Mehmet Salih Erol

"Tüm ısrarımıza, tepkimize rağmen tek bir kişiyi bile revire çıkarmadılar. Korona testi istedik yaptırmadılar"

Kitap ve dergiler konusunda ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Kitap kotaya tabi ve 15 ile sınırlı. Bu kotanın içinde sözlükten ders kitaplarına kadar her şey dahil. Dergi ise dış kantin üzerinden alınırsa veriliyor. Kendilerine göre bir liste hazırlamışlar ve bu listede magazin türü dergiler dışında hiçbir dergi yok. Kısacası edebiyat, kültür-sanat ve bir fikir dergisine ulaşmamız yasaklı. TV yine aynı durumda. Yandaş medya ve birkaç müzik kanalı dışında hiçbir yayın yok. Sağlık konusunda da sıkıntılar yaşanmakta. Sevkler bazen ayları bulabiliyor. Sağlık konusunda bir örnek vereyim. Temmuz ayı sonlarında bir arkadaşımız rahatsızlandı. Kusma, ishal falan oluştu, önce gıda zehirlenmesi dediler, ardından grip veya bahar nezlesi dediler. Sonra hepimiz hastalandık. Günlerce ateşler içinde yattık. Kusma, titreme, eklem ağrısı, mide bulantısı, kanlı ishal vb. şikayetler oluştu. Tüm ısrarımıza, tepkimize rağmen tek bir kişiyi bile revire çıkarmadılar. Korona testi istedik yaptırmadılar. Hâlâ da tam atlatabilmiş değiliz ve bu hastalıktan kaynaklı ciğer, böbrek, mide ve bağırsak sorunu yaşayan arkadaşlar var.

"Adlilere sosyal faaliyetler varken biz siyasi tutsaklara ise yok."

"6 kişilik koğuşta şu an itibariyle 12 kişi kalıyoruz. 4 ranza sonradan ek olarak atılmış, iki arkadaşımız ise yerde yatıyor. Isıtma sorunlu, sıcak su sorun. Yine kantin, elektrik, hijyen, değişimler, sosyal faaliyetler falan hepsi problem. Kantindeki fiyatlar çok alternatifsiz. Elektrikte ise bizlere sanayi aboneliği tarifesi uygulanıyor. 150 TL’lik faturamız bir anda 360 TL’ye gelmiş. Bu konudaki hiçbir itirazımız ise dikkate alınmıyor. Atölye, kurs, sohbet gibi sosyal faaliyetler yok. Pandemi gerekçe olarak gösteriliyor ancak kuran kursu vb. kursların olduğundan malumatımız var.

Mehmet Salih Erol'un cezaevinde yazdığı ve Abdullah Duran öykü yarışmasında ödül alan öyküsü...

AĞIRLAŞTIRILMIŞ GECE

Sancılar içinde uyanıp gözlerini açtığında, başını yastıktan zorlanarak kaldırıp etrafa bakındı. İçinden bağırmak geçti ama aniden buna engel olması gerektiğini fark etti. Üzerinde son birkaç gündür onu iyice yormaya başlayan bir ağırlık...

Koca bir çığın altında gibi hissediyordu. Gözü her kapandığında Gabus cini sanki boğazına çöküp onu nefessiz bırakıyor, ‘nefes alamıyorum’ diye çırpınıp avazı çıktığı kadar bağırmak istese de yalnızlığın soğukluğuyla birleşen Gabus’un delikli elleri buna izin vermiyordu.