Yazar ve çizer Ahmet Bilge'den yeni mektup var: "Tahliye olana kadar ziyarete çıkamayacağım..."

"İçeride salgınla birlikte yürürlüğe konan genelge hala yürürlükte. Açık ziyaretler yapılmıyor. Ayda bir ya da iki sefer yarım saatlik kapalı görüşler –tek kişiyle- var ama bunun için de ziyaretçi çağırmaya değmez. Bu gidişle tahliye olana kadar ziyarete çıkamayacağım galiba."

Ahmet Bilge. Elbistan E Tipi Kapalı Hapishane.

12.04.2021

Merhaba

            Dilerim iyisin. Tülin yenge ve Öykü için de aynı dileklerde bulunuyorum; zira salgın almış başını gidiyor. Şu ana kadar hala yakayı kaptırmamışsanız ne ala. Ama anlaşıldığı kadarıyla bu virüs kolay kolay dünyayı terk etmeyecek. Mutasyonu çıktı, mutasyonun mutasyonu çıktı; yarın başka neler çıkacak tahmin bile edemiyor insan.

            Ama diğer yandan da yaşam devam ediyor. Kanaatimce insanlık artık bu tür global salgınlara alışacak, artık onlarla birlikte yaşamaya çalışacak. Son çeyrek yüzyılda vuku bulan salgınları göz önüne getirdiğimde bu sonuca varıyorum. Koronadan ölümler o kadar olağanlaştı ki. Hepimiz alıştık neredeyse. Korona, ölümü bile sıradanlaştırdı. Ölüm algısını değiştirdi. Tabi burada koronayı değil, muktedirleri sorguluyoruz aslında.

            Görüyorsun değil mi, artık selam-kelamı bile koronasız yapamıyoruz.

            İçerideki “şair-yazarlarla söyleşi” başlıklı metni mektubunla birlikte almıştım. Alır almaz sana, kısa sürede cevap yazıp göndereceğimi bir kartla belirtmiştim. Umarım kartımı almışsındır.

            (…)

            Bu projenizden dolayı ayrıca kutluyorum sizi. Bence çok anlamlı bir proje. Umarım amacına ulaşır.

            Beni, bizleri soracak olursan, iyiyiz. İçeride salgınla birlikte yürürlüğe konan genelge hala yürürlükte. Açık ziyaretler yapılmıyor. Ayda bir ya da iki sefer yarım saatlik kapalı görüşler –tek kişiyle- var ama bunun için de ziyaretçi çağırmaya değmez. Bu gidişle tahliye olana kadar ziyarete çıkmayacağım galiba.

            Yeniden yargılanmak için AHİM’e başvurmuştuk. Başvurum reddedildi. Gerçi bir beklenti yoktu zaten. Hem sürenin tümünü neredeyse bitirdik. Başta AHİM’e başvurmuş olsak çoğumuzun dosyası bozulurdu. Zira DGM’lerde yargılanmış olmamız bile kafiydi. Ama o zamanlar ne biz akıl ettik ne de bu konuda yol gösteren oldu. Gerçi o zamanlar aklımız bir karış havadaydı ve devrim ha oldu ha olacak modundaydık. Yani hukuki faaliyetler çok taliydi ve kesmiyordu bizi. Gerçi AHİM’in bozması da çoğu zaman sorunu çözmüyor. Demirtaş’ın, O. Kavala’nın durumuna yaklaşım ortada. Ama hukuki yollardan hak arayıp sıkıştırmak  da bir şey.

            Yerli Frida’mız Öykü ne yapıyor? Şu pandemi sürecini fırsat bilerek bol bol çizimler yapmıştır şimdi. İleride bir resim ya da tablo siparişim olacak artık. Tülün yenge ve Öykü’ye çok çok selamlar.

            Artık müsaadeni isteyeyim. Kendine çok iyi bak.

            Sevgi ve saygılarımı gönderiyor, esenlikler diliyorum.

İlişkili İçerik