Görülmüştür Kolektifi ile redfotoğraf grubunun hazırladığı "Göç ve Sürgün" temalı sergimiz 24-25 Ekim'de Almanya'nın Köln kentinde Dayanışmanın Sesi derneğinin düzenlediği İnsan Hakları Festivalinde açılacaktır.
Sergi hakkında bilgi:
“GÖÇ VE SÜRGÜN” KARMA SERGİ
“Sürgün ve Göç gerçeğinin betimlemesi zor travmasını ve sürgünlerin umutlarını tuallere, satırlara, enstalasyonlara, taşlara, notalara ve fotoğraf kerelerine döktük. Anlamaya anlatmaya çalıştık. Sürgünlerle aramızdaki duvarları imgelerimizle yıkmaya çalıştık.”
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (BMMYK) rakamlarına göre dünyada zorla yerinden edilmiş kişi sayısı 103 milyonu geçmiş durumda. BM Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM) ‘2024 Dünya Göç Raporu’na göre ise dünya genelinde 304 milyon göçmen bulunuyor.
İnsanlık tarihi, aynı zamanda bir göç ve sürgün tarihidir. Kimi zaman ekonomik nedenler, kimi zaman doğal afetler, kimi zaman ise savaşlar ve zulüm insanları yurtlarından koparmış, başka diyarlara sürüklemiştir. Bu hareketlilik içinde, “sürgün” ve “mültecilik” kavramları zorunlu yerinden edilmenin ve insani dramın en keskin ifadeleridir. Göç, siyasi zor yanı sıra bir tercih veya ekonomik beklentilerle ortaya çıkabilecekken, sürgün, temel hakların ihlalinin bir sonucudur.
Ülkemizde de geç Osmanlı’dan bugüne kadar sürgün politikası kesintisiz devam etmiştir. Hapishanelerde sürgün politikası ise muhaliflere karşı bir yıldırma politikası olarak uygulanmış, özellikle siyasi mahpuslar ailelerine uzak kentlere sürülüp mağdur edilmiştir.
İşte biz Görülmüştür Kolektifi ve Redfotoğraf Grubu olarak Karşı Sanat Çalışmaları’nın desteğiyle bu yıl içeriden ve dışarıdan gelen “Göç ve Sürgün” temalı eserlerle bir sergi hazırladık. Tutsak yazarlar, şairler ve çizerler sergimize katkı sundular. Estetik düzeyi bizde şaşkınlık ve hayranlık uyandıran “sürgün” temalı eserler yolladılar. Alanlarında önemli işlere imza atan Redfotoğraf grubundan sanatçılar da bu temada fotoğraf çalışıp sergimizi tamamladılar. Sonuçta yarısı içeride yarısı dışarıda 100 sanatçıyı “Göç ve sürgün” teması etrafında buluşturduk.
Amacımız, yüzyıllardır süren bu trajedilerin nedenlerine, hapishanelerde keyfi bir ceza olarak uygulanan sürgün ezasına, Akdeniz'in bir mülteci mezarlığına dönüşmesi gibi on binlerce insanın göç yollarında ölümüne neden olan politikalara dikkat çekmektir.
Redfotoğraf Grubu – Görülmüştür Kolektifi
***
HEİMATLOS: ZWİSCHEN MİGRATİON UND EXİL
Heimatlosigkeit ist nicht nur der Verlust eines Ortes; sie ist die Zersplitterung von Zeit, Sprache und Körper. Diese Ausstellung bewegt sich durch die unsichtbaren Karten, die Migration und Exil zeichnen, und tastet die fragilen Grenzen von Zugehörigkeit ab.
Die hier versammelten Arbeiten stellen die Härte des Politischen neben die poetische Widerständigkeit der Ästhetik. Die durch erzwungene Bewegung entstehenden Brüche, Verluste und Schweigen verwandeln sich mal in ein Bild, mal in eine Leerstelle, mal in eine widerhallende Erinnerung. Jedes Werk erinnert daran, dass Entwurzelung nicht nur geografisch, sondern auch existenziell ist.
Die auf den Migrationsrouten verlorenen Leben gehören längst keiner einzelnen Geografie mehr. Diese Verluste finden Widerhall im Gewissen sensibler Künstler*innen in unterschiedlichen Teilen der Welt; sie werden durch Bilder, Klänge und Stille neu sichtbar. Migration und Exil sind nicht nur individuelle Geschichten, sondern die gemeinsame Wunde unserer Zeit.
Die durch kapitalistische Ausbeutung vertieften Ungleichheiten verbinden sich mit Kriegen, Dürreperioden und Naturkatastrophen und zwingen Millionen von Menschen zur Bewegung. Diese erzwungene Migration ist keine Entscheidung, sondern ein auferlegtes Schicksal. Die Arbeiten in dieser Ausstellung verfolgen die Spuren dieser Notwendigkeit; sie machen das Unsichtbare sichtbar und das Ungehörte spürbar.
Migration ist hier kein Übergang, sondern eine in der Schwebe gehaltene Zeit. Exil ist keine Distanz, sondern ein sich vertiefender innerer Raum der Leere. Der zwischen diesen Zuständen eingeschlossene Körper sucht nach einer neuen Sprache: fragmentarisch, unterbrochen und doch beharrlich existent.
Die Ausstellung lädt die Betrachtenden zur Zeugenschaft ein. Doch diese Zeugenschaft bleibt kein distanzierter Blick; sie wird zu einer Erfahrung, die uns hineinzieht. Denn Heimatlosigkeit bleibt nicht die Geschichte der Anderen – sie verwandelt sich zunehmend in ein kollektives Gedächtnis.
Hier ist das Ästhetische nicht nur eine Form der Darstellung, sondern auch ein Raum des Widerstands. Das Poetische mildert nicht das Gewicht des Politischen; es macht es sichtbar, vertieft es und lässt es fühlbar werden.
Redfotoğraf Grubu – Görülmüştür Kolektifi
[email protected] - [email protected]