Ümüş Eylül Dergisinin 6. Sayısı

Tekirdağ Cezaevinde devrimci tutsaklar tarafından elle yazılıp mektupla dağıtılan 3 aylık Kültür Sanat Dergisi ÜMÜŞ EYLÜL'ün Ocak-Şubat-Mart 6. Sayısı e-dergi olarak yayında: HASAN ŞAHİNGÖZ VE ARKADAŞLARI TARAFINDAN CEZAEVİNDE ELLE HAZIRLANAN DERGİ ALİ ZİYA ÇAMUR TARAFINDAN E-DERGİ HALİNE GETİRİLMİŞTİR.

İletişim Adresi: Hasan Şahingöz. 1 no'lu F tipi cezaevi. C tek 55. Tekirdağ

Ümüş Eylül Dergisinin 5. Sayısı

Ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum olan ve yıllardır tek kişilik hücrede tutulan Hasan Şahingöz'ün içeride elle hazırladığı sanat edebiyat dergisi ÜMÜŞ-EYLÜL'ün 5.sayısı elimize ulaştı.

İletişim Adresi: Hasan Şahingöz. 1 no'lu F tipi cezaevi. C tek 55. Tekirdağ

Tüm sayılar için şu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz: http://gorulmustur.org/icerik/umus-eylul-dergisi

Direnmek

Pusuda bekleyen

Apansız ölümlerdi tarih.

Ve artık yaşam

sorgulanmaktadır, Zulmü

sorgulamaktır.

Sofradan çalınan ekmeği,

unutulmuş gülüşleri

ve kahbe ölümleri.

Artık direnmektir.

Artık isyandır.

Yaşamın tek adı..! (…)

Devrim Kayalı

Erzurum H-Tipi Kapalı Cezaevi C-6

Dön Çocuk

henüz bitmedi bu şiir
 

neden gidiyorsun

yağmur yağmur ağlarken kalemin

 

beni hüzün aldı

beni keder...
 

kırgın ve yaralı kaldı imgelerin, ah...

 

dön çocuk

aşktan, siirden kokuyor gecenin

dolunay bir garip titreşir

suyun teninde

 

bütün kızlar sarhoş

saçı başı dağınık en mahrem sırlarım

kibrit çaksan

fitil fitil tutuşur, ah...

 

dön çocuk

biraz yardan

biraz senden konuşuruz

Badem Gözlü Kız

Düşlerini ıslatan yağmurlar,
 

Ömrümüze inen ayışığı,

          Saçlarına taktığın yıldız buketi...

Hepsi burada!

                  Hey badem gözlü kız,

Sen neredesin?

Bak dağlı çocuklar tutuşmuşlar.

Sen de gelmez misin?
 

Bu sabah erken uyandım,

Ve “Zülfü kaküllerin amber misali”yi

                                      dinledim.

Öykülenme

ÖYKÜLENME

Sıcak ekmek

Ve taze düş aldım sana
 

Biri emek

Ve ateş kokulu

Biri haylaz mı haylaz

Biri kavruk yüzlü

İşçi yoksulu

Biri uslanmaz mı uslanmaz

 

Sıcak ekmek

Ve taze düş aldım sana

Biri açlığımı fısıldar

Diğeri ise en zifiri gecede

Yıldızlar düşürür aklıma

 

Ozan Veli

(Adres: Resul Sarıgül F1 cezaevi. C.31. Hacılar− Kırıkkale)

Kocaman Yürekli Çocuklar

Kocaman Yürekli Çocuklar 

Serkan Kaya

 

Varoşların asi çocukları

Gözlerinde inanç sevgi ve umut

Yaşanacak bir dünya şiarıyla 
 

Sarıldılar yaşama

 

Çetin yollar bekle onları

Bir ellerinde kitap

Diğerinde parke taşı

Ve kocaman yürekleri

Serkan Kaya

1 nolu F tipi hapishane

3−1−6−52 Sincan/ Ankara

Ay Işığı Solumaları

AY IŞIĞI SOLUMALARI

Sinan Bülbül

Sevgilim

Yaşama nereden başlasam

Orada senden çoğalıyorum

Bu tutsak dilimi karartmalı gecelerde

Gözlerine düşmek istiyorum

 

Sevgilim

Bizim diyarlarda sevmek ölüm

Sevda intihar

Yarenlerin aşklarına kan karışır

Aşk tutsak düşer aşiretlerin sürek avcılarına

 

