18 Mart Politik Tutsaklarla Dayanışma Gününde, Hapishanelerdeki Tecritte Karşı Mücadeleyi Büyütelim!
18 Mart tarihi, dünyanın dört bir yanında politik tutsaklarla dayanışmanın, hapishanelerde süren hak ihlallerine karşı ses yükseltmenin ve özgürlük mücadelesini büyütmenin günüdür. Bugün, yalnızca geçmişte yaşanan baskı ve direnişlerin hatırlanması değil, hâlâ zindanlarda süren adaletsizliklere, katliamlara karşı ortak bir mücadele çağrısıdır.
Dünya genelinde milyonlarca insan, politik düşünceleri, kimlikleri, toplumsal mücadeleleri ve muhalif duruşları nedeniyle özgürlüklerinden mahrum bırakılmaktadır. Politik tutsaklar; işkence, tecrit, keyfi disiplin cezaları, sağlık hakkına erişimin engellenmesi ve insan onuruna aykırı muamelelerle karşı karşıya bırakılmaktadır.
Avrupa’da da Durum Farklı Değildir
Birçok ülkede göçmenler, devrimci aktivistler ve politik muhalifler ağır güvenlikli hapishanelerde uzun süreli izolasyon koşullarında tutulmaktadır. Özellikle “yüksek güvenlik” ve “özel rejim” adı altında uygulanan tecrit sistemleri, insan hakları kurumlarının eleştirilerine rağmen sürdürülmektedir. Politik tutsakların aileleriyle ve avukatlarıyla görüş hakları kısıtlanmakta, iletişim hakları keyfi biçimde engellenmektedir. Macaristan’da 5 Şubat günü 8 yıl hapse mahkûm edilen Maja, yetersiz hijyen koşulları, kötü yemek, kışın aşırı soğuk ve yazın aşırı sıcaklıklar, hücrede yetersiz aydınlatma ve havalandırma gibi birçok sorundan şikâyet ediyordu ve verilen hapis cezasından kaynaklı daha fazla hak ihlaline uğrayacağı açıktır. Yine Türkiyeli ve Kürdistanlı birçok politik aktivist Avrupa ülkeleri hapishanelerinde tecrit başta olmak üzere bir hak gaspına maruz bırakılmaktadır.
Türkiye Hapishanelerinde Saldırılar Devam Ediyor
Türkiye’deki hapishaneler uzun yıllardır sistematik hak ihlalleriyle gündemdedir. Ağırlaştırılmış tecrit uygulamaları, keyfi disiplin cezaları, çıplak arama dayatmaları, mektup ve kitap yasakları, hasta tutsakların tedaviye erişiminin engellenmesi ve tahliyelerin idari kararlarla geciktirilmesi, cezaevi sisteminin temel sorunları arasında yer almaktadır. Özellikle yüksek güvenlikli hapishanelerde uygulanan izolasyon politikaları, tutsakların fiziksel ve psikolojik sağlığını ciddi biçimde tehdit etmektedir.
Kadın ve LGBTİ+ Tutsaklar Ağır Koşullarda Yaşamaya Zorlanmaktadır
Hapishanelerde kadınlar ve LGBTİ+ tutsaklar ise çok daha ağır ayrımcılık ve şiddet biçimleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Kadın tutsaklar; hijyen ürünlerine erişimden sağlık hizmetlerine kadar pek çok alanda ciddi sorunlar yaşamaktadır. Gebe ve çocuklu kadınların maruz bırakıldığı koşullar, uluslararası insan hakları standartlarına açıkça aykırıdır.
LGBTİ+ tutsaklar ise çoğu zaman ayrımcı uygulamaların ve sistematik şiddetin hedefi olmaktadır. Cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim temelinde ayrımcılık, zorla tek kişilik hücrelerde tutulma, sağlık hizmetlerine erişimin engellenmesi, hormon tedavilerinin kesilmesi ve psikolojik baskı gibi uygulamalar yaygındır. Trans tutsaklar hem idari baskı hem de diğer mahpuslar ve personel tarafından uygulanan şiddet riskiyle karşı karşıya bırakılmaktadır.
Hapishaneler, insan haklarının askıya alındığı alanlar değildir. Özgürlüğünden yoksun bırakılan herkes; insan onuruna yakışır koşullarda yaşama, sağlık hizmetlerine erişim, iletişim kurma ve kendini ifade etme hakkına sahiptir. Politik tutsakların sesi olmak, bu hak ihlallerine karşı dayanışmayı büyütmek ve hapishanelerdeki izolasyon politikalarına karşı mücadele etmek toplumsal bir sorumluluktur.
Bundan dolayı bu yıl 18 Mart Politik Tutsaklarla Dayanışma Günü’nde tepelilerimiz: Tecrit insanlık suçudur, derhal tüm dünyada sonlandırılmalıdır. Hapishanelerdeki hak ihlalleri derhal sona erdirilmelidir. Hasta tutsakların sağlık haklarına erişebilmeleri için serbest bırakılmalıdır. Kadın ve LGBTİ+ tutsaklara yönelik ayrımcılık ve şiddet son bulmalıdır!
Bütün Politik Tutsaklara Özgürlük!
Tecride Karşı Mücadele, Özgürlüğe Giden Yoldur!
UPOTUDAK- Uluslararası Politik Tutsaklarla Dayanışma Komitesi