Hüseyin Aykol

İdare ve Gözlem Kurulları alarm veriyor!

Kitap okumak: Bir cezaevinde bir mahpusun tahliyesi çok kitap okuyor denilerek ertelendi. Bir başka cezaevinde ise bu gerekçe, söz konusu mahpusun az kitap olduğu şeklindeydi. Oysa içeriye giren kitaplarla ilgili kota ya da kuralları cezaevi idaresi belirliyor.

Su kullanmak: Bir cezaevinde mahpusun temizliğine dikkat etmediği iddiasıyla tahliyesi ertelenirken; bir başka cezaevinde tahliyesi ertelenen mahpusun çok su kullandığı iddia ediliyordu. Oysa çoğu cezaevinde su kotası var. Mahpuslar eğer fazla su kullanırsa, su zaten otomatik olarak kesiliyor.

*** 

İbrahim Karakaş’tan mektup var

Gazetemizin çalışanlarından İbrahim Karakaş, bir ifade vermek için gittiği Adana Adliyesi’nde 6 Kasım 2020 günü tutuklanmıştı. Daha sonra hakkında açılan davada hızla yargılandı ve kendisine 11 Ağustos 2021 günü (Yani Adli Tatil’de, yani yargıçların ve neredeyse tüm adliye mensuplarının tatilde olduğu bir dönemde) kendisine tam 9 yıl 9 ay hapis cezası verildi.

Tutuklu gazeteciler haber yapmayı özlediler...

Van’da helikopterden atılan iki köylünün haberini yaptıkları için yaklaşık dört aydır tutuklu bulunan dört gazeteci arkadaşımızdan biri olan Cemil Uğur’un pek çok başka mahpus gibi kitaba ihtiyacı var. Şöyle diyor: “Cezaevi kütüphanesinden ayda iki kitap alabiliyoruz. Odada üç kişiyiz. Böylece odaya 6 kitap gelebiliyor. Ancak ayda 6 kitap, benim için çok az. Burayı bir okul olarak görüp, kendimi geliştirmek istiyorum. Böylece dışarıya çıkınca daha iyi haberler yapabilirim. Haber yapmayı, haberler için çekim yapmayı çok özledim. Bu nedenle iddianamenin hazırlanmasını dört gözle bekliyorum.

Hasta tutsak Adnan Öztel'den üç kitap birden

‘Sorgu’ isimli eseri, bir kitabın nasıl okunması gerektiğine çarpıcı bir örnek olarak değerlendirilmekte. Bu analize göre, Öztel, rastgele okuma yapmaz, okuduklarını sorgular, katharsis yapar, yeni saptama ve önerilerde bulunur

Adnan Öztel, benim dava arkadaşlarımdan biri. Tam 16 yıldır hapisanelerde ikamet ediyor. İktidar değişmez ve siyasi mahpuslara bir af çıkmazsa, en az 14 yıl daha ‘yatması’ gerekecek. Ancak Öztel, içerideki zamanını “ne zaman dışarı çıkarım” beklentisiyle değil, gece-gündüz düşünerek, yazarak, kısaca üreterek geçiriyor.

Ne yasak ne de serbest kitaplar

Zeki İlmin, Van F Tipi Cezaevi’nde bulunuyor. İki yıl kadar önce Lilav Kitabevi’nden altı kitap istemiş-satın almış. Talep ettiği kitapların da, yasak olmayanlardan olması konusunda kitabevi yetkililerini uyarmış. Kısa bir süre sonra gelen altı kitaptan ikisi kendisine verilmiş ve diğer dördünün ise incelendikten sonra kendisine verileceği belirtilmiş. Okurumuz kalan dört kitabı her istediğinde, inceleme sürüyor denmiş. Israr edince de, kitapları mahkemeye göndereceğiz ve hakkında yasak kararı aldıracağız, denilmiş.

Bolu, Elazığ, Kırıkkale, Kırıklar, Kandıra ve Siverek hapishanelerinden mektup var...

Elazığ 1 nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden Erdal Kotan ve Veysel Özçoban’ın mektuplarını aldım. Erdal’ınki iki hafta önce ama Veysel’inki iki ay önce kaleme alınmış. Erdal Kotan’ın kaleme aldığı hasta mahpus Zülfü Yıldırım’ın halini hem ayrı haber yapacağız; hem de İHD’ye verip, ilgilenmelerini talep edeceğiz. Veysel Özçoban ise şunları belirtiyor: “Pandemi süresince mesafe konusunda dikkatli davranıldı. Aramalar pek yapılmadı mesela. Ancak bize verilen yemekler o kadar azdı. Biz ‘bebe yemeği’ diyorduk.

Maraş Türkoğlu, Edirne, Bolu, Kırıklar Cezaevlerinde neler oluyor?

Maraş-Türkoğlu 1 nolu L Tipi Cezaevi’nde bulunan Ferhat Kaya şöyle diyor: “En küçük bir talebimiz bile Covid-19 bahanesine sarılarak ya reddediliyor ya da görmezden geliniyor. Doğru dürüst temizlik yapılmıyor, içeriye dezenfektan verilmiyor. İlk birkaç hafta verilen çamaşır suyu, artık verilmiyor. Mahkemece yasak olmayan, her yerde içeriye verilen kitaplar burada cezaevi idaresinin, disiplin kurulunun keyfi kararı ile bize verilmiyor. Kargoyla gelen eşyalarımız geri gönderiliyor. Mektuplarımız verilmiyor. İhtiyacımız olan eşyaları ne iç kantinden ne de dış kantinden temin edemiyoruz.

Cezaevleri korona virüs salgını için hazır mı? Hapishanelerden haberler...

Tarihe herhalde “Çakıcı Affı” olarak geçecek olan adli mahpuslara infaz indirimi yasası geçen hafta içinde Meclis’ten geçti ve cumhurbaşkanının imzasıyla yürürlüğe girdi. Adli mahpuslardan 90 bin kadarıyla korona virüsten korumak gerekçesiyle evlerine gönderilirken; siyasi mahpuslar içeride adeta ölüme terk edildi. Cezaevlerindeki sağlık koşulları nasıl ve korona salgınına karşı nasıl önlemler alınıyor konusunu, bize ulaşabilen mektuplar aracılığıyla sizlere aktarmaya çalışıyoruz:

Afyon 1 nolu T Tipi Cezaevi ve Yeni gelen Mektuplar

Afyonkarahisar ilinde var olan E Tipi Cezaevi’nin kente yetersiz geldiğinden hareketle olsa gerek, burada bir de T Tipi Cezaevi açıldı. Oysa kentin böyle bir ihtiyacı yokmuş ki, yeni açılan cezaevini doldurmak için başka illerdeki değişik cezaevlerinde bulunan mahpuslar, buraya sürgün edilmeye başlandı. Bilerek “sevk” değil “sürgün” diyoruz; çünkü buraya getirilen hiçbir mahpus buraya sevk talebinde bulunmamıştı.