İskender Karaman yazdı:"Yirmi yedi yıldır cezaevinde tek mevsim yaşıyorum."

İskender Karaman 

Doğaya Saygı ve Dayanışma

Dünyamızda yaşanan doğal afetleri büyük bir üzüntüyle izliyorum. Açık bir iklim kriziyle karşı karşıyayız; canlı veya cansız her şey gözlerimizin önünde yok oluyor. Ağaçların vatanı olmaz, evrenseldir. Dünyanın neresinde bir ağaç yansa veya canlılar zarar görse içim parçalanıyor. Biz insanlar olmasaydık bu kriz de yaşanmayacaktı. 

Yirmi yedi yıldır cezaevinde tek mevsim yaşıyorum. Artık iklim değişikliği yüzünden dışarıdakiler de dört mevsimi tam anlamıyla yaşayamıyor. Türkiye’yi ve Rokîstan’ı betonlaştırdılar. Küresel ısınma nedeniyle Colemêrg ve Amed daha da ısınacak; canlıların yaşam dengesi bozuluyor. Doğal afetlerin sorumlusu biziz ve önlem almadığımız için gelecek kuşaklara yıkım bırakıyoruz. Ağaçlandırma şarttır; kuraklık, çölleşme ve ardından sel felaketleri kapımızda. 

II- Mimaride Doğayla Uyum ve Yaşam Alanları

İnsanlar yaylalara ve köylere giderek doğayı betonlaştırıyor. Yapılan evlerin ve villaların çevreyle bütünleşmesi, doğaya entegre olması gerekir. Yanlış yerleşmeler ve dere yataklarına kurulan köyler yüzünden sel felaketleri kaçınılmaz hale geliyor. Katranis köyü gibi yerleşimlerin sel riskine karşı önceden korunması veya taşınması elzemdir. Eskiden taş ve toprakla yapılan mimari ekosisteme zarar vermiyordu. Bugün ise hem mimari hem de yaşam alışkanlıklarımız doğayı tahrip ediyor. Çocuklarımıza bırakacağımız bu bozulmuş dünya adına utanıyorum. 

III- Toplumsal Duyarsızlaşma ve Şiddet Sarmalı

Atalarımız bize güzel bir dünya bıraktı ancak biz çocuklara felaketler devrediyoruz. Çocuklar ve gençler bu felaketleri anlamak yerine sosyal medyada beğeni alma yarışına giriyor. Felaketlere, ölümlere ve savaşa alışmamak; yaşanan acıları hissetmek gerekir. Duyarsızlaşma toplumları anlamsızlaştırıyor. 

IV- Ekolojik Yıkım, Su Krizi ve Teknolojik Gelecek

Ekolojik yıkım yüzünden buzullar eriyor, kıyı şehirleri sular altında kalma riski taşıyor. Bir yanda sel felaketleri yaşanırken diğer yanda ciddi bir su krizi bizi bekliyor. Su altın kadar değerli hale gelecek; bu yüzden kimyasal kullanımını azaltıp ekosistemi korumalıyız. 

Bir yanda ekolojik yıkım sürerken diğer yanda teknoloji hızla gelişiyor. İnsan zihnine çip takılması veya yapay zekânın yaşamı tamamen şekillendirmesi gibi gelişmeler kapıda. Gençler (Z kuşağı) zamanlarının büyük kısmını dijital dünyada geçiriyor. Teknoloji doğru kullanılmalı; tehlikeli ve olumsuz içeriklerden uzak durulmalıdır. 

V- Robotik Dönüşüm, Yapay Zekâ ve Sanal Bağlılıklar

Gelecekte yapay zekâ, robotlar, dronelar ve elektrikli/uçan araçlar yaşamın merkezinde olacak. Robotik teknoloji tıp alanında uzaktan ameliyatlar yapılması gibi büyük kolaylıklar sağlarken, dijital araçlar da bilgiye erişimi kolaylaştırdı. Eskiden develerle taşınan kütüphaneler bugün bir cep telefonuna sığıyor. Ancak dijital bağımlılıklar (Mavi Balina gibi oyunlar) gençler için ciddi riskler barındırıyor; bu yüzden seçici ve dikkatli olunmalıdır. Kapitalist sistem teknolojiyi parça parça pazarlarken, dijital imkânlar bilgiye ulaşmayı da özgürleştiriyor. 

VI- Medya Değişimi, Bağımlılıklar ve Kültürel Yabancılaşma

Sosyal medya geleneksel medyanın yerini alıyor. Akıllı telefon kullanımı yaygınlaşsa da "nomofobi" (telefonsuz kalma korkusu) ve ekrana bağımlılık insanları çevresinden koparıyor. Doğayı, insanı ve anı yaşamak yerine sürekli ekranlara bakıyoruz. 

Gençlerin fotoğraf çekimlerinde tabiatın ve dağların estetiğini yakalayamamalarını eleştiriyorum. Tabiata dair sanatsal bakış açınızı geliştirmenizi ve memleketten güzel nitelikli haberler vermenizi bekliyorum. 

VII- Doğaya Saygı, Fotoğraf Sanatı ve Dayanışma

Görsel arşiv ve belgeleme geleceğe iz bırakmak için önemlidir. Bana fotoğraf gönderirken albümde yer kazanmak adına kolaj yapıp gönderebilirsiniz. 

Memleketin dağını, taşını, suyunu, eski Kotranis köyünü ve dostları çok özledim. Bir fotoğrafı kıymetli kılan şey ona verilen emek ve sabırdır. Mehmet hevalin Nebirnav yaylasında çektiği fotoğrafın bir benzerinin uluslararası yarışmada birinci olması, verilen emeğin değerini bir kez daha gösteriyor. 

VIII- Son Söz ve Mektup Notları

Mala Taho, Mala Musa, Mala Avdî ve Mala Melko’nun çocuklarına selam ve sevgilerimi iletiyorum. Hepinizin sağlık durumunu merak ediyorum. 

Sağlık durumum iyidir, okumaya ve çalışmaya devam ediyorum. Azimet arkadaşla havalandırmada pencereden görüşebiliyoruz. Gönderdiğiniz mektup, kitap ve fotoğraflar için teşekkür ederim. Hepinize selamlar. 

İskender KARAMAN

Tekirdağ 1 No’lu T Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu