Sinan Bülbül'den Mektup: "Görüyor, hissediyor, yaşıyoruz. Hem de hapishanenin dört duvarı arasında!"
Merhaba Adil abi,
Öncelikle ailece hepinizi sevgilerimle selam ediyor, yaşamınızda hem mutluluklar hem de başarılar diliyorum.
Merhaba Adil abi,
Öncelikle ailece hepinizi sevgilerimle selam ediyor, yaşamınızda hem mutluluklar hem de başarılar diliyorum.
Sevgili Adil Abim merhaba,
Sevgi ve saygılarımı gönderiyorum, kucaklıyor öpüyorum seni ve Tülin Ablamı. Öykü'yü gözlerinden öpüyorum.
Doğru çocuğum yok biz nerdeyse çocuktuk içeri alındığımızda içerdekilerin bir çoğu duvarlara baka baka büyüdüler ve olgunlaştılar. Duvarlar çürüdükçe biz olgunlaştık. Sonra duvarlar yaşlanıp sıvanmaya bizde beyazlaşmış saçlarımızı boyatarak beyazları yalanlamaya başladık. Gelip baksanız çoğumuz hala çıkıp geldiğimiz çocuksu zamanımızı yaşıyor… Bizim kendi çocuklarımız yok biz içeri girdiğimizde kundaktaki kardeşimiz, yeğenimiz şimdi koca insan oldular. Bizler sadece bu olanları zindanının küçük penceresinden izliyorduk.
Diyarbakır'da binlerce kişi Diyarbakır 5 Nolu Cezaevinin İnsan Hakları Müzesi haline getirilmesi talebiyle düzenlenen mitinge katıldı.
TKMP, Eylül ayı hak ihlalleri raporunu açıklayarak, 3 Ekim'de Tekirdağ F Tipi önüne, tutsakların yanında olmaya çağrı yaptı
Tecrite Karşı Mücadele Platformu, Galatasaray'da yaptığı eylemle, hapishanelerdeki hak ihlallerini basına sundu.
Hapishanelerde devrimci- yurtsever tutsaklara dönük yaşanan hak ihlallerini her ay yaptığı açıklamayla basına duyuran TKMP, Galatasaray'da yaptığı eylemde hapishanelerde tecrite karşı direnen devrimci tutsakların yalnız olmadığını vurguladı.
Bir gün halklarımızla birlikte özgürleşeceğimize inanıyoruz. Sosyalist bir dünya mümkündür. Halkların eşit, özgür ve demokratik bir yaşamı için insan her şeyini ortaya koyacak gücü vardır. Bugünkü dünyanın içinde bulunduğu çürüme görülüyor ve yaşanıyor. Her şey çok somuttur. Dolayısıyla Alternatif bir toplumda, dünyada yaşamak mümkündür. Bu inanç bende güçlüdür.
12 Eylül 2012
Değerli Dost Heval Adil, merhaba.
30 eylül'de diyarbakır'da gerçekleştirilecek "diyarbakır 5 nolu cezaevi insan hakları müzesi olsun!" mitingi barışa giden yolda, önemli adımlardan birisi olacaktır.
29 Eylül 2012
diyarbakır 5 nolu cezaevi'nde 1980-84 arasında yaşanan "vahşet dönemi"yle ilgili olarak kurulan, benim de içinde yer aldığım, diyarbakır cezaevi gerçeğini araştırma ve adalet komisyonu'nun çalışmaları beş yılı aşkın bir zamandır sürüyor.
“Mersin'de yapılan KCK adı altındaki operasyonda gözaltı sayısı 42'ye çıktı. Gözaltına alınanlar arasında siyasetçiler, sendikacılar, gazeteciler de var. Mersin Emniyet Müdürlüğüne Terörle Mücadele polisleri, bu sabah çok sayıda kurum ve eve baskın düzenledi. Akdeniz Belediyesine bağlı İştar Kadın Danışma Merkezi, BDP Mersin Siyaset Akademisi, BDP Mersin İl Örgütü, İHD Mersin Şubesi ve çok sayıda ev, sabah saat 05.00'de eş zamanlı olarak basıldı. İHD binasının kapısının polisler tarafından kırılarak açıldığı, yapılan aramada üyelik defterlerine ve bilgisayarlara el konulduğu öğrenildi.
Adil hocam,
Gönderdiğiniz kitapları aldığımı bir önceki mektubumda belirtmiştim. Ütopya yayınevinden gelen “KARANLIĞIN İÇİNDE AYDINLIK YÜZLER – ÖLÜLERİMİZ KONUŞUYOR” isimli tiyatro oyununuz hakkındaki yorumlarımı – eleştirilerimi iletiyorum.
Renkli ve çok yönlü kişiliğiniz edebi çalışmalarınızda da kendini göstermiş. Şiirden, anıya, romandan öyküye çok geniş bir yelpazede yazmak ve her birinde başarıyı tescillendirmek kolay olmasa gerek.
Devletin her zaman inatçı çocuklarla başı dertte olmuştu. Bu yüzden toplum ‘huzurunu’ gözeterek, onlar için özel olarak inşa ettiği mekânlara koymuştu. Öyle ya, ortalıkta dolaşsalar, huzuru bozar, diğerlerine de kötü örnek olurlardı. Devletin yaptığı her şeyi sorguluyorlar, her şeye karşı çıkıyorlardı. Oysa devlet, Baba’ydı. Babaların bir otoritesi olmalıydı. Bu otorite sarsılsa, aile birliği ortadan kalkardı. Zaman zaman bu itaatsizlerden etkilenenler de oluyor, Baba zor durumda kalıyor, hiç de hoş olmayan yöntemlere başvurmak zorunda kalıyordu.