Tutsak yazar Zeliha Bulut'tan Çocuk Öykü'ye bir resim ve mektup

“Kökün sağlam mı ki papatya?

          Taht kurmuşum en sarp kayanın başında

          Neden titreyip duruyorsun

          En ıfıl esintiyle?" dedim.

          Papatya da eğilip kulağıma;

         "sen bakma benim salındığıma

          Bu benim bahar günlerimdir.

          O dem geçip gittiğinde

          Köküm derin kayalarda" dedi.”

 

                                        Can Yücel

 

               Canım, arkadaşıma küçücük bir papatya ile

                                         Merhaba!

 

   Ya, hep öyle oluyor, Adil'e yazıyorum, sana yazmıyorum değil mi?

   Beni affet, bende öğrenciyim, ders çalışıyorum. Ama öğretmenimiz yok. Kitaptan çalışıyoruz öyle sınava giriyoruz.

   Canım, karnen nasıldı? Ben senin başarılı olacağını düşünüyorum. Ve resim kursunda senin için rengarenk çiçekli ağaç çizdim. Orda boyalar vardı canım.

   O ağacın altındaki sen ben yoldayım, geleceğim ve bir sürü oyun oynayacağız. Oyun oynamayı çok seviyorum. İp atlama, voleybol, seksek...

   Biliyor musun, arkadaşım Nilüfer'in kuşlarının yavrusu bana da verecek. Onun için kafes alacağım, daha küçükmüş azıcık daha büyüsün diyor. Heyecanlıyım...Gelirse ona konuşmayı öğreteceğim.

   Öykü, size gelişimi hayal ettim. Ben geliyormuşum Adil ve Tülin’le sohbet ediyormuşuz, sen yan yan bakıyorsun tabi. Ama sonra neler olacağını hayal edemeyeceğim için...

   Adil, her zamanki gibi bilgisayarın önünde..

Ben onları kandırıp senin yanına gelip hemen bir plan yapıyormuşuz. Onları evden kaçırıp istediğimiz gibi oyun oynamayı düşünüyoruz. Şarkılar söylemeye başlıyoruz, Adil kafamı şişirdiniz deyip ofluyormuş, Tülin böyle misafir mi olur diyormuş :-) biz seksek, ip atlayınca Adil ve Tülin evden kaçıp gidiyormuş.

   Nihayet ev bize kalınca yemekler hazırlayıp yiyoruz ve tekrar oyuna dalıyoruz. Birlikte yan yana uzanıyoruz. Yıldızları seyretmek aklımıza geliyor. Açıyoruz pencereyi, yıldızlarda sokağın gürültüsü de içeri giriyor.

   Sonra bana Mersini gezdiriyorsun.

   Nasıl ama, harika bir hayal! Bence de.   Seni çok seviyorum. Ve özlüyorum.

   Derslerinde başarılar.

                      Sevgiler...

 

                                                                               arkadaşın Zeliha

 

Kadın Kapalı Cezaevi

Sincan/ANKARA

“Kökün sağlam mı ki papatya?

          Taht kurmuşum en sarp kayanın başında

          Neden titreyip duruyorsun

          En ıfıl esintiyle?" dedim.

          Papatya da eğilip kulağıma;

         "sen bakma benim salındığıma

          Bu benim bahar günlerimdir.

          O dem geçip gittiğinde

          Köküm derin kayalarda" dedi.”

 

                                        Can Yücel

 

               Canım, arkadaşıma küçücük bir papatya ile

                                         Merhaba!

 

   Ya, hep öyle oluyor, Adil'e yazıyorum, sana yazmıyorum değil mi?

   Beni affet, bende öğrenciyim, ders çalışıyorum. Ama öğretmenimiz yok. Kitaptan çalışıyoruz öyle sınava giriyoruz.

   Canım, karnen nasıldı? Ben senin başarılı olacağını düşünüyorum. Ve resim kursunda senin için rengarenk çiçekli ağaç çizdim. Orda boyalar vardı canım.

   O ağacın altındaki sen ben yoldayım, geleceğim ve bir sürü oyun oynayacağız. Oyun oynamayı çok seviyorum. İp atlama, voleybol, seksek...

   Biliyor musun, arkadaşım Nilüfer'in kuşlarının yavrusu bana da verecek. Onun için kafes alacağım, daha küçükmüş azıcık daha büyüsün diyor. Heyecanlıyım...Gelirse ona konuşmayı öğreteceğim.

   Öykü, size gelişimi hayal ettim. Ben geliyormuşum Adil ve Tülin’le sohbet ediyormuşuz, sen yan yan bakıyorsun tabi. Ama sonra neler olacağını hayal edemeyeceğim için...

   Adil, her zamanki gibi bilgisayarın önünde..

Ben onları kandırıp senin yanına gelip hemen bir plan yapıyormuşuz. Onları evden kaçırıp istediğimiz gibi oyun oynamayı düşünüyoruz. Şarkılar söylemeye başlıyoruz, Adil kafamı şişirdiniz deyip ofluyormuş, Tülin böyle misafir mi olur diyormuş :-) biz seksek, ip atlayınca Adil ve Tülin evden kaçıp gidiyormuş.

   Nihayet ev bize kalınca yemekler hazırlayıp yiyoruz ve tekrar oyuna dalıyoruz. Birlikte yan yana uzanıyoruz. Yıldızları seyretmek aklımıza geliyor. Açıyoruz pencereyi, yıldızlarda sokağın gürültüsü de içeri giriyor.

   Sonra bana Mersini gezdiriyorsun.

   Nasıl ama, harika bir hayal! Bence de.   Seni çok seviyorum. Ve özlüyorum.

   Derslerinde başarılar.

                      Sevgiler...

 

                                                                               arkadaşın Zeliha

 

Kadın Kapalı Cezaevi

Sincan/ANKARA

 

İlişkili İçerik