‘Görülmüş Mektuplar’ sergisine dair

"Hapishanelerin sanatçı yetiştirme merkezleri olduğu bilinir. Sanatın birçok dalında sanatçılar yetişmişlerdir. Orhan Kemal, Balaban, Nevzat Çelik ilk akla gelenlerdendir. Nâzım’ın hocalık yaptığı bilinir. Yakın tarihten ise Zehra Doğan bir gazeteci fotoğrafçı olarak bilinirken ressamlığıyla görsel sanatçılığını gösterdi. Fatoş İrwen ise resim öğretmenliği ile ressamlığını hapishaneye girince daha bir yaratıcılıkla pekiştirip zeka ve üretim ilişkisini kullanarak sergiler açarak sanat üretimlerini paylaştılar. Kim bilir daha nice adlarını bilmediğimiz sanatçılar yetişiyor."

***

Emre Hocam, sergi yapma isteğiniz benim için çok kıymetli. Ben buradaki çalışmalarımı, daha doğrusu eskizlerimi mektupla size göndereyim. Ne hissediyorsam, zihnim bana ne anlatıyorsa onu çiziyorum. Fakat sizden isteğim, beni klişelerden uzak tutun, çünkü buna ihtiyacım var. Ben şimdi küçük karabalık gibi koskoca bir deryada yolumu arıyor, bulmaya çalışıyorum.” Dilan Cudi Saruhan

“Bu sergi, Dilan Cudi Saruhan’ın gönderdiği mektuplar üzerinedir. Burada yer alan tüm cümleler “Görülmüştür mektuplar”dan aktarılmıştır ve tüm görseller de yine o mektuplarla birlikte gelen resimlerden oluşmuştur. Etkiyi arttıran birtakım kurmaca biçimlere, abartılı tanımlara ve idealize edilmiş düşüncelere sergide asla yer verilmemiştir. Yapılan şey yalnızca, ayrı ayrı mektuplardaki metinlerin ve resimlerin bir araya getirilerek düzenlenmesinden ibarettir.” Emre Zeytinoğlu

15 Mart’ta açılışına gidemediğim sergiye, 18 Mart’ta lapa lapa yağan karlı bir havada gittim. Teşvikiye’de Galeri/miz Sanat Galerisine ilk kez gidiyordum. Dışarının sertliğini içeride de hissettim. Ama bu sertlik soğuktan değil, direncin ve umudun sertliğiydi. Bembeyaz duvarlarda bembeyaz duygular ve umut vardı. Açıkçası Teşvikiye’ye böyle bir sergi yakışmıştı.

Hapishanelerin sanatçı yetiştirme merkezleri olduğu bilinir. Sanatın birçok dalında sanatçılar yetişmişlerdir. Orhan Kemal, Balaban, Nevzat Çelik ilk akla gelenlerdendir. Nâzım’ın hocalık yaptığı bilinir. Yakın tarihten ise Zehra Doğan bir gazeteci fotoğrafçı olarak bilinirken ressamlığıyla görsel sanatçılığını gösterdi. Fatoş İrwen ise resim öğretmenliği ile ressamlığını hapishaneye girince daha bir yaratıcılıkla pekiştirip zeka ve üretim ilişkisini kullanarak sergiler açarak sanat üretimlerini paylaştılar. Kim bilir daha nice adlarını bilmediğimiz sanatçılar yetişiyor.

DİLAN DİPLOMASINI ALDI

Bana kalırsa bu sergi ile Dilan Cudi Saruhan, bir ressam, bir görsel sanatçı olarak öğrenciliğini noktalayıp, diplomasını Emre Zeytinoğlu’ndan aldı. Dilan, Güzel Sanatlar öğrencisi iken hapse giren, tutuklanan ve okulundan mezun olamayan bir sanatçı. Bu sergi onun sergisi anlayacağınız. Korona günleri online eğitimi nasıl geliştirdi ise Dilan’da hocaları ve sevdikleriyle “Görülmüştür” damgalı mektup ve resimlerle sanat üretimlerini paylaşmış. Aslında eğitimini sürdürmüş diyebilirim. İşte bu hocalarından biri olan Emre Zeytinoğlu bu başarılı öğrencisinin diplomasını aldığını bu sergi ile duyurdu diyebilirim. Dilan, bir ressam, bir görsel sanatçı olarak öğrenciliğini noktalayıp, diplomasını Emre Zeytinoğlu’ndan aldı. Yazının başında alıntı yaptığım notlar aslında serginin konseptini sanatçısını ve küratörlüğünü yalın bir şekilde anlatıyor. Sergi abartısız ve sade. Evinizin duvarlarına astığınız resimlere iliştirilmiş notlarla zenginleştirilmiş gibi.

