmuş Gül ve Karikatür Kitabı Yasaklandı...

"Karikatür bir mizah türüdür. Mizahın çizgilerle ifade edilişidir. İçinde ironi, eleştiri olmasından daha güzel ne olabilir? Evet unutmadan söyleyeyim. Gelen karar sayesinde öğrendim ki Adil OKAY Dostumun yolladığı kitap, "Duvarları Delen Çizgiler" adlı cezaevlerinde çizilmiş kendilerine yollanmış ve kitap haline getirilmiş çalışmaydı. (Görülmüştür mührüyle yani denetimden geçerek dışarı çıkmış, Türkiyenin birçok yerinde sergilenmiş, sonra kitaplaşmış.b.n.) Maalesef çizgiler bizim cezaevinin duvarlarını aşamadı.

Tutsak Yazar Seyit Oktay'ın Yeni Kitabı "Aryen Med Destanı" Üzerine

''Evvel zaman içinde kalbur saman içinde. Develer tellal iken, pireler berber iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken '' diye başlar masallar. Çocukluğumuz, masallardaki bu anakronik ifadeleri hiç yadırgamadan masalsı bir büyü ile geçmiştir. Zaman döngüsel, iç içe ve sıra dışıdır. Babamızın beşiğini sallamış olmak içine hapsedildiğimz  düz- çizgisel zaman hapishanesinin dışına çıkmak, zamana baş kaldırmanın masum keyfini yaşamaktır.  Başka alemlere başka varoluşlara giden kapılar vardır masallarda. Kimi zaman kapı başka bir kapıya açılır.

Çeyrek Asırdır Zindanda Olan Yazar'dan Mektup: "Özgürlüğü çok özledim. Ayaklarımın toprağa basmasını"

"Çeyrek asırı, yani rakamla 25 yılımı tamamladım bu duvarlar arasında. En kötüsünü de gördüm, en iyisini de. Bazen daha rahat kitap okumak, dostlara yazmak bir nimettir hapishanede. Düşünüyorum, her şeye rağmen karamsar mıyım? Hayır! Kesinlikle! İstesem de olamıyorum. Çünkü yaşama dair umutlarım çok diri, özgürlüğe dair tutkum çok güçlü, sevgiye dair yüreğim çok aç, sizleri seviyorum, (…) Özgürlüğü çok özledim. Ayaklarımın toprağa basmasını, gece başımın üstünde parlayan yıldızları görmeyi arzuluyorum. Bir sıcak dost gülüşüyle içimi ısıtmayı istiyorum.