Hapishanedekiler AKMHP’nin koronavirüs kobayı mı?

 

 

 

 

COVID-19 ile mücadele eden ülkelerin deneyimleri, bu illetin hapishanelerden uzak tutulamadığını, geç gelen ve adil olmayan tedbirlerin ise felakete yol açabileceğini gösteriyor.

***

Küresel koronavirüs salgınını dizginleyebilmek için her hükümet, bir dizi önlem aldı, almaya devam ediyor. Dünyanın her yerinde okullar, çoğu işyeri kapatıldı, karantina, izolasyon ve sokağa çıkma yasakları devreye sokuldu.

Fakat bu tedbirlerin işe yaramadığı durumlar var.

Salgının katlanarak artmasında en riskli ve korunmasız yerlerin başında hapishaneler geliyor...

Hele Türkiye’deki hapishaneler, yüzde 127 doluluk oranı ile zaten fazlasıyla kalabalık. Hijyen ve beslenme koşulları kötü, sağlığa erişim çok sorunlu.

Hastası var, yaşlısı var, çocuğu hatta bebeği var...

Onlarca kişi birarada, daracık koğuşlarda kalırken “sosyal mesafe” mi uygulanacak?

Tek bir tutuklu ya da görevli pozitif çıkarsa neler olabileceğini düşünebiliyor musunuz?

Biliyorsunuz İran başta olmak üzere pek çok ülke, tam da bu nedenle cezaevlerini tahliye ediyor. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet özellikle siyasi tutukluları serbest bırakma çağrısı yaptı.

Ya Türkiye’de ne oluyor?

AKP-MHP ittifakının infaz paketi taslağı, salgın tehdidiyle hızlandırıldı. Paket, maalesef ne durumun ciddiyetinin kavrandığını gösteriyor ne de göz göre göre gelen felakete karşı adil ve vicdani bir çözüm sunuyor.

Zira taslakta terör, çete, kasten öldürme suçları dışında kalan suçlar için tahliyeden bahsediliyor. Terör suçlarının içinde siyasi suçlar, düşünce ve ifade özgürlüğüne giren eylemler olduğu gibi hiçbir kanıta dayanmadan darbecilikle suçlananlar da var.

Yani Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Ahmet Altan gibi “siyasi suçlar” kapsamında olanları koronavirüs salgınına karşı savunmasız bırakıyor.

İşin tuhafı, taslağın görüşüleceği Adalet Komisyonu toplantısı bu hafta da iptal edildi. Salgınla mücadelede her dakika hayati önemdeyken, yönetenler sorumluluklarını yerine getiremiyor.

CEZAEVİ PERSONELİ VİRÜSÜ ÇOKTAN TAŞIMIŞ OLABİLİR

Binlerce siyasetçi, gazeteci, öğrenci, avukat, aktivistin hastalığın, hatta ölümün kucağına teslim edilmesi, hukuken ve vicdanen kabul edilemez bir durum, akıl almaz bir kötülük...

CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, terör suçu tanımının belirsiz olduğunu, infazın eşitliği ve adil yargılanma ilkesi çerçevesinde bu suçlarla hapishanelerde tutulanların tahliyesinin şart olduğunu hatırlatıyor.

Koronavirüs salgınının ne kadar süreceğini, nasıl seyredeceğini halen bilmiyoruz. Hal böyleyken şiddet içermeyen suçlar nedeniyle hapishanelerde tutulanları, hele ki çocukluları, kronik hastalıkları olan ve 60 yaş üstündekileri tahliye etmemek, onları korkunç bir deneyin kurbanı yapmak anlamına geliyor.

Cezaevlerindeki doluluğun azaltılması için en az 55 bin tutuklunun tahliyesi gerekiyor.

Yaklaşık 300 bin hükümlü ve tutuklu var, 150 bin kadar da görevli personel. Yani aynı zamanda cezaevi personelinin de sağlığı tehdit altında.

Dün Adalet Bakanı Gül, cezaevlerinde görevli personelin evlerine gönderilmeyeceğini ve izole yerlerde kalacaklarını duyurdu.

Oysa bugüne kadar hapishanelere koronavirüsün girip girmediğini bilemiyoruz.

Türkiye’den önce ve daha ileri aşamada olup COVID-19 ile mücadele eden ülkelerin deneyimleri, bu illetin hapishanelerden uzak tutulamadığını, geç gelen ve adil olmayan tedbirlerin ise felakete yol açabileceğini gösteriyor.