Reklam
 

SERGİDEN BİRKAÇ ÖRNEK

Aslında Dilan yalnızca bir ressam olmadığını, aynı zamanda kısa metinlerle uzun dertleri anlatabilme becerisini de gösteriyor. Metinler bazen düşündürücü, bazen ironik, bazen nükteli. Sergiyi gezerken benim dikkatimi çeken bir noktada bu oldu. Acaba şiirde yazıyor mu? Birkaç örnek vermek istiyorum.

Yukarıya çıkmak herkesin hakkı!

“Ağaçları çok özledim hocam. Çiçekleri, çamuru…Dağlı bir kadınım ben, Dağları özledim hocam. Ama denizi de özledim…”

Şahmeran

“Sizin için bir Şahmeran çizdim. Umarım seversiniz. Ben de sizden küçük bir istekte bulunabilirim. Van Gogh’un günebakanlar tablosunu çok severim. Aslında günebakanların kendisini severim. Eğer dışarıda rastlarsanız, bana bu tablonun kartpostalını gönderebilirsiniz. Uzun zaman oldu onları görmeyeli.”

Bence modası geçmeyen tek şey!

“Burada neler yaptığımı merak ediyorsunuz, biliyorum. Çokça okuyorum ve çalışıyorum. Geçenlerde burada bir yaş daha büyüdüm ve 27 oldum. Çiziyorum bir şeyler. Notlar tutuyorum. Bu arada nakış da yapıyorum. Onların insanlara ulaşmasını istiyorum ama nasıl olur bilmiyorum.”

Reklam
 

Seni asla unutmayacağım 302

“… 2018-2019 yıllarında benim ömrümden ömür götüren bir süreci üç adet mendile işledim. Bir buçuk yıl boyunca yargılanmıştım ve son duruşmada 302’inci anayasal düzeni bozmaya teşebbüs maddesinden beraat etmiştim. Fakat yaşadığım şey çok ağırdı ve bunları kaydetmek istedim. Aslında unutmamak için saklamak istedim.”

DİLAN’LA İZLEYİCİLER ARASINDAKİ KÖPRÜ

Evet, resimlere eşlik eden mektuptan alıntılanarak paylaşılan notlar bunlar. Emre Zeytinoğlu çok güzel bir kurgu ile Dilan’la izleyiciler arasında bir köprü kurdu. Burada kendisine özel yollanan “Görülmüştür” damgalı resim ve mektupları Dilan’ın da onayını alarak sanat nesnesi haline getirerek kamusallaştıran Emre Zeytinoğlu’nun örnek bir çalışmayı ortaya koymasını çok değerli buluyorum ve teşekkür ediyorum. Umarım başka şehirlerde ve ülkelerde de sergi açılır. Bu arada ufak bir öneri olarak Dilan’ın öz geçmişi de sergide ve broşürde yer alsaydı iyi olurdu diyeceğim. Teşvikiye’de hapishaneden gelen sese, seslerin katılmasına aracılık edilmesine mekan sağladığı için bir teşekkür de tabii ki Galeri/miz sanat galerisine. Bitmeden izlenmesi gereken bir sergiyi paylaşmak istedim.

Not: Serginin sadeliğini taşıyarak hazırlanan mütevazı broşürü almayı ve arşivinize katmayı unutmayınız… Sergiyi gezmek isteyenler 5 Nisan’a kadar Galeri/miz’de görebilir.  

 

İlişkili İçerik