Ayhan Kavak

Dr. Ayhan Kavak'ın yarım gelen mektubu ve yeni şiirleri

“Bu soğuk duvarlar ardında da elde kalan ifade yöntemlerinden biri de kalemin gücüyle patikalar oluşturup dışarıya yürüyüş eylemektir. Ben de nameyle birlikte bir yazı ve 4-5 şiirimsi karalamayla konukluğunuza geleyim dedim. Yazı demişken kitap ve dergilerin verilmemesi başlı başına bir sorun.”

AYHAN KAVAK

1 No.lu T Tipi Cezaevi A-12

Bandırma/BALIKESİR

***

20.02.2017

Kekê Adil Hocama,

Uzunca bir aradan sonra merhaba!

Tutsak Doktor yazdı: Eskiden Haftada 3-5 Mektup alırdım... Ama Şimdi..

"Hele acılar, bizlere yaşatılan acıları bile gasp etmeleri daha bir dokunur, öfkelendirir beni. Doğrusu yaşatılan acılarımızı sahiplenip kendi acıları diye ilan etmeleri aymazlığına söyleyecek söz bulamıyorum."

Ayhan Kavak

1 No.lu T Tipi Cezaevi A-12

Bandırma/BALIKESİR

***

14.11.2016

Kekê Adil Hocama,

Bandırma'ya Sürülen Tutsak Yazar Ziyaretçi Talep Ediyor

“Dedim ya, alıştık artık alışılmaması gereken bu mekanlara. Aslında alışma, yola revan olunduğunda ölüm ve yaşam arasında gidip gelen bir sarkaç misali tüm benlikte hissedilmekten kaynağını bulmakta. Tabii en büyük eziyet ailelere. O kadar uzağa gelmeleri çok zor. Anamı artık ayakları kendisini taşıyamadığından dolayı, Siirt'e bile tekerlekli sandalyeyle anca getirebiliyorlar. Ya Balıkesir tarafları? Doğrusu Ege ellerinde -Balıkesir- hiçbir akrabamızın olmadığı bölgelerden biri. Yol yok, iz yok. Hem orada benim üç kişilik görüşçü yazacağım hiç kimse de yok. (Sahi, oralarda İHD var mı?

Tutsak Dr. Ayhan Kavak Hapishanelerde Yasaklanan Kitapları Yazdı

"Hani bir ülkede demokrasinin ölçütü zindanlara bakılarak belli olur diye bir söz var ya, ben de bundan esinlenerek demokrasinin ölçütü kitap ve dergilerin yasak kategorisinde değerlendirilmesini ele alacağım (...) Şu daraltılmış mekanlarda yapılanlara akıl - sır ermiyor. Bir zindana rahatlıkla giren kitap ve dergi, işgüzar birinin elindeki salyangoz resminden kaçış krokileri diye ele alınırken bir başkası tarafından da çok müstehcen denilerek verilmeyen kitap - dergi haline gelebilmekte."

Tutsak Dr. Ayhan Kavak Yazdı: Özge Canlar, Sibel ve Temel için

"Hiç düşündünüz mü zindanlar ne anlatır? Düşende zindana, an donup kalır havsalalarda. Sanki zaman akıp geçmemiştir ve insanlar değişmeden bıraktığın yerde duruyormuşçasına algılanır. Toplumsal zaman akışının zindandan farklı yol aldığı akla gelir gelmesine de, asıl olarak geride bıraktıklarının arayıp sormaması yaralar insanı (…) Tüm bunları bilmene rağmen, gene de arayıp sormayanların çokluğuna karşın dayanışmayı, paylaşmayı, çoğalmayı dert edinen özge canların bana bizlere ulaşmaları bir başka oluyor.

Özge canlar, Sibel ve Temel için

ÖZGE CANLAR, SİBEL VE TEMEL İÇİN

İki canda tek yürek

Biri Sibel, diğeri Temel

Ne önemi var ki adların

Özgürlüğün hoş avazı olunca

İlla ararsan bir ad

Kötülüğe karşı yükselen barikat evladır.

Yaşama teyellenenleri kaldırır

Çağırır meydanlara

Sözün çiçeklenmesini arayacaksan şayet,

Gitme ırağa, aha da önünde durur

Sibel-Temel’dir çiçek…

Gah orada gah burada

Her dem kavganın ortasında

Eylemde pişmiş kitaplarla gelen canlar

Sibel ve Temel onlar…

Kitaplara Kıymak Üzerine

"Kişisel öykümde, serde müebbette yazgılatılmak varken, kitapların zindanda karşılaştığı uygulamalara değinmeden geçmek olmazdı. Tutsaklık koşullarında iktidarın görünür kılındığı ve kristalleştiği (kötülüğün kristalleşmesi!) mekanlarda akıllara durgunluk verecek düzeydeki yöntemleri tüm çıplaklığıyla yürürlüktedir. Baskı, işkence ve şiddetin yol açtığı yasaklamaların dönemsel ve mekânsal farklılıklar barındırsa da sayısız kısıtlama, hak ihlalleri ve mesleksiz yasaklamaların yanında kitaba karşı tahammülsüzlük adeta spontane bir hal almıştır. "