Ozan Veli'den bir mektup ve bir şiir

“Şu an moralim çok bozuk; çünkü az önce bir yavru serçeyi, bir alakargaya kaptırdım. Suçu kendimde gördüğümden, adeta şoka girdim. Çatı saçağında serçe yuvası var. Ben de su, pirinç, ekmek koyuyorum havalandırmaya, serçe, yavrularını besliyor. Bu sabah bir yavru çıkmış yuvadan. O kadar güzel ki, henüz tam uçamayınca havalandırmaya iniyorlar. Serçeler toplanıyor, onu uçurabilmek için sığınacağı yere, bir şeyler koyuyoruz; orada korunuyor, uçana kadar.”

Resul SARIGÜL 2 No’lu F Tipi  Kandıra/KOCAELİ

***

Sevgili Sibel, Sevgili Temel!

              Kartınızı alalı iki hafta kadar oldu. Bu ara; şu infaz paketinde bir şey olacak da, en azından cezası iki-üç yıl kalan arkadaşlar çıkacak, diye beklerken, yazmayı da bilerek geciktirdim. Ne yazık ki, her zamanki gibi fiyaskoyla sonuçlandı. Ha bire adlileri çıkarıyorlar; zindanlar yine tıka basa doluyor; yine çıkarıyorlar; ama para etmiyor. Memleketin koşulları o kadar kötü bir hal almış ki, suç üretim merkezi haline gelmiş. Beş on kişilik temizlik işine; on binlerce diplomalı işsiz başvuruyorsa; ne çetecilik biter, ne hırsızlık, ne de diğer adli vakalar. Kimsenin tındığı da yok. İş siyasilere gelince herkes aslan… 

              Şu an moralim çok bozuk; çünkü az önce bir yavru serçeyi, bir alakargaya kaptırdım. Suçu kendimde gördüğümden, adeta şoka girdim. Çatı saçağında serçe yuvası var. Ben de su, pirinç, ekmek koyuyorum havalandırmaya, serçe, yavrularını besliyor. Bu sabah bir yavru çıkmış yuvadan. O kadar güzel ki, henüz tam uçamayınca havalandırmaya iniyorlar. Serçeler toplanıyor, onu uçurabilmek için sığınacağı yere, bir şeyler koyuyoruz; orada korunuyor, uçana kadar. Temizlik yaptım; -cumartesi rutin genel temizlik günüm- yukarı çıktım. Baktım, güpegündüz duvarda bir baykuş. Onu kovdum. Bilge baykuşları severim. Ekmek için kargalar da iniyor ara ara; ama yavru serçe yanlarında, bir sorun yok. Ben yatağa uzanmış, sırtımı yaslamış mektup yazıyorum. Bir alakarga indi havalandırmaya. Sorun olmaz sandım. Bir çığlık, pencereye fırladım; ne göreyim, binmiş yavru serçenin tepesine. Bağır çağır koş, yavru hâlâ çırpınıyor; ama kan içinde. Bu alakargaları (saksağanları) nasıl severdim; anlatamam. Köyde pencerelerimize gelirlerdi kışın. Annem sürekli onlara ekmek, yem verir ve onlar her gıtgıtladıklarında (bizim dilde öttü, denmez; her kuş türü için ayrı bir şey söylenir) annem; “hayırlı haber, hayırlı haber” diye tekrarlardı. Onların haber getirdiği söylenirdi. 

              Bu yavru serçecikten sonra, onları bir daha o aşkla sevebileceğimi hiç sanmıyorum. Kalbimi kırdılar. 24 Nisanda; günün görevi ve serçeler için yazmıştım. 

Devrimci görevi yerine getiremedim! İyi olmanıza sevindim. Ben de gördüğünüz gibi iyi sayılırım. Hayat tüm çelişkileriyle; her an her yerde devam ediyor. Sımsıkı kucaklıyorum sizleri. 

***

GÖREV

Serçeler cıvıl cıvıl

              dişilerin etrafında dönüyor dünya

harıl harıl çalışıyorlar

              ot taşıyor

                            yuvasını yeniliyor

                                          eşini seçiyorlar

Pirinci bir kaba koyuyorum

              suyu da yanına

              öyle ya

              bir devrim sayılmaz mı

              bir dişinin şu dünyaya

              beş yumurta

                            üç yavru

              tadımlık neşeler katması

bu sıralar devrimci görev

              serçelere su vermek

              ve eşlik etmek

                            kumruların şarkılarına

-ek iş olarak

nazım-ın

akrep gibisin kardeşim

              şiirini bestelemek

Ozan Veli (Resul Sarıgül)

24 Nisan 2025

Resul SARIGÜL 2 No’lu F Tipi  Kandıra/KOCAELİ