CEZAEVİNDEN GELEN SESLER: DAYANIŞMA SERGİLERİ
17 yıldır faaliyet yürüten Görülmüştür Kolektifi cezaevindeki siyasi mahpuslarla dayanışma amacıyla çeşitli etkinlikler, kampanyalar ve sergiler düzenliyor. Her yıl farklı bir temada hazırlanan bu sergiler, mahpusların eserlerini sanatseverlerle, İnsan Hakları savunucuları ve mahpus yakınları ile buluşturuyor. Amaç: Sadece estetik bir kaygı taşımak değil; sesi duyulmayan siyasi mahpusların varlığını görünür kılmak ve onlarla dayanışmayı artırmak.
Üretim Süreci ve Sergilerin Yolculuğu
Redfotoğraf grubu’nun desteğiyle hazırlanan sergilerimiz, tam bir imece usulüyle gerçekleşiyor. Belirlenen temada mahpusların resim, karikatür ve şiirleri bir araya getiriliyor. Bu eserler önce Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde, ardından Avrupa'da sergileniyor. Örneğin, Köln'deki Dayanışmanın Sesi adlı kolektifin düzenlediği "İnsan Hakları Festivali" kapsamında her yıl yeni bir sergimiz açılıyor. Ayrıca Almanya, Fransa ve İsviçre'de de dost kurumların desteğiyle sergilerimiz izleyiciyle buluşuyor.
Sergileri gezenler, estetik bir keyif yaşamanın yanı sıra, eserlerin hangi zor koşullar altında üretildiği hakkında bilgi ediniyor ve bu duruma hayranlık duyuyor. Mahpus yakınları ise sevinç ve hüzün arasında gidip gelen duygularla eserleri inceliyor. Şairler ve yazarlar ise sergilerden ilham alıyor.
Duygusal Bir Köprü Kurmak
Bu sergiler aracılığıyla mahpuslarla dış dünya arasında güçlü bir bağ kuruluyor. Sergilerin afişleri, "Serginize davetlisiniz" notuyla kartpostal boyutunda basılarak mahpuslara gönderiliyor. Gelen yanıtlar, çalışmalarımızın onlara ne kadar moral verdiğini gösteriyor. Bir mahpus karikatüristin, "Suya çiziyorum sanmıştım... Çizmeyi bırakmıştım. Ama sayenizde yeniden başladım" demesi, bu dayanışmanın somut bir kanıtı.
Görülmüştür Kolektifi sadece sanatçı mahpuslara değil, düşünceleri uğruna içeride olan herkese ulaşmayı hedefliyor. Onlardan gelen mektuplar dijital ortama aktarılıyor, yayınlanıyor sergileniyor, böylece sesleri daha geniş kitlelere ulaşıyor. Örneğin "Düşler Tutsak Edilemez" adlı sergimiz bunun en önemli örneklerinden biri. Sanatçı olsun veya olmasın, 100 mahpusa "Özgür olsaydınız neyin fotoğrafını çekmek isterdiniz?" sorusu yöneltildi. Gelen düşler, Redfotoğraf grubu’ndan -alanlarında usta, uluslararası camiada tanınan veya tanınmayan- fotoğrafçılara yollandı. Onlar da bu metinleri çektikleri fotoğraflarla görselleştirdi.
Bir diğer önemli proje ise "Sınırsız Kütüphane" sergisiydi. Türkiye'de bir ilk olan bu sergide, "Yüz kitap, yüz tutsak – Sınırsız Kütüphane " başlığıyla, cezaevinde yazılan kitaplar sergilendi. Taşıma zorluğu nedeniyle sadece Türkiye'de açılabilen bu sergi, büyük ilgi gördü.
“İçeride dışarıda sansür ve otosansür”, “Sürgün” ve "Çevre" temalı "Esmiyor" adlı sergilerimiz ülke içinde ve dışında dolaşmaya devam ediyor.
Acı Kayıplar ve Dayanışmanın Önemi
Sergi hazırlıkları sırasında yaşanan hüzünlü olaylar, bu dayanışmanın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösteriyor. Sergilerimize katkı sunan tutsaklardan Kamil Turanlıoğlu, , Halil Güneş ve Mehmet Gök hapishanede yaşamını yitirdi. Genç tutuklu Aysel Koç intihara sürüklendi. Hasta tutsaklardan yazar Nevzat Çapkın hasta olduğu halde ölümün eşiğine gelene kadar serbest bırakılmadı. Tahliye olduktan 3 ay sonra hayatını kaybetti. Mehmet Gök'ün bizim için hazırladığı resmin, ölümünden bir yıl sonra kolektife ulaşması, bu hikayelere hüzün katıyor.