ANCAK EN CÜRETKAR KARARLAR İŞE YARAYACAK

Salgının ilk patlak verdiği Çin’de, 3 bölgedeki toplam 5 hapishanede en az 806 COVID-19 vakası kayda geçti. (28 Şubat) Karantina uygulanmasına rağmen cezaevi personelinin hapishanede salgına neden olduğunu Çinli yetkililer de doğruladı.

Geçen hafta İngiltere’de iki hapishanede, iki COVID-19 vakası açıklandı. New York hapishane (DOC) görevlilerinden 58’i, mahkumlardan ise 73’ü pozitif çıktı.  

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Direktörü Dr. Hans Kluge, The Guardian gazetesine şöyle konuşmuş:

“COVID-19 duvar, sınır tanımıyor; tutuklular, cezaevi personeli ve ziyaretçiler arasında yayıldığı gibi halk sağlığı için de bir tehdit. Ancak en cüretkar kararlarla bu hastalığın yayılması engellenebilir. Hiç kimseyi bu savaşta arkada bırakmamız gerekir. Hapishane ortamı, bulaşıcı hastalıklar açısından büyük bir tehdit.”

DSÖ’nün COVID19 kılavuzunda, hapishanelerde herkesin ateşin ölçülmesi ve üst solunum yolları hastalıkları muayenesinin yapılması yer alıyor. Türkiye’de hastahanelere başvuran yurttaşlar dahi benzer taramadan zor geçirilirken hapishanelerde yaygın olarak uygulamak, imkansız...  

DSÖ’nün hapishane sağlığı koordinatörü Carina Ferreira-Borges kötü senaryoya karşı uyarıyor: “Eğer hapishanelerde salgın başlarsa çıkmak isteyecekler, bu da bir güvenlik sorunu demek. İnsanlar ölmeye başlarsa ne yapılacak?”

İRAN, SUDAN, AFGANİSTAN TAHLİYE ETTİ, TÜRKİYE NEYİ BEKLİYOR?

Güvenlik sorunu derken? Pandeminin en sert vurduğu ülkelerden İtalya’da, 27 hapishanede görüş yasağı nedeniyle ayaklanmalar çıktı, 12 kişi öldü.

Geçen hafta Brezilya’da yüzlerce tutuklu yarı açık cezaevlerinden kaçtı. Kolombiya’daki hapishane ayaklanmalarında 23 kişi öldü, yüzlerce yaralı var. Brezilya’da hapishanelerden 1400 kişi kaçtı, bir kısmı yakalandı. (Kaynak: Reuters)

Akıllı davranıp erken davrananlar da var. Demokrasi endeksinde bizden daha sorunlu olan ülkeler bile: İran, ağırlıklı siyasi tutuklulardan oluşan 85 bin kişiyi tahliye etti. Üstelik henüz hapishanelerde COVID-19 tespit edilmeden. Afganistan, çoğu kadın, genç ve hasta tutuklulardan oluşan 10 bin kişiyi salıverdi. Sudan dahi 4 bin tutukluyu bıraktı.

Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde cinsel suçlar ve şiddet uygulayanlar hariç, 1000 tutukluya tahliye geldi. Kanada/Ontario’da da bin hükümlü “hapis cezası ölüm cezasına dönüşmesin” diye bırakıldı. Aynı şekilde ABD’de, New Jersey ve NYC’de düşük risk grubundaki binlerce hükümlünün bırakılması çağrısı yapıldı, peyderpey tahliyelere başlandı.

Benzer adımları İngiltere, Polonya, İtalya da attı. Her hükümet, sağlık sistemi kapasitesini zorlayacağı ve bu vebalin altında kalmak istemedikleri için hapishaneleri boşaltıyor.

Tıpkı diğer önlemlerde olduğu gibi, koronavirüs salgınında ne kadar geç kalınırsa o kadar ağır bir yükle, o kadar ağır sorunlarla karşı karşıya kalınacak.

Türkiye’de zaten hukuka aykırı biçimde tutulanların, salgın zamanında hukuka uygun tahliye edilmesi şart. Aksi takdirde tutuklusuyla personeliyle hapishanedeki herkes, AKP-MHP ittifakının koronavirüs kobayı olacak.

Bu vebalin altında kalmaya değer mi? 

Kaynak :artı gerçek 

İlişkili İçerik