Sevgilim

Bu bir ayrılık mektubu değil

Zamansız vedalar korkunun esiri

Yeni ortaçağa uyarlanmış eski bir masalım

Aşka zaman ayırmalı

Aşka zaman ayırmalı

İbrahim Şahin

Uykularımdaki geceyi sildim 

Düşleri gözlerimden

Sil yaşlarını

Bak kaç zaman oldu

Gözlerinsiz yaşıyorum

 

Ne zaman fark ettiysem

Hırçın bir sevdaya düştüğümü

Ve anamın gözyaşlarını

Akdeniz’den taşıdığını

Anladım ki bütün nehirlere

Bu kentin yalnızlığı düşmeyecek

 

Seni seviyorum diye

Kıskanıyor beni akşamlar

Ey sabahın kızı

Beni onların ellerine

(Beni gecelerin karanlığına)

Üşüten Düşler

7 Haziran 2012

ÜŞÜTEN DÜŞLER

Gecenin düşler üşüten bir vaktinde,

tüm şehir uyurken,

çok uzak diyarlardan
 

bir selam alıyorum sımsıcak.

Düşünülüp de yazılamayan sözler

geçiyor gözlerimin önünden bir bir.

Sonun getiremediğim şiirimse

hala aynı yerde...

 

Yangın büyüyor,

ismini hatırlamakta zorlandığım

bir enstrümanın yanık melodisi doldurur odayı.

Ses yoktu, ten çiçeksiz, oyun büyük.

Gölgesiz giden, genç benizli,

1 Mayıs

ÖYKÜ'YE 1 MAYIS ŞİİRİM

Hey sen!

Kapatma güneşimi

Bırak biraz ısınayım.

Bırak aydınlığı göreyim

Sevda türküleriyle canlanayım

 

Hey kalk!

Kalk ölüm zamanı değil.

Bak güneş doğuyor,

ısıtacak yarınların çocuklarını.

 

Toprağa sarılma zamanı değil,

devrim türkülerini haykırma zamanı.

Bakma öyle melul gözlerle

Yere düşmüş bedenime.

Sen baktıkça üşüyor bu can, bu beden.

 

Hey sen!

Kapatma toprağı üstüme.

Güneş doğacak elbette...

Hücrem

Yüreğimin prensesi sevgili Öykü merhaba!

HÜCREM

Sahipsiz

Soğuk, nem kapan hücremde

Bir ben varım

Anafora yakalanmış düşleriyle

Bir de

dün gece çizdiğim

boyacı çocuk var...

Öylesine masum

boynu bükük

bana bakıyor...

O an çocukluk düşlerime dalıyorum.

Acıyor her yanım

Ansızın vurulmuştu

yüreğimde büyüttüğüm uçurtma...

Yine el konulmuş

Yalnızlığımı paylaşan

hücreme renk katan

nağmelerim

“Yasak!” diye...

Hep canları anımsıyorum

Sözümüz

Yürüdüğün dağdır, taşıdığın candır

Can ile sevmeden serdar olunmaz

Ol cihanın içinde damarda demdir

 

Demini dökmeyen sevdakâr olamaz

Sevdakâr kavgada karar kılandır

Ol kavgada server olandır

Kâh nefeslerde, kâh hünerdedir

Gönülden gönüle akmadan olmaz

 

Sözümüz ey can sanadır

Sevdakâr olanın gönlü Cihan'dır

Cihan'da beyler, ağalar sana düşmandır

Gayrı kul olmak insana yaraşmaz

ALİ BABA ARI

Hoşgeldin Hücreme Çocuk

Öykü’ye

Küçük yüzünde polen yağmurları

Saçları gelecek hayat sarmaşığı

Suskun çığlıklarla çıplak bayırlar boyu,

 

Yaşlı, kuru, yapraksız ağaçlara

Su taşır gözlerinde...

Ve...

İner pencereme gece mavisi

Ay ışığı düşer hücreme

Bir dünya aranır yarına,

Büyür yavaş yavaş

Islak, buğulu, derin...

Bir çiçek açar birdenbire

Aydınlık, sıcak apak....

Siyah Salı bir gül değer alnıma,

Tutuşur şafağın masum bağrında,

Işıldar yavaş yavaş