Öykü

Tekirdağ hapishanesinde yazılan öykü: MAHALLEDE SAHİPSİZ ARABA

Şubat 2019

Güneşli bir gün biz çocuklar tatilin rehavetiyle biraz geç uyanmış, kahvaltımızı edip Yenibosna sokaklarını yeni yeni doldurmaya başlamıştık. İlk olarak sokağımızın aşağı ucunda oturan Hasan’a rastladım. Hasan o dönemki kankamdı. Onunla muahabbet ederek dolaşmaya başladık.

Gözlerimiz mahalledeki samimi olduğumuz diğer çocukları ararken, bir kaç sokak ileride, sokakları dikine bölerek ilerleyen yol üzerinde park etmiş siyah bir otomobil farkettik. Otomobilin başında da iki çocuk merakla ona bakıyordu.

Kocaeli Hapishanesinden gelen bir öykü: Sineye Çekmek

      Sükût altın dediler de bu altının ne işe yaradığını hiç söylemediler. Ya da sükût altın dediler de bu altının hiç işe yaramadığını söylemediler veyahut ta sükûta altın dediler de herkeste biliyordu bu altının hiç bir işe yaramadığını, fakat kıymete saydılar yine de; korkudan ya da başka şeyden dolayı sustuk dememenin yoluna...

Suruç Gazisinin hapishanede yazdığı öykü: TAŞKIN

Öğle yemeğinden sonra her zaman ki gibi köşemize çekilmiştik. Sıkılganlıkla kapadığım gözlerimi sese açtım. Bir şey düşmüştü. Önemsemedim ama yeniden uyumak için daha kazla çabalamalıydım. Eskiden , böyle zamanların en güzel yanı düşlerimle başbaşalığım olurdu. Ucunu-bucunu bilemediğim, rengârenk düşlerim. Onlarla yaşadım, koştum, dönüştüm. Şimdi ki ise garip bir duygu, daha önce hissetmediğim. Ölü değilim. Bedenim, zihnim beni doğruluyor .Yüreğimi karartmadım . Fakat , sanki düşlerim terk etti beni, bir başıma kaldım . Birbaşılığımla mutsuzum. Zihnimi bir şeylere odaklamalıyım.