Görülmüştür Kolektifi mahpuslar arasında hiçbir ayrım yapmadan herkesle iletişim kuruyor. Kolektifin kurucularından yazar Adil Okay, cezaevinde güzel sanatlar eğitimi almamış, ancak kendini geliştirmiş birçok insanın olduğunu vurguluyor ve hepsine destek olmanın zorunluluğuna inanıyor. Ona göre, düşünceleri, idealleri uğruna içeride olan herkes, yargılandıkları dava ne olursa olsun düşünce suçlusudur ve desteklenmeyi hak eder.
Sergilerin Toplum Üzerindeki Etkisi
Sergilerimize Adil Okay ve Özcan Yaman ile birlikte gönüllü küratörlük yapan Dr. Ezgi Bakçay, bu sergilerin sadece içeridekilere moral vermekten öte, içerisi ve dışarısı arasındaki politik sürekliliği gösterme amacını taşıdığını belirtiyor. Sergilerin izleyicide yarattığı duygu yoğunluğu, pek çok insanın bu konuya dokunduğunu kanıtlıyor. Ziyaretçilerin sergideki metinleri tek tek okuması ve sohbet etmesi, bu sergilerin sıradan bir sanat etkinliğinden çok daha fazlası olduğunu gösteriyor. Bakçay, bu ilginin bir çeşit "kavuşma hissi" yarattığını düşünüyor.
Sanatın birleştirici gücüyle mahpuslarla köprü kuran bu sergiler, dışarıdaki topluma da içerde yaşananları hatırlatıyor ve dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vurguluyor.
Adil Okay, içerideki hayatın öyle kahramanlık filmlerindeki gibi olmadığını vurgulayarak, “İçeride hayat romantize edilemeyecek kadar zor akıyor. Bir zulüm deryasında düşlerine, ütopyalarına sarılan politik tutuklu ve hükümlüler, tenlerini ve tinlerini psikolojik ve kimi zaman da fiziki şiddetten korumak için yazmaya, çizmeye yöneliyor” diyor.
Ezgi Bakçay da Adil Okay’a ek yapıyor, şunları söylüyor: “Tam da bu nedenle sergiler anlamlı ve politik. Biz sadece samimi ve uzun soluklu dayanışma ilişkilerinin sürmesine katkıda bulunmuş oluyoruz. Şunu da unutmamak lazım; bu çalışmanın amacı içeridekilere moral vermenin yanı sıra dışarısı ve içerisi arasındaki politik sürekliliği göstermektir. İçeridekilerin hürriyet mücadelesinin dışarıdakilere gündelik hayatlarında yaşadıkları “denetimli serbestliği” hatırlatmış olmasını umuyoruz. Bir not düşmek isterim. Şimdiye kadar sanat alanında bu kadar çok gezilen bir sergi görmedim. İnanılmaz bir izleyici ilgisi var. Galeriye gelenler metinleri tek tek okumadan ve bizimle sohbet etmeden mekândan ayrılmıyor. Bu ilgi, konunun ne kadar çok insanın hayatına dokunduğunu kanıtlıyor.
Bu sergide yer alan mahpuslardan biri şöyle yazmış: “‘Özgür İnsan’, toplumun tutuculuklarına, egemen erkin pazar savaşlarına, demokratik olmayan baskıcı uygulamalara, sadece insanı değil doğayı da katletmesine karşı duran insandır. ”Biz de duvara “düşünce, vicdan, umut, adalet, masumiyet içerdeyken biz dışarda mıyız?” diye not düştük. “
Fonsuz sponsorsuz okurlarımızın / takipçilerimizin desteğiyle daha güzel, eşit, özgür, bayındır bir dünya dileğiyle mücadele sürecinde esir düşen insanlara destek olmaya devam edeceğiz.
Web sitemizi ziyaret etmeyi siyasi mahpus mektuplarını okumayı, onlara yazmayı unutmayın.
Görülmüştür Kolektifi