Makale

Zindanlardan gelen sıcak selamlar ve dahası…

Son iki yıldan beri Cezaevlerindeki siyasi tutsaklarla biz dışardakilerin irtibatını kesmek için her türlü hileyi kendine alet eden bir sistemin son çırpınışları olsa da, hepimiz uygulanan sürgün ve tecritlerden  dolayı büyük acılar yaşıyoruz. Yakınmak, dert yanmak maksatlı değil ama bu kadarına da artık YETER!!! Deme zamanı…Yoğunca maruz kaldığı sürgün ve tecrit mağdurlarından biri olan siyasi tutsaklardan Dr. Ayhan Kavak’tan gelen mektup, bu konuda önemli bilgileri ihtiva ediyor. O yüzden bu mektubu siz okurlarımızla paylaşmak kaçınılmaz oldu.

Hastalığının son aşamasında tahliye olan ve hayatını kaybeden yazar Nevzat Çapkın ile yaptığımız söyleşi

Tutsak hekim Ayhan Kavak ile yazar Adil Okay'ın hazırladığı Firari Yazılar adlı kitapta söyleşisi yer alan Nevzat Çapkın'ı 29 Ağustos'ta kaybettik.

Saygıyla anıyoruz.

Nevzat Çapkın'la sağlığında yapılan söyleşide sorulara verdiği yanıtları yayınlıyoruz.

OHAL'e Pandemiye Tecrite Rağmen Sanat - Sanatçı ve Sancı

“Yıllarca korku tarafından sömürüldük biz. Sadece ve sadece korku tarafından. Zulüm, yalan, kuşku… Bunlar hep korkunun çocuklarıdır. Havayı nasıl bomba denemeleriyle zehirliyorsak, ruhlarımızı da korkuyla zehirliyoruz…”  John Steinbeck

Adil Okay

OHAL’E PANDEMİYE TECRİTE RAĞMEN SANAT - SANATÇI VE SANCI

Konuya başlamadan önce kısa bir özet vereyim: Koronavirüs yayılıp ülkemizde ve dünyada can almaya devam ederken siyasi iktidar felaketten bile istifade etmeye çalıştı. Örneğin;

Mesafeler, sanatsal üretim ve siyaset

Peki! Ya üç etkinlik arasındaki mesafe! Her biri kendi çeperiyle sınırlı ve diğerinden habersiz olduğuna göre, ayrıca bir söz etmeye, vurgu koymaya gerek var mı?

“Yazmak bana iyi geliyor. Sanatın sağaltıcı bir gücü olduğuna inanıyorum.”

Geçtiğimiz günlerde bir söyleşide rastladım söz konusu ifadeye. Daha önce de çok kereler buna benzer ifadelerle karşılaşmıştım.

Tutsak Yazarlar Anlatıyor: Hapishanede Nasıl Üretebiliyoruz

"Özellikle son çeyrek yüzyılda hapishanelerde yazılan edebi eserlerde zaman, mekân ve temalar (ve tabi biçem) daha da genişlemiş, hapishanelerin sınırlarını aşmıştır. Tutsak yazarların düşlerinde hapishane kapıları, prangalar, tabular yıkılmış, mikro ve makro iktidarların yasakları, iç ve dış mahalle baskısı ve sansür metaforlarla delinmiştir. "