30 yıldır tutsak olan Resul Kocatürk Kuyu Tipi Hapishaneden yazıyor: "Koyu bir tecride tabii tutulduğum son zamanlarda anladım ki..." "

“Otuz seneyi bulan hapisliğimde çok şeyler yaşadım ve bir o kadarına da tanıklık ettim. Gel gör ki daha yaşanacak ve deneyimlenecek şeyler bitmemiş! Koyu bir tecride tabii tutulduğum son zamanlarda anladım ki, insan birkaç gün süre ile konuşma ediminden mahrum kalırsa-bırakılırsa-belirgin bir şekilde yabancılaşmaya başlıyor. Onun duygusunu nasıl ifade edebilirim bilemiyorum ama hoş olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Meğer, gün boyunca birkaç kelime de olsa konuşabileceği birilerinin olması ne büyük bir ‘hazineymiş’ insan için!”

Resul Kocatürk Yüksek Güvenlikli Hapishane E2-12 Kırıklar/Buca/İZMİR

 

24.08.2025

Adil Hocam Merhaba,

              Paylaşmış olduğun ‘KELAM’ ve ‘SUSKUNLUK’ HAKKINDA DEĞİNİLER, duygularıma dil, yalnızlığıma çoğaltan yoldaş oldular! Elinize, beynine ve yüreğine sağlık. Yine ÇHD’den gelen arkadaş üzerinden selamını da aldım. Başım-göz-üm üstüne! Çok teşekkür ediyorum. 

              “Susmak mı, yoksa avaz avaz bağırıp konuşmak mı, parçalar benliğimin kuşatma altındaki esaretini?!” diye sorguladığım boyutlu yoğun günler yaşıyorum. Geçenlerde sesime yabancılaştığım hissine kapıldım ve biraz da endişelendim. Genel anlamda gayet iyiyim ve kendimi hiç de yalnız hissetmiyorum aslında. Bunda yaşam durumum ve sosyalliğim önemli bir etken olurken, siz güzel insanların paylaşımları koca bir dünyayı taşıyor bana ve bu da sizleri her an yanı başımda hissetmemi beraberinde getiriyor. Diyebilirim ki, mevcut durumda tecrit altında tek başıma olsam da, asla yalnız değilim!

              Otuz seneyi bulan hapisliğimde çok şeyler yaşadım ve bir o kadarına da tanıklık ettim. Gel gör ki daha yaşanacak ve deneyimlenecek şeyler bitmemiş! Koyu bir tecride tabii tutulduğum son zamanlarda anladım ki, insan birkaç gün süre ile konuşma ediminden mahrum kalırsa-bırakılırsa-belirgin bir şekilde yabancılaşmaya başlıyor. Onun duygusunu nasıl ifade edebilirim bilemiyorum ama hoş olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Meğer, gün boyunca birkaç kelime de olsa konuşabileceği birilerinin olması ne büyük bir ‘hazineymiş’ insan için! Çünkü bu dayatılan ‘sessizlik’ her an büyüyüp duran ve aşılamazsa kişiyi hiçliğe sürükleyen koca bir boşluk! Küçük müdahalelerle olumsuz etkisini aza indirmenin yollarını “keşfetmem” zor olmadı tabii:) ‘İhtiyaçlar keşfin anasıdır!’ ne de olsa. Birçok derdin devası sanat-edebiyat bu manada benim de imdadıma yetişti. Sesime yabancılaşmanın panzehri olarak ‘avaz avaz’ sesli kitap okumaya başladım. Özellikle de şiir ve tiyatro metni eserler ‘ilaç gibi’ geliyor desem abartmış olmam! Hapishane kütüphanesi şiir yönünden oldukça fakir, ama nasıl olduysa on civarında W. Shakespeare eserinin bulunması hazine değerinde oldu benim için. O muhteşem dizeleriyle duvarlar bile dile geliyor resmen (!). Vesselam, Mahir ustanın dediği üzere, ‘o duvar, duvarınız/vız gelir bize vız!’

              Demek ‘sürgün’ temalı serginin açılışı Eylül ayı içerisinde. Öncelikle kolaylıklar diliyorum. Hiç kuşkusuz aranızda olmak isterdim. Ama bunun çok da önemi yok. Sizlerin içtenliğini duyumsamak bütün engelleri hükümsüz kılıyor ne de olsa! Başta siz olmak üzere, sürgün sergimize emeği geçen bütün canlara teşekkür ediyorum. 

              Özgür günlerde görüşmek ümidiyle sana ve sizlerin şahsında Görülmüştür çevresine selamlar, sevgiler gönderiyorum. Kendinize olabildiğince iyi bakın. 

              Umutla, dirençle ve sevgiyle kalın. 

              Sevgilerimle.

Resul Kocatürk

Yüksek Güvenlikli Hapishane E2-12

Kırıklar/Buca/İZMİR

Resim: Resul Kocatürk