Zeynep Avcı'dan mektup var: "Gizemli bir el sallayış bıraktım bugün çünkü siz uzaklarda, bense, sürgün bir mendille yalnız kaldım." "

Mesela sizler bir tren ile veya otobüs, uçak vb. ile şehirler, ülkeler, sokakları bir – iki saatte değiştirebilirsiniz. Dünyanın küçüklüğünün kanıtıdır bu. Fakat burada sabah uyandığım saat olan yedi buçuktan öğlen on ikiye kadar altı adımlık odamda elimde kitap okur turlarken, sizler ülke de değiştirmiş olabiliyorsunuz. Zaman farklı işliyor burada anlayacağınız. Şu anda akşam sekiz civarı. Küçük bir televizyon var odamda. Sınırlı sayıda televizyon kanalı izleyebiliyoruz. Yani resmi kurumların belirlediği sayı ve kanallar bunlar.”

Zeynep Avcı. Kadın Kapalı hapishanesi.  B-2, Elazığ

Zeynep Avcı’dan mektup var

Gül Güzel, 10.09.2021

 

Cezaevlerinden gelen mektupları haberleştirirken, aslında duygusal anlamda pek zorlanmam. Ama Zeynep Avcı için bu satırları yazarken öfke, üzüntüm, isyanım öyle büyüdü ki, içimizde susmayıp, sesi dışarılara kadar çıkan şarkı misali...Bir kadından fikir ve siyasi düşüncesinden dolayı bu kadar korkan ve bu denli ağır koşullar uygulayan bir sistem(!) bana ister istemez Musa Anter’in o meşhur söylemini hatırlattı diyor ve sözü Zeynep’e bırakıyorum.

***

"Sevgili B.ve W.

Güzel kartlarınız için teşekkür ederim. Yazmakta da biraz geciktiğim için özür dilerim. En azından bundan sonra arayı bu kadar açmam. Yazmış olduğunuz her satır çok kıymetli böylesi zamanlarda. Pandemi başladığından bu yana dışarıda her ne kadar işler yolunda pek gitmese de cezaevinde daha olumsuz ilerlediğinden emin olun. Daha önce günlük yaşamımdan söz etmemi istemiştiniz. Bunu her mektubumda yazacağıma emin olabilirsiniz. Aslında pek bir değişiklik olmaz; yani öyle bir hareketlilik yok. Mesela sizler bir tren ile veya otobüs, uçak vb. ile şehirler, ülkeler, sokakları bir – iki saatte değiştirebilirsiniz. Dünyanın küçüklüğünün kanıtıdır bu. Fakat burada sabah uyandığım saat olan yedi buçuktan öğlen oniki’ye kadar altı adımlık odamda elimde kitap okur turlarken, sizler ülke de değiştirmiş olabiliyorsunuz. Zaman farklı işliyor burada anlayacağınız. Şu anda akşam sekiz civarı. Küçük bir televizyon var odamda. Sınırlı sayıda televizyon kanalı izleyebiliyoruz. Yani resmi kurumların belirlediği sayı ve kanallar bunlar. Son iki yıldır pandeminin etkilerini, dünyayı izliyorum ve bu günlerde küresel iklimin insanlık eliyle geldiği aşamayı televizyon kanallarında gördükçe üzülüyorum ve nasıl bir dünya ile karşılaşacağımı düşünür buluyorum kendimi. Tabi sizlere de geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Almanya’da yaşanan selin görüntüleri de büyük üzüntü yaratıyor. Dilerim hepimiz dünyamızın değerini anlarız yarın çok geç olmadan, dünyanın bize ihtiyacı olmadığını ama bizlerin dünyaya ne kadar ihtiyacımız olduğunu tüm bu felaketler anlatıyor...

Ben de sizleri merak ediyorum. Aynı dili konuşamadığımızın farkındayım elbette, bunun zorluğu da en çok da sizler açısından oluyor. Burada ‘’yabancı’’ dilde yazılmış olan mektuplarda da çoğu zaman sorun yaşanabiliyor...Küreselleşen dünyada, küreselleşemeyen dillerimiz(!)...

Gizemli bir el sallayış bıraktım bugün çünkü siz uzaklarda ve bense, sürgün bir mendille yalnız kaldım. Her şey gönlünüzce olsun.

Zeynep Avcı. 25.07.2021, Kadın Cezaevi, B-2, Elazığ - Türkiye"

 

Zeynep’e ve dolayısı ile ağırlaştırılmış müebbet cezalarına dair:

Zeynep’i gözaltında taciz ve tecavüzlerin sık yaşandığı ve bu konuda kadın örgütlerinin yürüttüğü kampanyadan gıyaben tanırız. O da gözaltına alındığında işkence ve tecavüze uğramıştı. Bu saldırıyı kamuoyuna açıklayan cesur yürekli kadınlardan biridir. İlk tutuklandığında(1996...?) Gebze Cezaevine atılmıştı. Daha sonra aldığı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla, Mayıs 2010 tarihinde Ankara Sincan'a gönderildi. Ardından da bir süre sonra aldığı disiplin cezasıyla 2018’de Elazığ Cezaevine sürgün edildi ve hala tek kişilik hücrede.

Eskiden idam cezası onaylananlar infaza kadar, tekli hücrelerde bekletilirdi. AB'ye uyum yasaları çerçevesinde idam cezası kaldırıldı ve yerine ağırlaştırılmış müebbet getirildi. Cezanın infazına ilişkin hükümler ise, Evren'in "Asmayalım da besleyelim mi?" itirafının hala değişik bir versiyonu niteliğinde.

Evet! Şimdi asmıyorlar. Ama canlı canlı beyaz kefen içinde bekleterek, delirtmek, öldürmek üzere belirlenmiş tüm koşullar uygulanıyor! Demokratikleşmenin 21. yüzyılda Türkiye versiyonu böyle oluyor galiba! Bu yasanın infazına yönelik kuralların değiştirilmesi mücadelesinin yanı sıra; uzun bir süreden beri uygulamaya koydukları ve Korona Pandemisi süresiyle ayyuka çıkarttıkları tecrit içinde tecritte karşı mücadelenin daha güçlendirilmesi gerektiği de daha çok açık ve net!

Devlet yasayı uygulamada gayet mahir! Ancak ağır tutsaklık koşullarında tutulan Zeynep Avcı ve benzer durumda olan kadın, erkek siyasi tutsakların yaşadıklarından kısmen biliyoruz ki; yasanın tanıdığı bazı hakları da ‘’koşulları yok’’ denilerek kullandırılmıyor...kısacası Devlet eliyle, cezaevinde insan hakları askıya alınmış durumda. Tek kişilik hücredekilerin sayısı tam olarak bilinmese de, şu anda 3 bini aşmış olabilir. Tek kişilik hücre cezası en çok "ağırlaştırılmış müebbet’’ hükümlülerine uygulanması,  idam cezasının 2002’de kaldırılmasının ardından, 2005 yılından itibaren uygulanmaya başlandı.

 

İlişkili İçerik